Erişilebilirlik

Çağrı Yalkın: ‘İngiltere’de Türkler ve Suriyelilerle İlgili Yalan Kampanyası Yürütüldü’


İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararı ne anlama geliyor? Ayrılma süreci ne kadar sürecek? Bu karar borsalarda nasıl bir şoka neden olabilir? Dünyayı yeni bir ekonomik kriz mi bekliyor? Bu soruları, Londra’daki Brunel Üniversitesi öğretim üyesi Yardımcı Doçent Çağrı Yalkın’a yönelttik.

Daha önce Kadir Has Üniversitesi, Londra King’s College, Warwick ve New York Üniversitelerinde de görev yapan Çağrı Yalkın, İngiltere’nin AB’den çıkma kararını şöyle değerlendirdi:

“Aslında Margaret Thatcher’ın devalüasyon kararlarına biraz dayandırabiliriz bunu.Onunla birlikte gelen daha doğrusu onun üstüne eklenen 2008 ekonomik krizinden sonra krizin müsabbibi olan bankacılık ve finans sektörleri yerine durumu kurtaracak bir kurban lazımdı. Bu kurbanlar da göçmenler ve fakirler olarak seçildi. Bazı muhafazakar düşünce kuruluşları (think tank’ler), Başbakan David Cameron’la iyi ilişkileri olan halkla ilişikiler şirketleri, dikkatleri finans sektöründen göçmenlerle fakirlerin üzerine çekmeyi başardı. Bu resmin üstüne bir de David Cameron’un 2015 seçim paniği eklenince, seçimi kazanabilmek için, “Eğer beni seçerseniz size istediğiniz ayrılık referandumunu yaptıracağım” diye söz verip seçimi kazandı. Zaten 2008’den beri İngiliz Bağımsızlık Partisi’nin bu şekilde bir dalgalanması vardı. “Birlikten çıkarsak daha güçlü oluruz” diye. Dolayısıyla bu bizi bugüne, bu referendum sonuçlarına getirdi. Biraz da tabii burada referendumun yapılması Boris Johnson’ın da aslında kariyer planının bir parçası.”

Çağrı Yalkın’a göre, İngiltere’nin AB’den çıkma sürecinin ne kadar süreceği konusunda bir ‘iki yıl’ tahmini yapılıyor. Öncelikle kararın İngiliz Parlamentosu’ndan geçmesi gerekiyor.

“İngiltere’yi AB’ye üye yapan kararın yerine yeni bir karar tasarısı sunulması gerekiyor, ülkenin birlikten çıkması için. Ardından kararın kraliçe tarafından onaylanması gerekiyor. Kraliçenin bugüne kadar parlamentonun herhangi bir kararına saygısızlık etmişliği yok. Dolayısıyla kraliçenin onaylamaması gibi bir durum beklenmiyor. Ama bütün bunların yapılması zaten Ekim’i bulabilir. Ondan sonra da Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci başlar ki o da kolay bir süreç değil. Artı İngiltere tek başına nasıl var olacak bunca senedir bir ekonomik birlik içindeyken. Bloklarla tekrar ayrı anlaşmalar yapması gerekecek. ABD Başkanı Obama şöyle bir mesaj gönderdi İngiltere’ye. ‘Bizimle yeni bir anlaşmaya girmek isterseniz, sıranın sonundan başlamak zorundasınız. Ben size başka ülkelerin önüne geçiremem, önce sizinle anlaşma yapamam’ dedi. Dolayısıyla süreç uzun süreceğe benziyor.”

Referandum öncesinde bir korku kampanyası yürütüldü. Bu kampanyada özellikle Türkiye’nin AB üyeliği ve göçmenlik konusu işlendi. Türkiye’nin AB üyeliği gerç ekleşince Türkler’in İngiltere’ye akın edeceği ve İngiltere’de işsizliğin artacağı, İngilizler’in daha zor hayat koşullarıyla yaşamak zorunda kalacağı öne sürüldü. Kararın çıkmasında bu da etkili oldu mu? Türkiye’nin AB üyeliği David Cameron’un söylediği kadar uzak mı? Cameron “Türkiye 3 bin yılına kadar üye olamaz” demişti. Çağrı Yalkın bu konuda şu yorumda bulunuyor:

“Kesinlikle etkili oldu. Kampanya sırasında rakamlar doğru söylenmedi. İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne haftada 350 milyon sterlin katkı yaptığı söylendi, bu rakam yanlış, 163 milyon sterlin doğru rakam ve bu rakamın büyük bir kısmı aslında çiftçilere sübvansiyon olarak geri dönüyor. Bu Thatcher’ın İngiltere’ye kazandırdığı ayrıcalıklardan biri. Bu konuda açıkca yalan söylenen bir kampanya izledik. Açıkça söylenen diğer yalan da Türkler’in yarın Avrupa Birliği’ne gireceği ve Türklerle beraber Suriyeliler’in de İngiltere’ye grime hakkı olacağıydı. Bu da sanırım İngiltere’deki yabancı düşmanlığı konusunda bir fikir verir. Umarım Cameron Türkiye’nin üyeliğiyle ilgili sözlerinde yanılıyordur.”

XS
SM
MD
LG