Erişilebilirlik

Berlinale'nin Yıldızı Yasaklı İranlı Yönetmen


Cannes ve Venedik ile birlikte dünyanın en önemli sinema festivalleri arasında yer alan Berlin Film Festivali, Berlinale sona erdi. ‘Siyah Kuğu’ ve ‘Nuh’ gibi filmlerin dünyaca tanınan yönetmeni Darren Aronofsky başkanlığındaki uluslararası jüri, festivalin en önemli ödülü olan Altın Ayı’yı Azeri asıllı İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin ‘Taksi’ adlı filmine verdi.

Bundan beş yıl önce 20 yıl boyunca mesleğini icra etmesi yasaklanan Panahi, gizlice çektiği filmde Tahran’ı bir baştan öbürüne dolanan bir taksi şöförünün yolcularla konuşmalarını aktarıyor. Taksi şoförünü ise yönetmenin kendisi, Cafer Panahi oynuyor. Taksi’nin, siyasi kimliği ile tanınan Berlinale'den eli boş dönmeyeceğine zaten garanti gözüyle bakılıyordu. Ancak Altın Ayı Ödülü, İran’ı terk etmesi mümkün olmayan ama yasaklara karşı mücadelesini sürdüren yönetmene sinema dünyasının dayanışması olarak yorumlandı.

Festivalde en iyi ikinci filme verilen Jüri Büyük Ödülü 2013 Oscar yarışında Şili'yi temsil eden Pablo Larraín'den ‘El Club’ adlı filmin oldu. Şili’de bir sahil kasabasında geçen söz konusu film, Katolik Kilisesi’nde erkek çocuklara yönelik cinsel taciz konusunu ve bunun hasıraltı edilmesini işliyor.

Festivalin ilk 25 yılında direktörlüğünü yapan Alfred Bauer’in adına konan ve sinema sanatına yeni perspektifler sunan bir yapıma verilen Alfred Bauer Ödülü ise, Berlin’de yarışan ilk Guatemala filmi olan ‘Ixcanul’a verildi. Jayro Butamante’nin yönettiği film Guatemala’daki Maya halkının kaybolan kültürü ve geleneklerini anlatıyor.

Birçok filmin kadınların ekseninde döndüğü dikkat çeken yarışma bölümünde bu yılki En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ise, ‘45 Years’ (45 yıl) adlı filmdeki rolü için dünyaca tanınan İngiliz oyuncu Charlotte Rampling’e verildi. Gösterildiği günden itibaren eleştirmenlerin favorisi olan ve seyredenlerin kalbini fetheden, İngiliz yönetmen Andrew Haigh imzalı ‘45 Years’ evliliklerinin 45. yılında birbirlerini yeniden sevmeyi öğrenen yaşlı bir çiftin öyküsünü anlatıyor. En İyi Erkek Oyuncuya verilen Gümüş Ayı Ödülü'nün aynı filmde koca rolünde oynayanTom Courtenay’a verilmesi ise ödül töreninin ilginç notlarından biri oldu.
En İyi Yönetmen için Gümüş Ayı ödülüne ise iki rejisör layık görüldü. Romanya’dan Radu Jude ‘Aferin!’ ve Polonya’dan Malgorzata Szumowska ‘The Body’ (Vücut) filmleri için ödüllendirildi. ‘Aferin!’, 1830’lu yıllarda Romanya’da geçiyor ve Roma azınlığın maruz kaldığı baskıyı ele alıyor. ‘The Body’ ise, bir baba-kız ilişkisini ve anoreksi hastalığını işliyor.

En İyi Senaryo dalında Gümüş Ayı, Şilili usta yönetmen Patricio Guzmán'in çektiği ‘El botón de nácar’ (Sedef Düğme) filmine verildi. Belgesel film, Şili’nin Patagonya bölgesinde 19. yüzyılda katledilen yerli halkı ve 1973 sonrasında Salvodere Allende’yi deviren Pinochet'nin dikta rejiminde hayatını kaybedenleri ele alıyor.

Festivalde ‘Mükemmel Sanatsal Performans‘a verilen Gümüş Ayı ödüller ise Alman filmi ‘Viktoria’ın kameramanı Norveçli Sturla Brandth Grøvlen ile film seti için Rus filmi Alexey German Jr. imzalı ‘Under Electric Clouds’ (Elektrik Bulutların Altında) filmlerine verildi.

Festivalin Onursal Altın Ayı Ödülü Alman yönetmen Wim Wenders'e verildi. Wenders, ‘Paris, Teksas’ ve ‘The Million Dollar Hotel’ gibi filmler için uluslararası alanda ödüller almış, son olarak ‘The Salt of the Earth’ (Dünyanın Tuzu) filmi Oscar'a aday gösterilmişti.

Bu Berlinale’de önceden merakla beklenen, haklarında çok konuşulan filmler hayal kırıklığı yaratırken, bunun karşılığında kimsenin öngörmediği filmlerin gündemi belirlemesi dikkati çekti. Örneğin yarışmayı açan, başrolünde Juliette Binoche’un oynadığı ‘Nobody wants the night (Kimse geceyi istemiyor)’ yada usta yönetmen Werner Herzog’un filmi ‘Queen of the Desert (Çöl Kraliçesi)’ Nicole Kidman, James Franco, Roger Pattinson’dan oluşan görkemli kadrosuna ve devasa bütçesine karşın beğenilmedi. Bu filmler festival öncesinde kesin favori olarak gösteriliyordu.

Festivalin büyük ödülleri Altın ve Gümüş Ayı'yı kazanmak için bu sene yarışan filmler arasında bir Türk yapımı yoktu. Ancak 72 ülkeden toplam 441 filmin gösterildiği festivalde Türk Sineması'ndan ilgi gören üç eser yan programlarda yer aldı. Forum bölümünde gösterilen İstanbul’da bir tekstil atölyesinde ortacılık yapan Serap'ın hikayesini işleyen ‘Nefesim Kesilene Kadar’, çocuk ve gençlik filmleri bölümü Generation’da gösterilen ve 12 Eylül dönemini konu alan ‘Kar Korsanları’ ve gene gençlik filmleri kapsamında gösterilen kısa film ‘Gri Bölge’ eleştirmenlerden ve seyirciden tam not alan filmler oldu.

XS
SM
MD
LG