Erişilebilirlik

Brookings Enstitüsü Uzmanlarından Darbe Yorumu


Amerika’daki düşünce kuruluşları, darbe girişiminin ardından Türkiye ile ilgili peş peşe toplantılar düzenliyor. Brookings Enstitüsü de bunlardan biri.

Kuruluşun uzmanlarından Kemal Kirişçi, Ömer Taşpınar, Shadi Hamid ve Michael O’Hanlon, darbe girişiminin Türk demokrasisi, dış politikası ve Suriye savaşına etkilerini masaya yatırdı.

Türkiye’nin geçmişte çok darbe gördüğünü hatırlatan kuruluşun Türkiye Masası Direktörü Kemal Kirişçi, bu girişimin ise tamamen şok edici olduğunu söyledi. Kirişçi bu girişimin iyi anlamda bir sürpriz tarafı olduğunu da söyledi: "Halk ve meclisteki muhalefet partileri hiç tereddüt etmeden darbeye tepki gösterdi, lanetledi ve demokrasinin ilkelerine sahip çıktı. Bunu seçilmiş bir hükümete, hele ki net bir çoğunlukla seçilen bir hükümete yapılamayacağını gösterdiler."

Ancak Kirişçi Türkiye’de yaşanan temizlik operasyonuyla ilgili ise uyarıda bulundu: “Görevden almaların ve gözaltıların vardığı nokta, olayın bir cadı avına dönüştüğüne dair güçlü bir izlenim yaratıyor”

Brookings uzmanlarından Ömer Taşpınar da darbe girişimi için sadece Fethullah Gülen’in işaret edilemeyeceğini söyledi: “Bu darbe Gülen hareketinin girişimi olmaktan öteye gidiyor. Tahminen geleneksel Kemalistlerin yanı sıra aşırı laik unsurlar da bu işin içinde. Ordu içinde tutuklanan isimlerin sadece orta rütbelilerden değil daha üst kademedeki isimlerden oluşması da, bu girişime katılımın daha derin olduğunu gösteriyor.

Taşpınar, ABD’nin Fethullah Gülen’i iade edip etmeyeceğini de değerlendirdi: "Bana göre Fethullah Gülen’in tüm olan bitende parmağı olduğunu kanıtlamak zor. Zira anladığım kadarıyla bu hareket tipik hiyerarşik ve merkezi bir yapılanmaya sahip değil. Yani karar alım süreci en tepeden gelmiyor ya da hareketin ruhani lideri, atılan her adıma organik ya da operasyonel anlamda dahil değil."

Ancak Taşpınar, önemli bir benzetme yaparak Gülen’in Türkiye için anlamına dikkat çekti: "Fethullah Gülen, hükümetin nazarında Usame Bin Ladin’den farksızdır. Ve Türk hükümetine göre ABD, iadeyi reddediyor. Bin Ladin kadar tehlikeli birini iade etmiyor ve bu Türk-Amerikan ilişkileri için çok uç noktalara gidebilir ve Türkiye irrasyonel tepkiler verebilir. Bu Türk hükümeti için gerçekten varoluşsal bir sorun. Erdoğan bir darbeden kurtuldu, bir suikastten kurtuldu. Şu anda yaralı bir kaplan ve sadece içeride değil dışarıda da intikam peşine düşecektir. Panik yaratmak istemiyorum ama gerçekten bilinmeyen sulardayız."
Brooking’in Ortadoğu uzmanlarından Shadi Hamid ise Türkiye’deki girişimi, 2013’teki Mısır darbesi üzerinden değerlendirdi ve ABD’nin darbeyi yapan General Sisi’ye yaklaşımını hatırlattı: "Eğer darbe girişimi daha iyi yönetilseydi ve başarıya ulaşsaydı, buna tanık olması çok zor olacaktı. Zira bana göre Dışişleri Bakanı John Kerry dahil Obama yönetimi, hızla darbecilerle barış yapardı. Yakın tarihe bakalım ve dürüst olalım. Şunu da unutmayalım Kerry, Mısır’da darbeden sadece bir ay sonra Sisi için demokrasiyi yenileyen biri olduğunu söylemişti. 2 küçük çaplı katliamdan sonra, 14 Ağustos 2013’teki büyük katliamdan hemen önce demişti. O yüzden Türkiye’de darbe gerçekleşseydi, benim için déjà vu gibi olacaktı. ABD, Mısır’daki gibi darbeye darbe demeyebilirdi."

Shadi Hamid, AK Parti yönetimin söylemlerinde şahit olduğu keskinliği de eleştirdi: "Normalde diğer ülkelerdeki İslamcı hareketler, hiç olmazsa uzlaştırıcı görünmeye çalışır. Buna gerçekten inanmasalar da “ah bakın liberallerle de, laiklerle de çalışıyoruz onlardan nefret etmiyoruz” gibi hiç olmazsa yalandan davranırlar. Ama Ankara’da etkili ve önemli bir kaç isimden şöyle şeyler duydum: “Laikleri yok etmek istiyoruz ve bunun için özür dileyecek değiliz, bu bizim hakkımız çünkü peş peşe 4-5 seçim kazandık ve bu bizim için adalet demek.” Hatta dönemin başbakanı Davutoğlu’nun kıdemli danışmanlarından biri, çok çarpıcı bir cümle kurdu bana ve “Atatürk’ü mezarına yollamalıyız “dedi

Brookings Enstitüsü’nün güvenlik ve istihbarat masası uzmanlarından Michael O’Hanlon ise darbe girişimi nedeniyle ABD’nin çok da endişelenmemesi gerektiğini söyledi. O’Hanlon, ABD’nin bölgedeki varlığını çeşitlendirmesi gerektiğini, bunun için de Kuveyt, Bahreyn gibi başka seçenekler olduğunu vurguladı.

  • 16x9 Image

    Dilge Timoçin

    Dilge Timoçin Amerika'nın Sesi'ne katılmadan önce Al Jazeera, Reuters, Deutsche Welle gibi yabancı basın kuruluşları için çalıştı.  Al Jazeera Türk'ün kuruluş aşamasında yer aldı. Al Jazeera İngilizce için prodüktörlük yaptı; Lübnan'dan, Suriye sınırından ve Katar'dan haber geçti. 

XS
SM
MD
LG