Erişilebilirlik

Başkanlık Seçiminin Kaderini Belirleyecek Eyaletler


Amerika’da 50 eyalet olmasına rağmen Kasım ayındaki başkanlık seçiminin sonucunun bu eyaletlerin dörtte biri tarafından belirlenmesi bekleniyor. Neden bu eyaletler bu kadar önemli? Başkan adayları kampanyalarını neden bu eyaletlerde yoğunlaştırıyor?

Bunlar, kararsız eyaletler. Bu eyaletlere “kararsız” denilmesinin nedeni, yapılan anketlerde seçmenlerin Demokrat Başkan Barack Obama’yı ikinci kez seçme ya da bir zamanların işadamı Cumhuriyetçi Mitt Romney’ye oy verme arasında az farkla bölünmüş olmaları. Bu eyaletler başkanlık ya da Kongre seçimlerinde kimi zaman Demokrat, kimi zamansa Cumhuriyetçi adayları destekliyor.

Amerikalı seçmenler 6 Kasım’da yapılacak seçim öncesinde adayları değerlendiriyor. Seçim gününden önce oy kullanmanın mümkün olduğu bazı eyaletlerde seçmenler sandık başına gitti bile. Seçim sürecini yakından izleyen uzmanlar sonucu 12-13 eyaletin belirleyeceği görüşünde.

Amerika’da başkanlık seçimlerinin sonucunu iki yüz yıllık ‘electoral college’ yani ‘seçiciler kurulu’ sistemi belirtiyor. Buna göre her eyaletin seçim sonucundaki ağırlığı nüfusuna göre belirleniyor.

Georgetown Üniversitesi’nden siyaset bilimi uzmanı Stephen Wayne, adayların kampanya yaptıkları eyaletleri dikkatle seçtiklerini, seçimi almaları için gereken 270 seçiciler kurulu oyuna erişebilmek için kazanmaları gereken eyalet sayısını arttırmaya çalıştıklarını söylüyor: ”Adaylar hangi eyaletleri kazanacaklarını çok iyi biliyor. Kamuoyu yoklamalarını takip ediyorlar. Kolaylıkla kazanacakları ya da büyük oy farkıyla kaybedecekleri eyaletlerde kampanya yapmakla zaman harcamıyorlar. Hangi eyaletten nasıl sonuç çıkacağını bilirseniz çok emin olamadığınız eyaletlere odaklanır, kampanyanızın fark yaratmasını sağlamaya çalışırsınız.”

Başkan Obama, Mitt Romney, Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Wisconsin eyaleti milletvekili Paul Ryan, seçim kampanyaları çerçevesinde Amerikan sanayi sektörünün kalbi sayılan Ohio, Michigan, Pennsylvania ve Wisconsin eyaletlerine sık sık uğruyor. Ortabatı eyaletlerinden Iowa’da çiftçilerle görüşüyor, Florida’da emeklileri ziyaret ediyor, Washington’a komşu Virginia eyaletinin kuzey kesiminde federal hükümet çalışanlarından oy istiyorlar.

Başkan adayları ülkenin kuzeydoğusundaki küçük New Hampshire eyaletine, doğu kıyısındaki Kuzey Carolina’da bulunan finans ve teknoloji merkezlerine, ülkenin merkezindeki Missouri’ye de uğruyor. Kumarın merkezi Nevada, dağlık Colorado ve Meksika sınırındaki New Mexico eyaletlerı de sık uğrak noktaları arasında.

Gallup’un yaptığı son ankete göre kararsız seçmenlerin çoğunlukta olduğu eyaletlerde Başkan Obama, rakibi Mitt Romney’i yüzde 46’ya karşı yüzde 48 oyla geride bırakmış durumda. Başka anketler de Başkan Obama’nın Missouri ve Kuzey Carolina dışındaki kararsız eyaletlerde Romney’nin az farkla önünde olduğunu gösteriyor.

Seçimin sonucunu kararsız eyaletler belirleyeceği için adaylar ülkenin en kalabalık eyaletleri olan New York, California, Illinois, Texas gibi eyaletlere sadece kampanyalarına katkıda bulunan zengin destekçilerinden bağış toplamak için uğruyor. Anketlere göre Başkan Obama liberal eğilimli New York ve California ile memleketi Illiois’de açık farkla önde gidiyor. Mitt Romney’ninse Texas eyaletini kolaylıkla kazanacağı tahmin ediliyor.

Dünyadaki birçok demokratik ülkenin aksine, Amerika, başkanını halk oyuyla seçmiyor. Ayrıca Avrupa’da birçok ülkedeki parlamenter sistemde bulunan başbakanlık makamı, Amerika’da yok. Dünyanın birçok ülkesi, liderini, parlamentoda en çok sandalye kazanan partinin üyeleri arasından seçiyor.

