Erişilebilirlik

California'da Tehlikeli Doğal Güzellik: 'Ölüm Vadisi'


Amerika doğal güzellikler bakımından zengin bir ülke. California’daki Ölüm Vadisi de bu doğal güzelliklerin başında geliyor. Ancak Amerika’daki çok sayıda ulusal parktan biri olan Ölüm Vadisi Doğa Parkı, güzel olduğu kadar tehlikeli ve ölümcül olabiliyor.

Ölüm Vadisi, 3000 metreden yüksek dağlarıyla haşmetli bir görüntüye sahip. Diğer taraftan, batı yarıkürenin en alçak noktası olan ve okyanus seviyesinden 86 metre aşağıda bulunan Badwater Havzası da bu vadi içinde bulunuyor.

Ölüm Vadisi’nin iklimi de uç değerlerde seyrediyor. Kış aylarında aşırı soğuk bir iklimi olan parkta, dağlardaki fırtınalar, ani seller oluşturabiliyor.

Yaz aylarındaysa hava sıcaklığı 57 dereceye kadar yükselebiliyor. Güneşin aşırı ısıttığı Ölüm Vadisi’nde toprak ve kayaların sıcaklığıysa 74 dereceye çıkabiliyor.

Ölüm Vadisi’ndeki aşırı sıcaklık geçmişte ölümlere yol açtı ve açmaya da devam edecek. Bu doğal güzellik bütün bunları dikkate almayan ziyaretçileri affetmiyor.

Ölüm Vadisi, vahşi doğanın en güçlü örneklerinden biri. Vadide, şiddetli patlamalara yol açmış birden fazla volkan olduğunu gösteren kanıtlara rastlamak mümkün. Bu kanıtlardan biri de volkanik patlamayla oluşmuş, bir buçuk kilometre genişliğindeki Ubehebe Krateri.

Ölüm Vadisi’nin birçok bölgesinde, yeryüzünün şiddetli hareketi sonucu oluşan nadir ve olağanüstü güzellikte kayalar bulunuyor. Bu kayalar kırmızı, koyu kahverengi, gri, sarı veya siyah renkte.

Bazı kayalarsa, sanki büyük bir yaratığın yeryüzünü eğip bükerek oluşturduğu korkunç şekillere dönüşmüş.

Ölüm Vadisi’ndeki kayaların üstündeki çizgiler, bu bölgenin binlerce yıl boyunca okyanusun derinliklerinde kaldığını gösteren belirgin işaretler veriyor. Vadinin büyük bir kısmı düz ve aşırı derecede kuru. Bilim adamları bu vadinin Amerika’nın en kurak bölgesi olduğuna inanıyor. Bazı alanlarda, vadi yüzeyinde sadece tuz görülüyor ve tuzlu arazide hiçbir şey yetişmiyor.

Ancak Ölüm Vadisi’nde hiçbir canlının yaşamadığını düşünmek yanlış olur. Vadi aslında hayat dolu. Biraz yağışın ardından hızla büyüyen vahşi çiçekler buna en güzel örnek. Bazı çöl bitkileri yerin altındaki suya ulaşmak için köklerini 18 metreden fazla derine salıyor. Vadide çok farklı cinslerde kuşlar, memeli hayvanlar ve sürüngenler yaşıyor.

Ölüm Vadisi, California’nın güneyi ve Arizona sınırı boyunca 225 kilometre uzanan çok büyük bir doğal park. Vadi, Büyük Mohave Çölü’nün bir parçası.

Bölge adını, California’da altının keşfedilmesinden bir yıl sonra, 1849’da, bir kadından almış. O dönemde ülkenin dört bir yanından binlerce kişi, altın bulmak amacıyla California’daki altın madenlerine akın etmiş.

Madenlere herkesten önce ulaşmak için acele eden bu kişilerin birçoğu dikkatsiz davranarak yanlış kararlar almış. Vadiyi yazın geçmeye çalışan bir grup aç ve susuz kalınca yanlarında götürdükleri hayvanları öldürüp yiyerek hayatta kalmayı başarmış.

