Erişilebilirlik

Avrupa'da 'Schengen' Tartışmaları Kızışıyor


Mülteciler yüzünden Slovenya sınırını jiletli telle kapatan Macar polisi

Mülteciler yüzünden Slovenya sınırını jiletli telle kapatan Macar polisi

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’un, iki ay içerisinde mülteci krizine bir çözüm bulunamadığı takdirde, Schengen Bölgesi'nde pasaportsuz dolaşmanın tarih olacağı şeklindeki uyarısının yankıları sürüyor. Euro bölgesinin en geniş ekonomisi olan Almanya'da Başbakan Angela Merkel de, Avrupa'nın ortak pazar ve para birimi Euro’nun başarısının, Schengen’in devam edip etmemesine bağlı olduğunu söyledi.

Schengen’in akıbeti ile ilgili tedirginliğin, bugün Londra’da gerçekleşecek ve İngiltere, Almanya, Kuveyt, Norveç ve Birleşmiş Milletler'in birlikte evsahipliği yapacağı ‘Suriye'ye Destek’ başlıklı donörler konferansında da dolaylı olarak gündemde olması bekleniyor.

Suriye için kalıcı bir çözümün bulunmaması durumunda sığınmacı akınının devam edeceğini savunan Merkel, son günlerde sıklıkla sığınmacılardan ötürü Almanya da dahil olmak üzere AB ülkelerinin sınırlarını kapatması durumunda, bunun ‘modern Avrupa’nın temel düşüncesi’ olarak tanımladığı serbest dolaşımın sonu olacağı yönünde açıklamada bulundu.

Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkeden İngiltere ve İrlanda dışında 26’sı Schengen’e de üye. 1990 yılında Lüksemburg’un Schengen kasabasında imzalandığı için aynı ismi taşıyan sözleşme ile pasaport ve gümrük kontrolleri sona ererken, 1995 yılında üye ülkelerde iç sınırlar kaldırıldı. Schengen Sözleşmesi’nin mimarı sayılan eski Başbakan Helmut Kohl’ün sözleriyle hedef, Avrupa’da bir ‘özgürlük, güvenlik ve hukuk bölgesi’ yaratmaktı. Ancak son dönemlerde önce Yunanistan‘ın para krizi, ardından da özelikle Almanya’yı sarsan sığınmacı krizi yüzünden bu hedeften yavaş yavaş uzaklaşılmaya başlandı.

Geçen yıl Ağustos ayının son günlerinde Almanya’nın kapılarını sığınmacılara sonuna kadar açan Başbakan Angela Merkel, sığınmacı akınının aldığı boyut nedeniyle serbest dolaşıma izin veren Schengen uygulamasını askıya alan ilk siyasetçi oldu.

Almanya’nın ardından Avusturya’da da sınır kapılarına kontrol noktaları kurulurken, İsveç’te yılın başından itibaren Danimarka sınırlarında yeniden kontrollere başladı. Fransa ve Norveç, Schengen’i ‘geçici olarak’ askıya alan diğer iki ülke oldu.

Sığınmacı sorununun Almanya sınırında değil, AB'nin dış sınırlarında çözülmesi gerektiği yönündeki görüşünü tekrarlayan Merkel, Yunanistan'da tedbirlerin alınması ve Türkiye'deki sığınmacıların durumunun iyileştirilmesine öncelik veriyor.

Ekonomi çevreleri de Almanya sınırlarının kapatılarak, Schengen’in tarih olmasına karşı tavır alıyorlar. Sınırlarda kontrol dönemine dönülmesinin bedelinin çok yüksek olacağı belirtilirken, sadece Eylül ayından bu yana yapılan kontrollerin maliyeti 3 milyar Euro olarak tanımlanıyor. 2016’da kontroller sonucu sınırlarda oluşan kaos ve kamyonların ek bekleme süresinin yıllık zararının 10 milyar Euro’yu aşacağı tahmin ediliyor. Ekonomi uzmanları Schengen’in kalkması durumunda sorunun malların tüketicilere gecikmeli ulaşması ile kalmayacağını, üretimin düşeceğini ve çok sayıda insanın işini kaybedebileceğini ileri sürüyor.

Konuyla ilgili tartışmalarda en çok Türkiye'nin adı öne çıkıyor. AB’nin Türkiye’ye vaad ettiği 3 milyar Euroluk yardımla ülkeye sığınan 2,5 milyon mülteciyi tutmayı taahhüt etmesi ve Ege Denizi’ndeki geçişleri de engellemesi durumunda sığınmacı krizinin önüne geçilebileceği tahmin ediliyor.

Başbakan Merkel’in siyasi kariyerinin devamı ile de bağlantılı olan bu konuyla ilgili bir diğer kritik tarih 18 Şubat. Bu tarihte Brüksel’de Başbakan Davutoğlu Merkel ve diğer AB liderleriyle bir araya gelecek, söz konusu toplantı Schengen’in geleceğinin değerlendirileceği önemli dönemeçlerden biri olacak.

XS
SM
MD
LG