Erişilebilirlik

16 Haziran Amerikan Basınından Özetler


Washington Post, Başkan Obama'yı, şiddetin hakim olduğu Suriye konusunda hiçbir somut adım atmadığı gerekçesiyle eleştiriyor

Washington Post, Başkan Obama’nın Ortadoğu’yla ilgili yaptığı konuşmanın üzerinden dört hafta geçtiğini, Obama’nın, konuşmasında, Ortadoğu’da şiddet içerikli baskıya karşı çıkmanın, yönetiminin en büyük önceliklerden biri olduğunu ve bölgede demokratik geçiş süreçlerine destek verileceğini bildirdiğini hatırlatıyor. Obama’nın Suriye Hükümeti’ni göstericilere şiddet uygulamaya son vermeye ve barışçı protestoların önünü tıkamamaya çağırdığını yazan gazete, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın bu çağrılara uymadığını bildiriyor:

“Başkan Obama Suriye Hükümeti’nin siyasi tutukluları serbest bırakmasını, haksız tutuklamalara son vermesini ve insan hakları gözlemcilerinin kentlere girmesine izin verilmesini istemişti. Obama, Beşar Esat içinse ‘ya geçiş sürecinde liderlik yapar ya da aradan çekilir’ demişti. Ancak Esat bu konuşmadan bir ay sonra kendi halkına açtığı savaşı şiddetlendirdi. Cisr El Şuhur’da 50 bin kişi evini terk etti, 8 bin 500 kişi Türkiye’ye sığındı. İnsan hakları örgütleriyse ölü sayısının bin 300’ü aştığını bildiriyor. Bu durumda Obama’nın nasıl bir tepki verdiğini sorgulamak doğru olur. Bunun yanıtı tek şekilde özetlenebilir: hiçbir şey. Başkan Obama 19 Mayıs’taki konuşmasından sonra Suriye hakkında tek kelime etmedi. Suriye’ye yönelik yaptırımlar arttırılmadı. Fransa ve İngiltere’nin Suriye’deki baskıyı kınayan bir Birleşmiş Milletler kararı çıkarılması girişimi sırasında Amerika yine arka plandaydı. Dışişleri Bakanlığı eski sözcüsü P.J. Crowley, Twitter sayfasında, Obama’nın, adı seks skandalına karışan Milletveliki Anthony Weiner’ın istifa etmesi gerektiğini düşünüp aynı şeyi Esat için söylememesini tuhaf bulduğunu yazdı. Esat’ın şiddet politikası Türkiye ve İsrail için büyük sorun teşkil ediyor. Obama dört hafta önceki konuşmasında Amerika’nın şiddeti durdurmak ve Suriye gibi ülkelerde demokrasiye geçişi sağlamak için elindeki tüm gücü kullanacağını söylemişti. Ancak bu yönde henüz somut adım atılmadı.”

Christian Science Monitor Başkan Obama’nın Afganistan’dan asker çekme planının ilk aşamasına ilişkin kararı yakında vereceğini, ancak Afgan kadınların Amerika’nın Taleban’la acele yapılan zayıf bir anlaşma sonucunda haklarını kaybetme korkusu yaşadığını yazıyor:

“Başkan Obama Temmuz ayına kadar Afganistan’dan kaç asker çekeceğine karar verecek. Bu kararda birçok faktör etkili olacak, bunlardan biri de Afgan kadınların durumu. Afgan kadınlar, Amerika’nın Afganistan’dan aceleci şekilde çıkmasının Taleban rejiminin geri gelmesine yol açmasından korkuyor. Bugün bile Afganistan kadınlar için dünyanın en tehlikeli ülkesi olarak niteleniyor. Dışişleri Bakanı Clinton’un Afgan kadınları yalnız bırakmama taahhüdü vermesine rağmen Afgan kadınlar endişe içinde. Peki Afgan kadınların haklarını sağlama almak Amerika’nın çıkarlarına nasıl uyar? Başkan Obama rekabet halindeki değer ve çıkarlar arasında denge kurmak zorunda. Kongre’deki birçok siyasetçi Amerika’nın Afganistan’ı Obama’nın hedeflediği 2014 sonundan önce terk etmesi gerektiği görüşünde. Uzlaşmayla varılan bir anlaşma Amerika’nın Afganistan’dan tek çıkış yolu gibi görünüyor. Ancak Taleban’la yapılan gizli görüşmelerin sorumlusu Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai. Birçok Afgan kadın Karzai’nin kadın hakları konusunda çok fazla ödün vermesinden korkuyor. Beyaz Saray, Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesinde ülkedeki durumun etkili olacağını bildiriyor. Bu durumda Obama’nın Taleban’ın zayıflamasını beklediği, örgütün kadın haklarından ödün verilmesini mümkün kılamayacak şekilde güçten düşmesini amaçladığı söylenebilir.”

Los Angeles Times ise Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’ın Başkan Obama’ya Amerika’nın Libya operasyonunda üstlendiği askeri role ilişkin mektubunda, Obama’nın harekata devam edilmesi için Kongre’nin onayına başvurması gerektiğini yazdığını hatırlatıyor. Mektubun partizan oyunlarla süslenmiş olabileceğini bilidiren gazete, yine de Boehner’ın hem politika hem de hukuk açısından haklı olduğunu savunuyor ve şöyle diyor:

“1973 yılında kabul edilen Savaş Güçleri Yasası gereğince Başkan, askeri harekat başladıktan sonra 60 gün içinde Kongre’nin onayını almalı. Yasa, askeri harekatı, Amerikan güçlerinin ‘yabancı ülke toprak, hava sahası ya da sularına girmesi’ olarak nitelendiriyor. Libya’ya yönelik hava saldırıları, son zamanlarda saldırılar diğer NATO ülkelerince gerçekleştirilse de, bu tanımlamaya uyar nitelikte. Ancak Obama Yönetimi bu durumun yasa kapsamına girmediğini çünkü Amerika’nın düşmanla çatışma içinde olmadığını, diğer NATO ülkelerinin hava saldırılarını düzenlediğini savunuyor. Bu savunma yanıltıcıdır. Libya operasyonu konusunda başından beri temkinliyiz. Operasyonlar devam edecekse Kongre’nin onayı mutlaka alınmalıdır. Libya operasyonu başlayalı üç ay geçti ancak Başkan Obama izlediği politikayı Temsilciler Meclisi ve Senato’ya sunmaktan hala çekiniyor.”

XS
SM
MD
LG