Erişilebilirlik

Birol: Kazanan ABD, Kaybeden Rusya


GMF tarafından düzenlenen Brüksel Forumu'na katılan Ulslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Fatih Birol (solda) ile görüştük.

GMF tarafından düzenlenen Brüksel Forumu'na katılan Ulslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Fatih Birol (solda) ile görüştük.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Baş Ekonomisti Fatih Birol, kaya gazıyla yaşanan ve dengeleri değiştirme potansiyeli olan devrimin kazananının ABD, kaybedeninin ise Rusya olduğu görüşünde

Amerikan düşünce kuruluşu German Marshall Fund tarafından düzenlenen Brüksel Forumu’nda, ABD’nin enerji alanındaki olanaklarının ve kendi kendine yeterliliğinin giderek artmasının olası global etkileri bir oturumda masaya yatırıldı. Oturumun ana konuşmacılarından biri olan Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Fatih Birol ile ABD’nin kaya gazı devrimi ve Türkiye’nin bu alandaki durumunu konuştuk.

Enerji alanında yarattığı ve yaratması öngörülen etkiler dikkate alındığında son dönemin en önemli devrimi kaya gazı olsa gerek…
Kesinlikle doğru. Amerika’nın kaya gazı devrimi 70’lerde ortaya çıkan nükleer enerjinin devreye girmesi kadar hatta belki ondan bile daha önemli. İki tane önemli etkisi var. Bir tanesi ülkelerin ekonomilerini ciddi olarak etkiliyor. Bazılarını iyi yönde etkilerken bazılarını kötü yönde etkiliyor. İkincisi de jeopolitik olarak ülkeleri etkileyebilecek bir güce sahip.

ABD’nin enerji olanaklarının ve kendine yeterliliğinin artmasının global çapta yaratabileceği olası etkiler ne olabilir?
Avrupa’yla Amerika arasında şimdiye kadar hiç olmamış bir şey var. Avrupa’daki doğalgaz fiyatları Amerika’daki doğalgaz fiyatlarından beş kat daha pahalı. Bu kadar pahalı olması Avrupa’nın rekabet gücünü negatif olarak Amerika’nın rekabet gücünü ise pozitif olarak etkiliyor. Bunun neticesinde özellikle ağır sanayi dediğimiz, Avrupa ekonomisinin bel kemiğini oluşturan sanayilerde önemli bir deprem yaşanıyor. Bu deprem özellikle demir-çelik, alüminyum, petrokimya ve çimentoda yaşanıyor. Bunun nedeni ise enerjinin toplam maliyet içindeki payının çok yüksek olması. Bu bakımdan bir çok Avrupalı şirket şu anda Amerika’ya gidiyor. Bunlar arasında Fransız, Alman, Avusturyalı şirketleri var. Bu da hem Avrupa ekonomisi hem de istihdam açısından önemli bir etki yaratıyor. ABD, Avrupa’ya karşı çok büyük bir ekonomik üstünlük sağlamış durumda. Özellikle Avrupa ekonomisinin çok kırılgan olduğu bu zamanda Avrupa için kötü bir haber ABD için ise çok olumlu bir haber. Amerikan ekonomisinin çok yakın bir zamanda ciddi bir geri dönüş yapacağını düşünüyorum.

Bu denklemde Rusya’nın durumuna değinmemek olmaz herhalde…
Bu durumda en kazançlı ülke ABD dersek en zararlı ülke Rusya. Bu ülke iki açıdan zarar görüyor. Birincisi, Rusya düşündüğünden çok daha az gaz ihraç edecek. İkincisi de Rusya’nın dünyadaki gaz fiyatlarını belirleme gücüne çok büyük bir darbe inecek. Hem miktardan hem de fiyattan önemli bir zarar görecek.

