Erişilebilirlik

11 Mart Amerikan Basınından Özetler



Washington Post, yorumlarından birinde, demokrasi ve otoriter rejimler konusunda Türkiye'nin bugünlerde kötü örnek teşkil ettiğini yazıyor:

"Türkiye'nin, otoriter rejimlerden kurtulmaya çalışan Arap ülkelerine model olarak gösterildiği şu günlerde Müslüman dünyasının önde gelen demokrasisi olma iddiası tehlikeye girdi. Bunu söyleyen biz değiliz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül şöyle diyor: 'Kamu vicdanında kabul edilmesi mümkün olmayan bazı gelişmeler yaşandığı anlaşılıyor. Bu Türkiye'nin ulaştığı düzey ve herkes tarafından takdir gören imajı üzerine gölge düşürüyor.' Gül, dokuz gazeteci ve yazarın geçen hafta gözaltına alınmalarından sözediyordu. Bunların yedisi, Ak Parti'nin ılımlı İslamcı hükümetine karşı darbe komplosuna katıldıkları iddiasıyla tutuklandı. Cumhurbaşkanının bu konuda açıkça kaygısını dile getirmesi, Türkiye'nin bir otoriter rejime dönüşmekten uzak olduğunu gösterir ama ülke açıkça yanlış yönde ilerlemektedir."

Yine Washington Post, Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı John F. Kerry’nin kaleme aldığı bir yazıya yer veriyor. Senatör Kerry, 40 yıllık baskıcı Kaddafi rejimine karşı ayaklanan Libya halkının Kaddafi’nin donanımlı asker ve hava gücüyle karşı karşıya olduğunu ve korunmak için yabancı ülkelerin yardımına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Kaddafi’nin çok kurnaz olduğu uyarısında bulunan Kerry, Libya liderinin uluslararası toplumun araya girmesini engellemek için şimdilik büyük bir katliama girişmekten kaçınma yolunu seçebileceğini, toplu cinayetlereyse daha sonra başlayabileceğini öngörüyor ve şöyle diyor:

‘Buna izin veremeyiz. Kaddafi’nin hava gücünü kullanarak toplu katliama girişme olasılığına karşı uçuş yasağı uygulamasını başlatmaya hazırlıklı olmalıyız. Uçuş yasağı uygulamasına destek toplamak için acilen diplomatik girişimlerde bulunmalıyız. Bu konudaki başlıca girişim Birleşmiş Milletler’den gelmeli. Çin ve Rusya bazı çekinceleri olduğunu dile getirdi. Güvenlik Konseyi hemen harekete geçmezse şiddet eylemlerinin artması durumunda Libyalı sivillere yardım etmek isteyenlerin eli kolu bağlanacak. Uçuş yasağı konusunda NATO ve Arap Birliği’nin de desteği önemli. Kaddafi’nin kendi halkını katledip cezadan kaçabileceği düşüncesine kapılmasına izin vermemeliyiz. Tam bir iç savaşın patlak vermesi durumunda uçuş yasağı da kendi başına bir çözüm olmayabilir, ancak hava saldırıları engellenerek en azından sivillerin hayatı büyük ölçüde kurtarılır. Öte yandan uluslararası toplumun Libya’nın doğusundaki asilere acilen tıbbi ve insani yardım götürmesi gerekiyor. Ancak gündeme gelmemesi gereken bir seçenek varsa o da Amerika’nın Libya’ya asker çıkarmasıdır. Özellikle yine bir başka Müslüman ülkede Amerikan askeri görmeyi artık kimse istemiyor.’

Wall Street Journal ise Denver Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Profesör Nadir Haşimi’nin bir yazısına yer veriyor. Kamuoyu yoklamalarına göre Müslümanların çoğunun demokrasinin Batı tarzı laikliği içermesine karşı çıktığını hatırlatan Profesör Haşimi, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da ayaklanan halkın Batı’dakilerin kopyası gibi toplumlar ve siyasi yapı arayışı içinde olduklarını düşünmenin yanılgı olacağı görüşünü dile getiriyor. Yazının devamı şöyle:

‘Batılılar din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılması fikrine hiç de sıcak bakmaz. Buna karşın Müslümanlar, dini, bir çatışma kaynağı değil, siyasi zorbalığı kontrol altında tutmaya yarayan bir araç olarak görür. Örneğin Osmanlı Padişahı Üçüncü Selim, politikalarının İslami kuralları çiğnediği gerekçesiyle Şeyh-ül İslam’ın fetvasıyla tahttan indirilmişti. Günümüzde İslam dünyasında pek çok kesimde dinin despotluk değil, istikrar getirdiği düşüncesi hakim. Modern Arap toplumlarının çoğu, laikliği, laik Arap milliyetçiliği adına halkı baskı altında tutma aracı olarak görüyor. Arapların henüz din ve devlet işleri arasındaki sınırı demokratik şekilde belirlemeye fırsatı olmadı. Bu fırsatı tarihlerinde ilk kez ele geçirdiler. Bölgenin gelecekteki siyasi istikrarı, bu fırsatın ve sürecin nasıl değerlendirileceğine bağlı.’

Christian Science Monitor ise Yale Üniversitesi Amerikan Çalışmaları uzmanı Zareena Grewal’in bir yorumuna yer veriyor. Grewal, New York eyaletinden Cumhuriyetçi Partili Milletvekili Peter King’in Kongre’de Amerikalı Müslümanların radikalleşmesi olasılığına ilişkin yürüttüğü oturumları ele alıyor ve bu oturumların sadece yobazlığı yansıtmakla kalmadığını, aynı zamanda işlerin daha da kötüye gitmesine neden olacağını öne sürüyor ve şöyle diyor:

‘Milletvekili King, Amerikalı Müslümanları hedef alan asılsız suçlamalarda bulunuyor. Örneğin Amerika’ya yönelik terör eylemi planlarının önlenmesinde güvenlik güçleriyle yeterince işbirliği içine girmediklerini iddia ediyor. Halbuki ülkenin önde gelen güvenlik yetkilileri, durumun tam tersini, yani Amerikalı Müslümanların terörle mücadelede polisin yanında yer aldığını kanıtlar nitelikte çok sayıda veri sunuyor. 11 Eylül terör saldırılarından sonra Amerika’daki Müslüman toplumunu anlamaya yönelik araştırmalara milyonlarca dolar harcandı. Araştırmaların sonuçları Müslümanların büyük çoğunluğunun Amerika’ya uyum sağladığını, değer yargıları, hayatlarından memnun olma oranları ve siyasi görüşleri açısından diğer dini gruplardan pek de farklı olmadıklarını ortaya koydu. Peter King hala Amerika’daki cami imamlarının yüzde 85‘inin aşırı dinci görüşlere sahip olduğunu, sıradan Müslüman vatandaşlarınsa teröre karşı olmadığını iddia ediyor. Amerikalı Müslümanlar, kurunun yanında yaşın da yandığının fazlasıyla farkında. Bu nedenle gençlerini bilinçlendiriyorlar, güvenlik birimleriyle işbirliği içine giriyorlar, terörü açıkça lanetliyorlar. King’in Kongre’deki oturumlarıysa Müslüman Amerikalıları dışlamaktan başka işe yaramıyor.’

XS
SM
MD
LG