Erişilebilirlik

'Arap Baharı Türkiye'yi ABD'nin Kilit Müttefiki Haline Getirdi'


Geçen hafta Türkiye'yi ziyaret eden Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın görüşme gündeminden biri de Suriye'ydi.
Geçen hafta Türkiye'yi ziyaret eden Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın görüşme gündeminden biri de Suriye'ydi.

Bu yıl başında Tunus’tan başlayarak Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerine yayılan Arap Baharı ayaklanmaları, Amerika’nın kendi gücünün sınırlarıyla tanışmasına yol açtı. Uzmanlar Washington’un Ortadoğu’daki gelişmelerdeki nüfuzunun eskisi gibi olmayacağı görüşünde. Gerek Amerika, gerekse Avrupa, bir tek Libya dışında Arap Baharı’nın etkisi altına giren diğer ülkelerdeki gelişmeleri dışarıdan izlemek zorunda kaldı. Ama bölge ülkelerinden Türkiye, Arap Baharı’ndan güçlenerek çıktı. Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü tarafından hazırlanan bir rapor da buna dikkati çekiyor.

Arap Baharı bazı ülkeleri güçlerinin sınırlarıyla tanıştırdı, bazılarınaysa güç kazandırdı. Bu şanslı ülkelerden biri Türkiye oldu. Türkiye kendini Ortadoğu diplomasisinin içinde daha güçlü bir oyuncu, aynı zamanda Amerika’nın kilit bir müttefiki olarak buldu.

Arap Baharı’nın Amerikan politikalarına etkisi hakkında bir rapor hazırlayan eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Allen L. Keiswetter, Türkiye’nin son dönemde Ortadoğu’daki varlığı konusunda Amerika’nın Sesi’ne şunları söyledi:

Allen L. Keiswetter
Allen L. Keiswetter

“Türkiye bölgede önemli role sahip. Arap Baharı olaylarının gelişmesi sürecinde Türkiye’nin öne çıkan bir ülke olduğunu raporumuzda belirttik. Suriye’ye bakın. Türkiye’nin Suriye’deki gelişmelerde hayati rolü var. Örneğin bir başka Arap olmayan bölgesel güç olarak İran var, ama İran bu olaylardan kazançlı çıkmadı. Kaybeden oldu. Ama olaylar devam ediyor ve herşey bitmiş değil.”

Türkiye Arap Baharı sürecinde artan diplomatik rolünü iki nedene borçlu. Ortadoğu Enstitüsü’nün hazırladığı raporun yazarlarından emekli büyükelçi Arthur Hughes anlatıyor:

“Arap Baharı’nın bölgesel anlamda en büyük tesiri Türkiye üzerinde oldu. Türkiye, Arap dünyasında, İslam dünyasında ve bölgede kendine yeni bir rol arayışı içindeydi. Bundan dolayı da Türkiye kendi politikalarını komşuları ve daha geniş çevreye göre ayarladı. Bir yandan da İsrail’in tavırları Türkleri rahatsız etti. Mavi Marmara olayı, İsrail’in özür dileyip dilemeyeceği sorusu, sonra İsrailli yetkililerin Türk yetkililere karşı gösterdiği son derece saygısız muamele. İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndaki “alçak sandalye” olayını hatırlarsınız. İsrail basını sürekli olaydan bahsediyordu, “Niye böyle bir şey yaptık?” diye hükümetlerini sorguluyordu.”

Türkiye’nin bölgede değişim geçiren ülkelere model olup olmayacağı konusu hep tartışıldı, ama Türk yetkililer Ortadoğu’ya “model olmak yerine ilham kaynağı” olmak istediklerini vurguladı. Emekli Amerikalı diplomat Art Hughes’a göre bölge ülkelerinden Mısır da Türkiye’yi örnek almaya pek hevesli değil:

Arthur Hughes
Arthur Hughes

“Bana kalırsa, Mısır’da ordunun yönetimden çekilmeye niyeti yok. Türkiye’de hükümetin orduyu nasıl güçsüz hale getirdiğine tanık oldular. Mısır ordusunun hiç de bu yolu izlemeye niyeti yok. Ayrıca ordunun bu rolünü sürdürmesi konusunda halktan geniş destek alacağı inancındayım. Hüsnü Mübarek gitti, İçişleri Bakanı gitti. Güvenliği kim sağlayacak? Güvenlik insani bir ihtiyaç. Aynı hatayı biz Irak’ta yaptık.”

Ortadoğu Enstitüsü uzmanlarının hazırladığı Arap Baharı raporu, Türkiye’nin rolünün arttığına değinse de ağırlıklı olarak gelişmelerin Amerikan politikası ve çıkarlarına etkisini değerlendiriyor. Raporun yazarlarından Allen Keiswetter Amerika’nın bundan sonra bölgedeki gücünün sınırlarının nereye uzanabileceğini anlatıyor:

'Arap Baharı Türkiye'yi ABD'nin Kilit Müttefiki Haline Getirdi'
'Arap Baharı Türkiye'yi ABD'nin Kilit Müttefiki Haline Getirdi'

“Artık Amerika bölgedeki olaylarda daha marjinal rol üstlenebilir. Telkin yolunu kullanabiliriz. Bir nebze de olsa parasal katkıda bulunabiliriz, ama eskisi kadar güçlü olmaz. Dünyanın en büyük ekonomik gücü olarak nüfuzumuzu kullanabiliriz. Libya’da yaptığımız gibi askeri açıdan da katkılarımız olabilir. Amerikan yönetimi şimdiye kadar Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki olaylara doğru yaklaştı. Her ülkeyi kendi özelliklerine göre ele aldı. Kalıpçı bir yaklaşım sergilemedi. Geçen Mayıs ayında Başkan (Obama), Kasım’da da Dışişleri Bakanı (Clinton) konuşmalarında doğru noktalara değindi. Önümüzde seçenekler olacak. Zor seçenekler. Ama bence herşey yolunda gidecek.”

Allen Keiswetter’ın da dediği gibi Ortadoğu’daki değişim hala devam ediyor ve gelecek hala belirsiz. Ancak bu değişimin yaşandığı süreçte önümüzdeki dönem, Amerika ve kilit müttefiki Türkiye açısından geçmişte olmadığı kadar yoğun bir işbirliği yaşanacağına işaret ediyor.

XS
SM
MD
LG