Erişilebilirlik

'İstanbul'a Kanal Kurmak İsraf Olur'


'İstanbul'a Kanal Kurmak İsraf Olur'

'İstanbul'a Kanal Kurmak İsraf Olur'

Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre önümüzdeki 25 yıl içinde Rusya’ya özellikle doğal gaz alanında bağımlılık artacak. Ancak Rusya’nın üretimi arttırmak için altyapıya yatırım yapması gerekiyor. Petrol üretimininse doğal gaz kadar artması beklenmiyor. Rusya zaten artması beklenmeyen petrolünü dış pazarlara ulaştırmak için alternatif boru hatları inşa ediyor. Bu da Türkiye’nin Boğazlar’dan petrol tankeri geçişini hafifletmek amacıyla İstanbul’un Avrupa yakasında yapılması planlanan kanala ihtiyaç olup olmadığının sorgulanmasına neden oluyor. Alparslan Esmer, bu konuda Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Avrasya Bölgesi Enerji Uzmanı Adnan Vatansever’le konuştu.

VOA: Rusya bugün Avrupa açısından önemli enerji üreticisi. Rusya önümüzdeki dönemde bu ülkelerin, hatta Türkiye’nin de dahil enerji ihtiyacını karşılayabilecek durumda mı?

ADNAN VATANSEVER: Şimdi Rusya şu anda, dediğiniz gibi aslında enerji üretimi açısından son derece önemli bir ülke ve önemi de devam edecek. Yalnız geçen seneye bakarsanız, Rusya petrol üretiminde birinci sıradaydı. Suudi Arabistan’dan da biraz daha fazla üretiyor. 505 milyon ton, bu yaklaşık 10,2 milyon varil, günlük üretime tekabül ediyor. Gaz konusunda da yine ABD’yle aynı seviyede ve bu sene büyük olasılıkla bir numara olacak tekrar üretimi. Yaklaşık 640 milyar metreküp üretimi öngörmüştü. Şimdi gelecekle ilgili bunlara bakarsanız, Rusya tabi ki, toplam, hem petrol hem doğal gaz bir arada bulununca önemli üretici kalmaya devam edecek. Belki Suudi Arabistan bir süre sonra petrol üretiminde Rusya’nın önüne geçebilir. Ama hem gaz, hem petrol bir arada tutulunca Rusya enerji konusunda dünyadaki en önemli oyunculardan biri. Çok uzun bir süre de bu şekilde olmaya devam eder. Yalnız Rusya dünyanın artan talebini ne şekilde karşılayabilir sorunuza gelmek istiyorum. Onunla ilgili olarak, petrol konusunda çok ciddi artış beklenmiyor Rusya’da. Neredeyse şu anki üretim seviyesinde kalması bekleniyor. Çok minimal bir artış olması bekleniyor gelecek birkaç senede ve bundan sonra o seviyede kalabilir ve hatta düşüşe de geçebilir. Gaz konusu oldukça farklı görünüyor. Gaz konusunda Rusya’nın kendi stratejisine bakarsanız, yaklaşık yüzde 40-50 artış bekleniyor gelecek 25 sene içinde. Bunun olmasıyla ilgili tabi ciddi soru işaretleri var, mümkün olup olmadığı konusunda. Ancak rezervlerine bakarsanız, Rusya’nın gaz rezervleri, dünyanın dörtte birine sahip ve petrol konusunda da sekizinci sırada. Gaz rezervi konusunda tabi ki tartışmasız birinci sırada. Tek soru işareti tabi ki, yeterince yatırım yapılabilecek mi, ki bunlar yatırıma dönüşsün.

VOA: Geçtiğimiz günlerde toplantıda uluslararası enerji ajansı şu konuya da dikkati çekti. Rusya’nın doğal gaz üretiminin hiç arttırılmadan, bir gram bile arttırılmadan ihracatının iki katına çıkarılabileceği konusunda. Bu konudaki görüşünüz nedir?

AV: Bu çok geçerli bir görüş aslında. İlk kez söz edilen bir durum değil. Uluslararası Enerji Ajansı, yeni raporunda bunu bu şekilde sundu. Bundan yaklaşık üç sene önce de Dünya Bankası da benzer bir rapor sunmuştu. Yani gaz üretimi hiçbir şekilde arttırılmadan bile, ihracatın neredeyse iki katına çıkartılabileceği söyleniyordu, iki üç sene önce yapılan araştırmalarda. Bunun başlıca sebebi Rusya’da enerji verimliliğinin son derece düşük olması. Rusya’nın enerji verimliliğine bakarsanız, Avrupa ülkelerinin çoğundan yaklaşık üç kat daha düşük. Yani enerji verimliliği nedir: Belli bir GSMH için tüketmeniz gereken enerji miktarıdır. O enerji miktarı Rusya’da fazlasıyla yüksek. Bu bir bakıma iklim sebebiyle olan bir sonuç. Ancak Kanada ya da Finlandiya gibi ülkelerle kıyaslandığında da, Rusya yaklaşık iki kat, hatta iki kattan da daha fazla enerji tüketimine sahip bu birim başına. Bu tüketim seviyesinin Avrupa ortalamasına düşürülmesi durumunda, yani enerji verimliliğinin iyileştirilmesi durumunda Rusya’nın en azından sadece gaz konusunda bile ihracatını iki katına çıkartabilmesi mümkün. Yani hiç üretimini arttırmadan bile, ki üretimini arttırma potansiyeli de son derece yüksek. Bu da ayrı bir avantaj onlar açısından.

VOA: Şu açıdan yalnız, üretim teknolojileri ileri seviyede mi yoksa geri aşamada mı?

AV: Doğal gaz üretim teknolojileri, onların başlıca şirketi Gazprom son teknolojileri kullanmaya çalışıyor ancak Gazprom’un kendisi de üretici olarak verimli bir şirket değil. Son derece iyi yönetilmeyen bir şirket olarak bilindiği için, devlet şirketi sonuçta. Onun bir kere çok ciddi ilerleme kaydetme imkanı var. Ancak Gazprom dışında son zamanda gelişen bağımsız üreticiler var ve bağımsız üreticilerin Rusya içindeki payı dörtte bire ulaşmış durumda. Yani artık Gazprom tek başına bir oyuncu değil orada. En önemli oyuncu olmaya devam ediyor ancak bağımsızların da giderek ağırlığı artmıştır Rusya’da.

VOA: Önümüzdeki Mart ayında Rusya Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Vladimir Putin’in yeniden cumhurbaşkanlığına gelmesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Rusya’nın önümüzdeki dönemde enerji politikalarında değişiklik olacak mı, yoksa daha agresif bir tarz izleyecekler mi?

AV: Rusya’nın enerji politikasını zaten son dört senede belirleyen kişi yine Putin olmuştu. Başbakan olmasına rağmen karar verme mekanizmasından en önemli kişi kendisi kaldığı için son dört senede. Ben çok ciddi bir değişiklik beklemiyorum, ancak Rusya’da bazı konularda değişiklik olma ihtimali var, çünkü şartlar gerektirmeye başlayabilir bunu. Mesela hem petrol hem de gaz konusunda, son 20 senede yapılan yatırımlar olması gerekenin oldukça altında kaldığı için bu üretim seviyesini şu andaki seviyede tutma konusunda bile bir ciddi ciddi sorunları var. Tabi ki gaz konusunda bunlar arttırılabilir ama çok ciddi şekilde yatırıma ihtiyaçları var, o yatırımın gelebilmesi için sektörle ilgili bir değişiklik yapılması gerekebilir, hem de belki bir bakıma yabancılara karşı, yabancı üreticiler ve yabancı yatırımcılara karşı tavır değişikliğine gidilebilir Rusya’da, böyle bir ihtimal var gelecek birkaç sene içinde.

VOA: Peki şu var. Her zaman dile getirildi tabi ki, Rusya’nın özellikle doğal gaz alanında bölgesinde, ya da dünyada tekelci konumu üstlenmesi konusunda kaygılar dile getirildi, bunlara katılıyor musunuz?

AV: Şimdi tam olarak tekelci olduğu söylenemez. Çünkü Avrupa’da tabi Rusya dışında dışardan gelen çok önemli miktarda bir Norveç’ten gelen gaz var. Cezayir’den çok ciddi bir miktarda gaz geliyor. Rusya tabi ki en önemlisi ancak tekel durumunda değil. Yalnız fiyatların belirlenmesi, doğalgazın Avrupa’daki fiyatının belirlenmesi konusunda Gazprom son derece önemlidir. Ve Avrupa’nın en büyük endişelerinden biri de Avrupa’nın kendi üretiminin düşmesi nedeniyle, giderek ithalatı daha da fazla artacaktır. Bu da Rusya’ya daha fazla ihtiyaç var demektir bundan sonra.

VOA: Anlıyorum. Rusya’nın petrol ihracatına da geleceğim bu noktada. Tabi ki dediğiniz gibi, doğal gaz kadar petrol üretilmiyor anlaşıldığı kadarıyla. Tabi ki petrolünü ihraç etmesi için Boğazlar’ı kullanıyor ve Türk hükümeti Boğazlar’daki bu petrol tankeri geçişini hafifletmek Avrupa yakasında bir kanal açacağını duyurdu. Bu sizce Karadeniz’den gelecek bu yükü nasıl hafifletecek?

AV: Şimdi o kanalın ilk başta gerekli olup olmadığını tartışmak gerekir bence. Böyle bir karar verilmeden önce, benim merak ettiğim konu, acaba yeterince araştırma yapıldı mı gelecekteki Boğazlar’dan geçecek petrol tankeri konusunda. Ben kendim eskiden böyle bir araştırmanın içinde yer almıştım ve oldukça ilginç rakamlar ortaya çıkıyor. Mesela Boğazlar’dan geçen trafik 2005 yılında en yüksek düzeye ulaşmıştı. Yaklaşık 151-152 milyon ton ham petrol ve petrol ürünleri olarak. Ondan sonra düşüşe geçmiş durumda. Geçen sene yaklaşık 135 milyon tona düşmüş durumda bu. Çok ciddi bir şekilde bakılırsa, hem Rusya’dan hem de Kazakistan’dan gelen petrolün gelecekte ne şekilde nereye gideceğine ne kadar üretim olacağına bakılırsa, şöyle bir görüntü ortaya çıkar. Rusya’nın petrol çıkarma ihtimali oldukça düşük. Kazakistan önemli derecede petrol üretimini ve ihracatını arttıracak. Bir bakıma bu ihracatın bir kısmı potansiyel olarak Karadeniz’e girebilir ve oradan da Boğazlar üzerinden Türkiye’den geçmek durumunda kalabilir. Ancak şöyle bir durum var. Rusya son birkaç senede birkaç yeni petrol boru hattı kurdu. Bir tanesi mesela daha bugünlerde onun genişletilmiş hali açılacak, Baltık Cumhuriyetlerine doğru. Yedi-sekiz sene önce ilk kısmını kurdu, şimdi ikinci kısmını kuruyor. Sırf bu hat bile 50 milyon ton yeni kapasite oluşturacak. Onun dışında Asya piyasasına doğru akmasını istediği bir boru hattı kurdu. Toplam kapasitesi, tam faaliyete geçince 80 milyon ton. Rusya’nın kendi üretiminin çok fazla artmayacağını ve kendi tüketiminin artacağını düşünürsek, değişik rakamlara bakarsanız, mesela Uluslararası Enerji Ajansı, Rusya’nın ihracatının azalacağını söylüyor. Rusya’nın kendi enerji stratejisiyse, ihracatta pek değişiklik olmayacağını söylüyor. Yani Rusya’nın Boğazlar’dan petrol gönderme ihtiyacı kalmıyor, en azından artması öngörülmüyor. Şu andakinden daha fazla artacağı düşünülmüyor, hatta azalma ihtimali son derece yüksek. Şu anda bile Rusya için Boğazlar üçüncü sıradadır. Bir numara Baltıklar, ikincisi Drujba boru hattıdır. Ancak üçüncü sıradadır Boğazlar. Şimdi Kazak petrolünün artmaya devam ettiğinde onun büyük bir kısmının Rusya’dan geçebileceğini düşünürsek, zaten Rusya’nın stratejisi de bu yöndedir. İlerde Boğazları geçen petrol miktarının artma ihtimali oldukça düşüktür. Bu durumda da yeni bir kanal kurmak, oraya 50 milyar-100 milyar dolar harcamak çok büyük israf olur. O kadar miktar yatırım yapılmak isteniyorsa, başka alanlara kaydırılabilir. Mesela Türkiye’nin enerjinin verimliliği konusunda yatırımlar yapılabilir, ya da yenilenebilir enerji konusunda yatırımlar yapılabilir, bunlar çok daha ciddi çözümler sağlar Türkiye açısından. Boğaz’da kanal kurmak tamamen israf olur bence.

VOA: Türkiye son dönemde kaynaklarını çeşitlendirme konusunda ne kadar aşama kaydedebildi?

AV: Son dönemlerde çok ciddi bir aşama kaydedebildiği söylenemez. Zaten yaklaşık on senedir, on seneyi de geçti İran’la yapılan anlaşma mesela. İran’dan bir miktar gaz senelerdir geliyor. Azerbaycan’dan bir miktar geliyor. Bir de LNG olarak gelen doğal gaz var. Ama yine de Rusya’nın ağırlığı çok ciddi bir şekilde devam ediyor. Bunun tabi Rusya’nın ağırlığının devam etmesi, gelecekte ne kadar geçerli olur, ya da ne şekilde gelişir, bununla ilgili soru işaretleri var. Ancak bunun değişmesi için de çok ciddi bir politika görmüyorum ben Türkiye’de.




XS
SM
MD
LG