Erişilebilirlik

17 Haziran Amerikan Basınından Özetler


Washington Post, 12 Haziran seçimlerinde alınan sonucun Türk demokrasisi için bir zafer olduğunu yazıyor. Son birkaç yıldır Başbakan Erdoğan gücüne güç kattıkça ve bu gücü medya, ordu ve mahkemelerdeki muhaliflere karşı kullandıkça Türkiye’de demokrasinin çalkantılı bir döneme girdiğini belirten gazete, AKP’nin üçüncü kez galibiyetle çıktığı seçimlerin olumlu olduğu tanımlamasını yapmak için birkaç neden bulunduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

‘Seçimler hür ve adildi. Bu, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ve siyasete uzun süre ordunun hakim olduğu bir ülke için gözardı edilemeyecek derecede önemlidir. Ekonomik büyümeye liderlik eden AKP oyların neredeyse yüzde 50‘sini almasına rağmen mecliste laik liberal ve ulusalcı muhaliflere sandalye kaptırdı. Bu durum, Türkiye’de anayasayı yeniden şekillendirme emellerine sahip olan Başbakan Erdoğan için büyük önem taşıyor. Türklerin çoğu 1982’de yapılan ve başta Kürt azınlığınkiler olmak üzere bazı özgürlükleri kısıtlayan anayasanın değişmesi taraftarı. Ancak Başbakan Erdoğan’ın amacı anayasadaki sadece birkaç eksikliği gidermek değil, gücü meclisten başkanlık sistemine kaydırmak. AKP’nin ‘Hedef 2023’ sloganı da bu amacı yansıtıyor. Erdoğan, cumhuriyetin kuruluşunun 100‘üncü yıldönümüne kadar iktidarda kalma planları yapıyor. Erdoğan yanlıları Türkiye’deki başkanlık sisteminin Fransa ya da Amerika’dakiyle benzerlik taşıyabileceği görüşünde. Ancak bir başka model de Rusya’daki sistem. Başbakan Erdoğan da tıpkı Vladimir Putin gibi bazı şirketlere yapılan şüpheli vergi incelemeleri ve kimi suçlamalarla muhalif gazetecileri susturmaya çalışıyor. 60 kadar gazeteci şu anda tutuklu bulunuyor. Erdoğan ayrıca mahkemeleri yandaşlarıyla dolduruyor. Dış politikadaysa Türkiye’nin Batı’ya dönük yüzünü Doğu’ya çeviriyor, İran’a yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor, İsrail’e meydan okuyor. Bu nedenle Erdoğan’un anayasayı tek başına yazması için gereken mecliste üçte ikilik çoğunluğu elde edememesi olumludur. Ana muhalefet partisi CHP oylarını yüzde 5 oranında arttırdı. Eğer Erdoğan zafer konuşmasında belirttiği gibi yeni anayasayı muhalefetin, sivil toplum örgütlerinin ve akademisyenlerin görüşlerine başvurarak şekillendirirse Türkiye, modern bir Müslüman demokrasi olarak yerini sağlamlaştırır.’

Boston Globe’da ise Amerika ve Pakistan ilişkilerinin ele alındığı yazıda ‘bu evlilik kurtarılabilir mi?’ sorusu yöneltiliyor. Pakistan ve Amerika ilişkilerine bir süredir hakim olan ve gölge düşüren güvensizlik havasının Pakistan ordusunun Usame Bin Ladin’in öldürüldüğü karargahın yakınlarında yaşayan birkaç kişiyi tutuklamasıyla daha da arttığını belirten gazete şöyle diyor:

‘Pakistan İstihbarat örgütü ISI, aralarında CIA için muhbirlik yapan bir binbaşının da olduğu Bin Ladin’in komşularını cezalandırmayı kafasına koymuş gibi görünüyor. ISI’nin Bin Ladin’in nerede saklandığını bildiği ancak harekete geçmediği yönünde uzun süredir şüpheler var. Peki ISI liderleri El Kaide’yle işbirliği mi yapıyordu? Büyük ihtimalle hayır. Bu tutuklamaların CIA’e yardım edenlere, esas sadık kalmaları gereken kurumun Pakistan İstihbarat Örgütü olduğu yolunda bir ders verme niteliği taşıdığı söylenebilir. Yine de tutuklamalar rahatsız edici. Ancak Amerikan Hükümeti ISI’yi dışlamak yerine örgütü kazanmaya çalışmalı. Pakistan’ın stratejik önemi yadsınamaz. Amerika ve Pakistan’ın birbirine çok ihtiyacı var.’

Washington Times ise El Kaide’nin yeni patronu Ayman El Zevahiri’yi tanıtıyor. El Zevahiri’nin Bin Ladin’in kanlı ayak izlerinin peşinden yürümeye çalışacağını yazan gazete şöyle devam ediyor:

‘El Zevahiri haftalar süren beklemeden sonra El Kaide’nin liderlik koltuğuna resmen oturdu. El Zevahiri’nin örgütü yeniden canlandırıp canlandıramayacağını zaman gösterecek. 1980’li yılların ortasından beri El Kaide’ya bağlı olan El Zevahiri Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne karşı savaştı. Uzun süredir örgütün ideolojik liderliğini yürütüyor. 11 Eylül 2001 terör saldırılarının kilit planlayıcılarından biriydi. El Zevahiri’nin eşi ve altı çocuğunun ikisinin 2001’de Amerika’nın düzenlediği hava saldırısında ölmüş olması da liderin öç peşinde olabileceğinin bir işareti. El Kaide ve genel olarak radikal İslam ciddi bir fırsatla karşı karşıta. Ortadoğu’yu etkisi altına alan ayaklanmalar Amerika yanlısı Hüsnü Mübarek ve Ali Abdullah Salih’i yerinden etti. Güç boşlukları oluştu. Bu durum El Kaide’nin yıllardır görmediği fırsatlar doğurabilir.’


XS
SM
MD
LG