Erişilebilirlik

BRICS Ülkeleri’ne “Yeni Emperyalizm” Suçlaması


BRICS ülkelerini oluşturan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika liderleri

BRICS ülkelerini oluşturan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika liderleri

Kuruluşunun beşinci yılını dolduran BRICS bloku bu yıl Güney Afrika’nın Durban kentindeki toplantısında, üye ülkelerin Afrika’yla ekonomik ilişkileri nedeniyle eleştiriliyor

Reuters ajansının verdiği bir haberde, Durban kent merkezindeki bir kiliseye asılı pankartta “BRICS, Afrika’yı parselleme,” yazıyor. Slogan 19. Yüzyıl’a bir gönderme. Berlin Konferansı’nda büyük sömürgeci güçlerin Afrika’yı aralarında paylaşmalarını tarihçiler, dönemin vahşi kapitalizminin zirve noktası olarak tanımlıyor.

Afrika’nın sömürgeci ülke yönetimlerinden kurtulmalarından yıllar sonra sıranın BRICS üyeleri Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan ve Güney Afrika’ya geldiği düşünülüyor. Bu devletler, “Kalkınma için Ortaklık, Entegrasyon ve Sanayileşme” sloganını kullansa da asıl amaçları mercek altına alınmış durumda.

Başta Çin olmak üzere BRICS ülkeleri bugün Afrika’nın en büyük ticaret ortaklarını ve en büyük yatırımcılarını oluşturuyor. Ticaret hacminin 2015 yılında 500 milyar doları geçmesi bekleniyor. Bu rakamın yüzde 60’ını Çin’in gerçekleştireceği tahmin ediliyor.

Alt-Emperyalist güçler’

Dünya nüfusunun yüzde 40’ını ve küresel ekonominin yüzde 20’sini oluşturan bloğun liderleri amaçlarını “küresel güneyin küresel güneyle” ortaklığı olarak göstermeye çalışsa da KwaZulu Natal Üniversitesi sivil toplum merkezinden Profesör Patrick Bond, Afrika ülkelerinin aldıkları yatırımlara ve yardımlara dikkat etmesi gerektiğini söylüyor. Bond kardeşlik söylemlerinin ötesine bakıldığında, 19. Yüzyıl’dan çok farklı olmayan düzensiz bir emperyalist rekabetin gözlemlenebileceğini ve BRICS üyelerinin Afrika kaynaklarını sömürürken, sanayileşmeye ve iş yaratımına yeterince katkıda bulunmadığını söylüyor.

Bond ayrıca, 21 Mart’ta allAfrica.com sitesinde kaleme aldığı yazısında BRICS ülkelerinin “alt-emperyalist” güçler olup olmadığını sorguluyor. Bond, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın liderliğini yaptığı Afrika Ulusal Kongresi üyeleriyle konuşurken, partisinden “disiplinli bir sol güç,” olarak bahsetmesine, ama Davos’ta konuşurken Güney Afrika’nın yatırıma açık olduğunu söylemesine dikkat çekiyor. Bond’a göre BRICS üyeleri küresel sistemin “yerel şerifleri” gibi çalışıyor.

Bu kaygı Afrika halkları tarafından da paylaşılmaya başlandı. Gine, Nijerya, Zambiya ve Mozambik, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika şirketleriyle milyarlarca dolarlık petrol, madencilik ve altyapı anlaşmaları imzaladı.

Bu projelerin bazıları hammadde üretimine yoğunlaştıkları, şeffaf olmadıkları, oldukları ülkelerde yeterince istihdam yaratmadıkları ve dolayısıyla kalkınmaya destek vermedikleri eleştirileriyle karşı karşıya geldiler. Geçmişte Batılı şirketler de bu tarz eleştirilere hedef oluyordu. Bu yüzden yoksullukla mücadele eden eylemciler de BRICS şirketlerinin Batılı şirketlerden farklı olmadıklarını söylüyor.
Afrika’nın yeni emperyalizme karşı karşıya olduğunu söyleyen Nijerya Merkez Bankası Başkanı Lamido Sanusi Çin’i Afrika’nın sanayisini daha da kötü hale getirmek ve az gelişmişliği artırmakla suçladı. Sanusi 11 Mart’ta Financial Times’a yazdığı makalede Çin’in Afrika’dan temel ürünler aldığını ve karşılığında sanayi ürünleri sattığını ve bunun sömürgecilik tanımının özü olduğunu söyledi.

BRICS temsilcileri ise bu iddialara şiddetle karşı çıkıyor. Çin’in Afrika özel temsilcisi Zhong Jianhua Çin’in Batılı güçlerden farklı olduğunu çünkü kendilerinin de geçmişte sömürgecilerin baskısına uğradıklarını söylüyor. Zhong’a göre bu ortak geçmiş Çin için bir avantaj. Çinli firmaların kendi işçilerini kullandığı eleştirisine karşı Zhong Çinli şirketlerin Afrikalı işçileri eğitmesi gerektiğini söylüyor.

Güney Afrika Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Catherine Grant-Makokera BRICS ülkelerinin Batı’yla aynı olmadığını söylüyor. Makokera kıtadaki bu yeni oyuncuların altyapı yatırımlarında daha istekli olduğunu ve finansman sağlama ya da yardımlar konusunda farklı olduklarını söylüyor. Ancak Makokera yardımlara yaklaşıma bakıldığında hız avantajı olmasına rağmen, BRICS ülkelerinin işçi hakları ve çevre standartları konusunda daha gevşek olduğunu söylüyor.

Buna bir örnek Brezilya madencilik devi Vale. Kar amacı gütmeyen İsviçreli Kamu Gözü grubu şirketi çevre ve insan haklarına en duyarsız şirket olarak belirledi. Mozambik’te kömür çıkaran şirket ülkede şiddetli gösterilere sahne oldu. Halk, zorla evinden atılanlara yardım edilmesini ve bölge insanının yatırımlardan pay sahibi olmasını istiyor. Şirketin Afrika operasyonlarının başında bulunan Ricardo Saad ise suçlamaları reddediyor ve sözleşmelerle ve hükümetlerle anlaşarak yapılan yatırımların, sömürgecilikle karşılaştıramayacağını söylüyor.

Grant- Makokera BRICS üyelerinin kalkınmakta olan ülkelere farklı fırsatlar sunduğunu düşünüyor ve şimdilik en azından oyuncuların çeşitlenmesinin bile avantajlı olduğunu düşünüyor.

Kalkınmış ekonomilerdeki durgunluk sürerken gelişmekte olan BRICS ülkelerinin Afrika’daki etkinlikleri artmaya devam ediyor. Kaynak arayan Komünist Parti yönetimindeki Çin’in ise küreselleşmedeki rolü arttıkça emperyalizm suçlamaları artacağa benziyor. Bu orta gelirli ülkelerin, az gelişmiş ülkelerde bırakacağı etki yıllarca tartışılmaya devam edebilir.
XS
SM
MD
LG