Erişilebilirlik

2011'de İsrail - Filistin Barış Süreci Çıkmaza Girdi


2011'de İsrail - Filistin Barış Süreci Çıkmaza Girdi

2011'de İsrail - Filistin Barış Süreci Çıkmaza Girdi

Uluslararası arabulucular, Filistin yönetimindeki bölünme ve Arap ülkelerindeki halk ayaklanmalarının yarattığı belirsizlik arasında taraflar arasında doğrudan görüşmeleri canlandırmaya çalıştı

2011, İsrail-Filistin barış sürecinin çıkmaza girdiği bir yıl oldu.

Uluslararası arabulucular, Filistin yönetimindeki bölünme ve Arap ülkelerindeki halk ayaklanmalarının yarattığı belirsizlik arasında taraflar arasında doğrudan görüşmeleri canlandırmaya çalıştı.

Barış görüşmelerinin çıkmaza girmesi yüzünden hayal kırıklığı yaşayan Filistinliler 2011’de Birleşmiş Milletler’e tam üyelik için başvurdu. Başvuru girişimi Amerika’nın sert muhalefetiyle karşılaştı. Ancak Filistinliler BM’in kültürel örgütü UNESCO’ya girmeyi başardı. Bu Amerika ve İsrail’i kızdırdı. İsrail, 1967 savaşında ele geçirdiği bölgelerde yeni konut inşa etme çalışmalarını arttırdı.

Arabuluculuk yapan Orta Doğu Dörtlüsü, İsrail ve Filistinliler’i yeniden masaya oturtmaya çalıştı ancak başaramadı.

Buarada Filistin lideri Mahmud Abbas ve El-Fetih Partisi Gazze’yi kontrol eden rakibi islamcı Hamas grubuyla barışmaya yöneldi.

İsrail, Filistinliler birleşirse barış görüşmelerinden vazgeçeceğini, Hamas’ın İsrail’i yok etmek istediğini bildirdi.

Ancak İsrail, Hamas’ın 5 yıl önce kaçırdığı bir İsrailli askere karşılık 1,000 Filistinli tutukluyu serbest bırakmayı kabul etti.

Gazzeli siyasi uzman Mahmud Acrami, tutuklu takasının Hamas’ın popülaritesini arttırdığını, Mahmud Abbas’a desteğiyse azalttığını söylüyor: "Takas, Filistinlilerde sadece Hamas ile haklarını elde edebileceekleri umudu yarattı."

Arap devletlerindeki halk ayaklanmalarının ardından İslamcı partilerin güçlenmesi İsrail’de kaygıya yolaçtı.

İsrailli liderler, değişiklik rüzgarlarının İsrail karşıtlığını arttırması ve istikrarı tehdit etmesinden korkuyor.

Gazeteci Danny Rubinstein, Tunus ve Mısır’da seçimi kazanan İslamcı partilerin halk desteğine sahip olduklarını, İsrail ve Batı’nın bu partilerle ilişki kurması gerektiğini savunuyor: "Bu partilerden korkmuyorum çünkü deli değiller. Taleban ya da el-Kaide olmadıkları bir gerçek. Türk İslamcı hareketine benziyorlar. Pratik davranıyorlar."

Filistinli araştırma grubu PASSIA’da görevli Mehdi Abdül Hadi, İslamcı hareketin değiştiğini ve demokratik topluma katılmaya başladığını söylüyor. Ancak Mehdi, Filistin davasından vazgeçmeyecekleri görüşünde: "Filistinliler hep Arap davasının özü oldu. Birinci Dünya Savaşı’ndan 1916, 1917 Arap ayaklanmaları, Nasır ve siyasi İslam’a kadar tüm bu süreçte Filistinliler işin özünü oluşturdu."

Uzmanlar Arap ülkelerindeki halk ayaklanmalarının Orta Doğu’yu nasıl değiştireceği konusunda anlaşamıyor. Ancak hepsi, İsrail-Filistin barış sürecindeki çıkmazın bölge istikrarı için iyi olmadığı görüşünde birleşiyor.

XS
SM
MD
LG