Sonunda vadiden bir çıkış yolu bulan gruptan bir kadın arkasına bakarak “Hoşçakal ölüm vadisi” demiş ve o günden sonra bu bölgenin adı hiç değişmemiş.

Ölüm Vadisi’ni ziyaret edenler genellikle Scotty’nin Şatosu isimli büyük konağı da ziyaret ediyor. İspanyol mimarisinin kullanıldığı yapı, kalın duvarları sayesinde şiddetli sıcaktan korunuyor. Şato, 1929’da vadinin su bulunan birkaç bölgesinden birinde inşa edilmiş.

Şato adını, arkadaşları tarafından Scotty olarak çağrılan, altın madencisi Walter Scott’tan almış. Scott herkese bu evi altın madeninden kazandığı parayla yaptığını söylemiş. Etrafındakiler de ona inanmış. Ancak dürüst bir insan olmayan Scotty’nin hikayesi de yalanmış. Gerçekte Scotty birçok kişiden Ölüm Vadisi’nde sahip olduğu bir altın madenine yatırım yapmalarını isteyerek para toplamış. Bu kişilerden biri de Chicago’dan işadamı Albert Johnson imiş.

Johnson, Scotty’nin madenine yatıırm yapmış ve 1905’te altın madenini görmek için Ölüm Vadisi’ni ziyaret etmiş. Scotty Johnson’ı bir at sırtında vadideki dağlara götürmüş ve birçok kişinin inandığına göre bu seyahat sırasında Johnson’a altın madeni olmadığı gerçeğini itiraf etmiş.

Sağlık durumu çok kötü olan ve doktorların uzun süre yaşamayacağını düşündüğü Albert Johnson, Ölüm Vadisi’ne Scotty ile birlikte yaptığı geziden sonra hızla iyileşmeye başlamış. Kendisini yıllardır hissetmediği kadar iyi hisseden Johnson, bu mucizevi değişimin Ölüm Vadisi sayesinde olduğuna inanmış.

Bu gelişmeden sonra Scotty ile çok sağlam bir dostluk kuran Johnson, Ölüm Vadisi’nin batı ucunda ara sıra ziyaret ettiği bir ev yaptırmış. Evde yaşamaya başlayan Scotty herkese evi altın madeninden kazandığı parayla kendisinin yaptırdığını söylemiş. Albert Johnson da kimseye gerçeği söylememiş.

Doktorların öngördüğünün aksine 30 yıl daha yaşayan Albert Johnson, 1948’de ölmeden önce evi Walter Scott’a bırakmış. Scotty 1954’te ölmüş ve evin yakınında bir tepeye gömülmüş.

Ulusal Park Dairesi, 1970’de Scotty’nin Şatosu’nu satın almış. O zamandan beri de bu konak, Ölüm Vadisi Ulusal Parkı’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olmuş.

Ölüm Vadisi’ni her yıl bir milyondan fazla yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Genellikle Nevada’nın Las Vegas kentinden otobüslerle gelen ziyaretçiler, gün boyunca parkı geziyor ve akşam Las Vegas’taki otellerine geri dönüyor. Ancak parkta konaklayan ziyaretçiler de oluyor. Parktaki en popüler konaklama yeri Furnace Deresi yakınındaki otel.

Furnace Creek Inn adlı ünlü taş otel 75 yıl önce yapılmış. Otelin lobisinde Ölüm Vadisi’ne bakan iki geniş pencere var. Otelde konaklayan ziyaretçiler her akşam bu pencerelerin önünde toplanıp renk şöleni kıvamındaki gün batımını izliyor.
Vadinin renk değiştirmesini sessizce izleyen ziyaretçiler Ölüm Vadisi Ulusal Parkı’nda tanık oldukları muhteşem manzarayı hafızlarında ölümsüzleştirerek evlerine dönüyor.
XS
SM
MD
LG