Erişilebilirlik

3 Mart Amerikan Basınından Özetler



Boston Globe, Augustus Richard Norton ve Emile Nakhleh’nin ortak kaleme aldığı bir makaleye yer veriyor, Norton ve Nakhleh, makalede, Arap ülkelerinde devam eden protesto gösterilerinin, Arap toplumlarının özgürlüğe olan açlığının ve hoşgörüye olan bağlılığının bir göstergesi olduğunu, hükümetleri daha sorumlu olmaya ve halkın taleplerine yanıt vermeye zorlayacağını bildiriyor. Makale ayrıca Amerika’nın protesto gösterilerinden alması gereken bazı dersleri şöyle sıralıyor:

‘Arap dünyasında değişim rüzgarları estiren nesiller büyük çoğunlukla gençler. Bu gençler hoşgörülü, katılımcı ve rejime körü körüne bağlı değil. Aşırı dincilerin etkisi altında da kalmıyorlar, İslamcıların yörüngesinde değiller. Öte yandan İslamcılar, değişim hareketinde kendilerinin birçok sesten sadece biri olduğunu anlamaya başlıyor. Böylece ülkelerinin geleceğini belirlerken meydana çıkan farklı güçlerle işbirliği yapmaları gerektiğini görecekler. Bir diğer noktaysa sallantıda olan Arap otokrasilerinin kendilerine çeki düzen vermeye başlaması. Bu hükümetler insan hakları ihlallerine ve gaddarlığa göz yummanın bundan sonra kolay olmayacağını anlıyor. Öte yandan binlerce protestocu İsrail-Filistin sorununun özündeki ikiyüzlülüklerin de farkında. Bundan sonra Ortadoğu’da çifte standart oyununu oynamak çok daha zor olacak.’

Christian Science Monitor
’da ise Smith College’dan tarih profesörü Daniel K. Gardner’ın kaleme aldığı makaleye yer veriyor. Makalede Arap dünyasındaki değişim dalgasının Çin’e neden erişmeyeceği sorusuna yanıt aranıyor. Gardner, Çin’de de kamuoyunun hayatından memnun olmadığını, ancak Tiananmen Meydanı’nın Tahrir Meydanı’na dönüşmeyeceğini kaydediyor ve şöyle diyor:

‘Çin’deki hızlı ekonomik büyümeden payını alamayan milyonlarca insan var. Kimilerinin toprakları, kudretli olanlar tarafından zaptediliyor. Üniversite mezunları her zaman iş bulamıyor. Muhalefete karşı sesini yükseltenler bazen şiddete başvurularak susturuluyor. Yolsuzluklarsa almış başını gidiyor. Ancak Çin son 30 yıldır kesintisiz şekilde büyüme gösteriyor. Çocukların hayat standartları anne babalarınınkinden çok daha yüksek. Çin Hükümeti de altyapıyı hızla yeniliyor. Halk hükümetin bu çabalarını görüyor. Oysa Mısır’da halk Hüsnü Mübarek’in sadece kendisini ve yandaşlarını zengin ettiğini görüyordu. Çin, kendine dünyanın en güçlü ülkeleri arasında saygın bir yer edindi. İnsanlar bununla gurur duyuyor. Öte yandan Mısır 30 yıl boyunca aynı kişi tarafından yönetilirken Çin’de parti yönetimi her 10 yılda bir değişiyor. Bu nedenle Ortadoğu’daki değişim rüzgarlarının Çin’de de esmesi olasılığı mevcut değil.’

Los Angeles Times, Amerika’nın Libya’ya herhangibir askeri müdahaleden mutlaka kaçınması gerektiği uyarısında bulunuyor ve şöyle diyor:

'Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesi Libya’daki direniş hareketine ilham verdi. Ancak Kaddafi kendi halkına savaş açtı. Başkan Obama ve Dışişleri Bakanı Clinton Kaddafi’nin görevden derhal çekilmesi çağrısında bulundu. Kaddafi ve ailesinin malvarlıkları donduruldu. Şimdi esas soru, Libya halkının güvenliğinin nasıl sağlanacağı. En azından ekonomik yaptırımlar daha da sıkılaştırılabilir. Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’yle işbirliği içine girip Libya’ya ihracatı yasaklayabilir. Ancak askeri seçenekler ve uçuş yasağı oluşturulması iyi bir fikir değil. Amerika kendini boşu boşuna tehlikeye atmış olur. Gelecek savaşlara zemin hazırlanır. Amerika başkasının savaşına kendisini sokup isyan yaşanan bir ülkenin semalarını kontrol altında tutmaya hazır mı? Evet, Kaddafi görevden uzaklaştırılmalı, ama Amerika’nın karışmasıyla değil.’

XS
SM
MD
LG