Amerika’da eyaletlerin nüfusları çok değiştiği için sahip oldukları ‘seçiciler kurulu’ ya da delege oyları da çok farklı. Buna göre eyaletlerin seçim sonucu üzerindeki ağırlık ve etkileri de değişiyor.

En kalabalık eyalet olan California, 55 delege oyuna sahip. Ancak az nüfuslu bazı eyaletlerin sadece 3 delege oyu var. Seçime haftalar kala, iki aday ve yardımcıları kampanyalarının neredeyse tamamını kararsız 10 eyaletin bulunduğu doğu bölgelerine kaydırmış durumda.

Birkaç istisna dışında her eyalette en çok oyu alan aday o eyaletin ‘seçiciler kurulu’ oylarını da almış oluyor. Ancak adayların ülke çapında aldıkları oy sayısı, seçimin galibini belirlemiyor.

Siyaset bilimi uzmanı Stephen Wayne, delege sisteminin Amerika’nın kurulduğu yıllara, yani iki yüz yıldan daha öteye dayandığını söylüyor: ”Seçiciler kurulu sistemi Amerikan anayasasını hazırlayanlar tarafından oluşturulmuştu. Sistemin amacı en çok sevilen, yani en çok oyu alan kişinin değil, en vasıflı kişinin başkan seçilmesini garantilemekti. Anayasayı yazanlar 1787-1788 yıllarında sıradan vatandaşların akıllıca seçimler yapabileceğine inanmıyordu. O yıllarda halk eğitimsizdi, okuma yazma oranı çok düşüktü.”

Wayne, ülkenin ilk liderlerinin bu düşüncelerle seçiciler kurulunu oluşturduğunu söylüyor: ”Eyaletlerin, iyi eğitimli kişilerden oluşan seçici kurulları oluşturacağı bir sistem getirildi. Seçiciler kurulundaki kişiler, popülerliğine değil becerilerine göre başkan seçebilecek kapasitede insanlardı.”

Seçiciler kurulu sistemi, üç kez, ülke genelinde daha az oy alan ancak en fazla seçiciler kurulu oyuna sahip eyaletleri kazanan adayın başkan olmasına olanak tanıdı. Bu durum, en son 2000 yılı seçimlerinde gerçekleşti ve George W. Bush, başkan oldu. Eyaletlerin demografik yapısı değiştikçe siyasi eğilimleri de değişiyor. Wayne, siyasi açıdan rekabetin olmadığı eyaletlerin, seçmenlerin siyasi bağlılıkları ya da ideolojik görüşleriyle tanımlandığı görüşünde: ”Bu durum Cumhuriyetçiler ve Demokratlar’ın nerede yaşadığıyla ilgili. Kimi eyaletlerde Demokrat seçmen sayısı fazla, kimilerindeyse Cumhuriyetçi seçmen. İdeoloji de büyük rol oynuyor. Güney eyaletlerinde yaşayanlar muhafazakar, kuzeyde ya da batı kıyılarında yaşayanlarsa daha liberal. Bazı eyaletlerde siyasi denge olmadığı görülüyor.”

Wayne, şimdilik 2008 ve 2009‘daki ekonomik krizden yüzünden birçok seçmenin Barack Obama’yı sorumlu tutmasına rağmen başkanın yarışı önde götürdüğünü söylüyor: ”Görevdeki başkanlar her zaman yeni adaylara göre avantajlı durumdadır. Amerikalılar bildikleri şeytanı bilmedikleri şeytana tercih ederler.”

Wayne, ”Ekonominin zayıflamadığına dair işaretler var. Halk sanki biraz daha fazla güven, daha az korku duyuyor. Obama’ya yönelik öfke de yatıştı. Obama’nın başkanlığı hayal kırıklığı yaratmış olsa da Cumhuriyetçiler dışındakiler öfkeli değil,” şeklinde konuşuyor.

Wayne, Massachusetts eyaleti eski valisi Mitt Romney’nin Obama’nın yerine geçmesi gerektiği konusunda yeterince seçmeni ikna edemediği görüşünde: ”Romney’nin Başkan Obama kadar iyi olduğunu kanıtlaması gerekiyor. Değişiklik yapmak için ya mevcut başkana karşı çok büyük memnuniyetsizlik duyulması ya da birinin çıkıp herkesi değişim gerektiğine inandırması lazım. Romney henüz seçmeni buna inandıramadı. Halk durumdan memnun olmasa da fazla umutsuz görünmüyor.”

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG