Erişilebilirlik

Avrupa’dan Nefret Söylemi Uyarısı


Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu, Türkiye hakkındaki beşinci raporunu yayımladı.

Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu, Türkiye hakkındaki beşinci raporunu yayımladı.

Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı raporda, Türkiye’de nefret söyleminin siyasiler ve ünlü kişiler tarafından sıkça kullanılması endişe verici bir durum olarak nitelendi.

Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu’nun (ECRI) Türkiye hakkında hazırladığı rapor yasal ve kurumsal bazda bazı ilerlemeler kaydedilmesine karşın mültecilerin, Kürtlerin, Romanların ve LGBT bireylerin durumlarında kötüleşme olduğuna dikkat çekiyor. ECRI’nin en dikkat çeken tespitleri arasında ise nefret söyleminin kullanımında artış olması yer alıyor. Belgede, çoğu zaman cezasız kalan nefret söyleminin özellikle üst düzey devlet temsilcileri tarafından kullanılmasını son derece endişe verici olduğunun altı çiziliyor.

ECRI, aralarında devlet temsilcilerinin ve muhalefetin önde gelen isimlerinin de yer aldığı yetkililer ile alenen tanınmış isimlerin nefret söylemini giderek artan şekilde kullanmalarından yüksek derecede endişe duyduğunu Türkiye için hazırladığı beşinci rapora yansıttı. Belgede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Benim için Gürcü dediler. Affedersin daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler” sözleri, Yıldız Tilbe’nin Hitler’i övdüğü bir sosyal medya mesajı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in Paris’teki terör saldırılarını İsrail istihbarat servisi Mossad’ın organize ettiği yönündeki ifadeleri örnek olarak raporda yer aldı.

Her düzeydeki yetkililerin ve siyasi liderlerin nefret söylemi kullanmaktan vazgeçmesi, parlamento ve hükümetin bu konuda davranış kuralları belirlemesi gerektiğinin altını çizen ECRI, bu eylemin Türkiye’de genelde polis ya da yargıya ihbar edilmediğini vurguladı. Kürtler, Aleviler ya da gayrimüslim azınlıkları hedef alan nefret söylemlerinin yargı önünde cezalandırıldığına ilişkin elinde veri olmadığı da ECRI’nin vurguları arasında yer aldı.

ECRI, Türk Ceza Kanunu’nun 122’nci (ayrımcılık), 125’inci (hakaret) ve 216’ncı (halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama) maddelerinde değişikliğe gidilmesi gerektiğini belirtirken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek, ayrımcılığın yasaklanmasıyla ilgili 12 numaralı protokolün Türkiye tarafından imzalanmasına rağmen hala onaylanmadığını hatırlattı.

PKK’ya yönelik terör operasyonlarında Kürt ya da diğer sivillerin ölmemesi ya da yaralanmaması ve insan haklarına genel olarak saygı gösterilmesi için gerekli önlemlerin alınması gereği üzerinde duran AİHM, buna rağmen zayiat olması durumunda etkili soruşturmalar yürütülmesini istedi.

ECRI’nin, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ve Ombudsmanlık konusundaki tespitlerini ise şu şekilde özetlemek mümkün: İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun bağımsızlığı sağlanmalı. Bu kurum hükümet dairesi gibi çalışmamalı, üyeleri yürütme tarafından belirlenmemeli. Ombudsmanlığın oluşturulması olumlu ancak ombudsmanın kendi inisiyatifiyle soruşturma yürütebilme gücü yok. Buna ek olarak tarafsızlığı ve yansızlığı konusunda süren endişeler var.

Türkiye, raporun önemli bir bölümüne itiraz etti.

XS
SM
MD
LG