Kaya gazının devreye girmesi yenilenebilir enerji hedeflerinde sapmaya neden olmaz mı?
Yenilenebilir enerji açısından çok da iyi olmayan bir haber. Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarının doğalgaz ya da diğer enerji kaynaklarıyla rekabet edebilmesi için önemli sübvansiyonlar var. Devlet desteği olmadan yenilenebilir enerji diğerleriyle rekabet edemez. Önümüzdeki yıllarda doğalgazın fiyatına aşağı yönlü baskı geleceği için yenilenebilir enerji açısından işler çok daha zorlaşacak.

Kaya gazı Türkiye açısından kısa vadede alternatif bir enerji kaynağı olarak görülebilir mi?
Türkiye için iki önemli potansiyel getiriyor. İlki, diğer ülkeler gibi Türkiye de bu gazı bulup işletme yoluna gidebilir ama bu zaman isteyecek bir şey. Bugünden yarına olacak bir şey değil ama üzerinde çalışmak lazım. Türkiye bu açıdan daha işin çok başında. Binlerce kuyu açılması gerekiyor. İkinci opsiyon ise Türkiye’nin bundan sonraki gaz alımlarında, Rusya dışında ülkelerin de olduğunu düşünerek kartlarını daha iyi kullanabilir. Bu da Türkiye’nin elini güçlendirecek.

Bu alanda ABD kadar ilerleyen diğer ülkeler hangileri?
Birkaç ülke daha var. Kanada ve Avustralya çok ileri düzeydeler. Bunları takip edecek ülkeler ise Polonya ve Çin. Bazı Kuzey Afrika ülkeleri de bu konuda çalışıyorlar.

Bugünkü tabloya baktığımızda Türkiye’nin elindeki enerji opsiyonlarını doğru ve etkili şekilde kullanabildiğini söylemek mümkün mü?
Mümkün değil. Türkiye’nin en fazla ağırlık vermesi gereken konuyu enerjinin verimli kullanılması oluşturmalı. Enerjiyi çok fazla israf ediyoruz. Bir de nükleer enerjinin bir an önce devreye girmesi gerekli.

Türkiye için en iyi enerji reçetesi nedir?
Önce verimliliğin artırılması, nükleerin devreye sokulması, doğalgaz kaynağı olarak görülen ülkelerin sayısının artırılması, Irak’la olan enerji ticaretinin geliştirilmesi ve yenilenebilir enerjinin ekonomide mümkün olduğu kadar devreye sokulması olarak sıralayabiliriz.

Nükleer konusunda ısrarlısınız ama yaşanan çağ doğalgazın altın çağı değil mi?
Doğalgaz altın çağını yaşıyor ama uzun vadeli baktığımızda Türkiye’nin nükleer enerjiye sahip olması kendi kendine enerji üretmesini ve bağımlılığını azaltmasını sağlayıcı bir etki yapacak. Bu nedenle önemli.

Avrupa’da nükleerden çıkış trendi yükselirken bizde nükleere geçiş hazırlığını nasıl değerlendirmek gerek?
O ülkelerde enerji tüketimi hemen hemen hiç artmıyor ve sabit kalıyor. Bizde ise yüzde 7-8 oranında artıyor. Bunun bir şekilde karşılanması lazım. Bu yüzden nükleere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Sonuçta bir tercih değil mecburiyet olarak mı bakıyorsunuz?
Kesinlikle.

Türkiye belki enerjide dışa çok bağımlı ama önemli bir geçiş ülkesi olma yolunda ilerliyor…
Evet bu çok önemli. Uzun vadede odaklanılması gereken iki ülke var. Irak ve İsrail. İsrail’de çok önemli doğalgaz kaynakları var bunların diğer pazarlara ulaştırılmasının en kolay yolu ise Türkiye’den geçmesi. Ama hem Irak hem de İsrail konusunda siyasi sorunlar var. Eğer günün birinde bu sorunlar aşılır ve Irak, İsrail ve Hazar ülkelerinin kaynakları bir araya getirilebilirse Türkiye enerji üretiminde şampiyon olamasa bile enerji transit ülkesi olma konusunda dünya şampiyonu olur.
XS
SM
MD
LG