Erişilebilirlik

Almanya'nın Birleşmesinden Bu Yana Irkçılar 137 Kişiyi Öldürdü


Almanya'nın Birleşmesinden Bu Yana Irkçılar 137 Kişiyi Öldürdü

Almanya'nın Birleşmesinden Bu Yana Irkçılar 137 Kişiyi Öldürdü

3 Ekim Pazar günü Almanya, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından ardından ülkenin birleşmesinin 20.yılını doldurmuş olacak. Bu süre icinde aşırısağcı ve ırkçı saldırılarda yaşamlarını yitiren yabancıların sayısı ise son verilere göre toplam 137 kişi.



Almanya’da yabancılara yönelik şiddet olayları, iki Almanya’nın 1990’da birleşmesi sonrasında ortaya çıkan ve bugüne kadar ne yazikki önüne geçilemeyen bir durum. İki Almanya’nın birleşmesi ve Berlin Duvarı ile 40 yıl ayrı kalan Almanların yeniden kucaklaşması ülkede yaşayan göçmenler için korku dolu bir dönemin başlangıcı oldu. Birleşmeyle birlikte işten çıkarmaların artmasına paralel ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve şiddet de artmaya başladı.

3 Ekim 1990’daki birleşmeden tam dört gün sonra, 7 Ekim’de Lübbenau kasabasında Polonyalı bir işçinin öldürülmesi ile başlayan ve 1992 yılında Rostock kentinde bir mülteci yurdunun, Brandenburg’da da Vietnamlı göçmenlerin oturduğu bir evin ateşe verilmesiyle manşetlere taşınan şiddet olayları Mölln ve Solingen facialarıyla Türkleri de hedef aldı, Türklerin oturduğu evlerin kundaklanmasi sonucu 8 Türk öldü. Bundan sonrası da çorap söküğü gibi geldi.

Birleşmenin 20 yıllık süresinde Almanya’da en az 137 göçmen aşırısağcı ve ırkçıların saldırılarında yaşamını yitirdi. İstatistiklere göre her 26 dakikada bir ırkçı suç işleniyor. Resmi verilere göre geçen yıl en az 20 bin aşırı sağ kaynaklı suç eylemi kaydedildi.

Birleşmenin 20 yıllık süresinde sokaktaki şiddete paralel aşırı sağ, siyasi düzlemde de güçlendi. Yabancılar ve Yahudilere karşı düşmanca söylemleriyle aşırı sağın siyasi merkezi haline gelen Nasyonal Demokrat Parti sadece 2009 yılında yerel meclislerde 100 sandalye daha kazandı, toplam sandalye sayısını 300’e yükselti. Aşırı sağ ve ırkçılardan en olumsuz etkilenen Yahudi ve Türk cemaatlerinin temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları Federal hükümeti ve yargıyı aşırı sağ şiddetin üzerine yeterli kararlılıkla gitmemekle suçluyorlar. Almanya Türk Toplumu Başkaniı Kenan Kolat ise, Almanya’da yaşayan Türklerin yılmadan ve korkmadan mücadele etmesi gerektiğini ve daha cesaretli şekilde tavır koymaları gerektiğini savunuyor.

Bu arada 3 Ekim’in arefesinde Almanya'da iki aşırı sağcı parti Nasyonal Demokrat Parti (NPD) ile Alman Halk Birliği (DVU)”nun birleşme kararı almaları konuya ayrı bir boyut getiriyor. Siyasi gözlemciler, buna paralel Hollanda’daki sağ popülist politikacı Geert Wilders'in Özgürlük Partisi'ne benzer bir oluşumun Almanya’da da büyük destek bulacağından yola çıkıyorlar. Kamuoyu araştırmalarında, Başbakan Angela Merkel liderliğindeki Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinden ayrılacak aşırı muhafazakar ve sağcı isimlerin kuracağından yola çıkılan söz konusu yeni partiye destek vereceklerini açıklayanların oranı yüzde 18 olarak dillendiriliyor.

XS
SM
MD
LG