Erişilebilirlik

AP’den En Sert Rapora Onay


Hollandalı parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan raporun oylandığı Avrupa Parlamentosu'ndaki oturuma katılım çok yüksekti

Hollandalı parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan raporun oylandığı Avrupa Parlamentosu'ndaki oturuma katılım çok yüksekti

AP, son dönemin en eleştirel belgesi olan Türkiye raporunu kabul etti. 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlayan bir karara atıf yapılması raporu Ankara açısından “kabul edilmez” kıldı

Hollandalı parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunun ilk haliyle onaylanan hali arasında çok ciddi fark olduğunu söylemekte fayda var. Toplamda 500 kadar değişiklik önergesi verilmiş ve bu önergelerin şekillendirdiği bir belge söz konusu. Oylamaya katılan 127 parlamenterin çekimser kaldığı oturumda belgenin 94’e karşı 432 oyla kabul edilmesi Avruap Parlamentosu’nun metne desteğinin ciddi düzeyde olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin başından bu yana üzerinde dikkatle durduğu iki nokta vardı. Birincisi 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendiren bir atfın yapılıp yapılmayacağı ikincisi ise PKK’nın Avrupa Birliği terör örgütleri listesinden çıkarılmasına yönelik talebin yansıtılıp yansıtılmayacağı. PKK konusu Ankara’nın istediği şekilde sonuçlandı ve bu talebe metinde yer verilmedi.

1915 konusu ise daha sorunlu. Avrupa Parlamentosu verilen bir değişiklik önergesi çerçevesinde 15 Nisan’da bu olayların 100. yılı nedeniyle aldığı karara yönelik bir atfı metne dahil etti. Bu değişiklik önergesinin kabu edilip edilmeyeceği son ana kadar tartışmalıydı. Hatta raportörün de buna karşı olduğunu söylemek mümkün ama işin rengi elektronik oylama talebi nedeniyle değişti. Kimin ne oy verdiğinin kayıtlara geçmesini sağlayan bu yöntem devreye sokulunca 77’ye karşı 505 oyla bu atfın yapılması kabul edildi.

Bu atfın yapılmasının Türkiye’nin müzakere süreciyle doğrudan bağlantısı yok ve yeni bir şart anlamına gelmiyor ancak başından bu yana Ankara’nın tapkisinin temelinde “soykırım” iddiaları bağlantılı herhangi bir atfın Türkiye raporuna sokulmasının bu konunun ileride bir şart haline dönüşmesinin yolunu açma potansiyeli taşıması yatıyor.

Belgeye verilen ek değişiklik önergesiyle 7 Haziran seçimleri de metne yansıtıldı. “Ülkenin çeşitliliğini yansıtır şekilde Türk modern tarihinin en kapsayıcı ve temsil düzeyi en yüksek parlamentosunun seçilmesinden” duyulan memnuniyetin dile getirildiği metinde Türk demokrasisinin dayanıklılığı ve vatandaşların demokratik ruhu övülüyor.

Avrupa Parlamentosu, seçim günü sivil toplum gönüllülerinin katılımını “etkileyici” olarak tanımlarken tüm siyasi partilere “Türkiye’nin demokratikleşme sürecini ve Avrupa Birliği’yle reform diyaloğunu yeniden canlandırma amacıyla istikrarlı ve kapsayıcı bir hükümet oluşturma yönünde çalışma” çağrısı yaptı. Aslında bu çağrının satır araları okunduğunda Avrupa Parlamentosu’nun yeni hükümetin formatı konusunda “gönlünden geçeni” de görmek mümkün.

Rapor özellikle temel hak ve özgürlükler açısından son derece ciddi eleştiriler içermesiyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin bolca eleştirdiği ve uygulamaların Avrupa Birliği’nin benimsediği ilke ve değerlerle uyuşmadığının net şekilde hissettirildiği ana alanlardan birini basın özgürlüğü oluştururken yargı alanındaki gelişmeler de Avrupa Parlamentosu’nun üzerinde ısrarla durduğu ve olumsuz vurguların yoğunlaştığı başlıklar arasında yer alıyor.

Son dönemde devreye sokulan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Yasası, MİT Yasası, iç güvenlik paketi ve “makul şüpheli” konsepti de ciddi şekilde eleştiriliyor.

Yolsuzluk suçlamalarına yönelik olarak hükümetin takındığı tavrın Avrupa Parlamentosu’nu tatmin etmediği net şekilde görülürken Rusya’yla Türkiye arasındaki yakın enerji işbirliğinden duyulan endişenin altının çizilmesi dikkat çekti.

Dikkat çeken unsurlar arasında uzun süredir bahsi geçmeyen laiklik konusunun tekrar gündeme getirilmesi yer alıyor. Belgede, inanç temelliler gibi seküler olanın da dahil olduğu farklı yaşam tarzlarına saygı gösterilmesine ve din ile devletin birbirinden ayrı tutulmasına ihtiyacın altı çiziliyor.

Soma ve Ermenek kazaları bağlamında çalışma koşulları ve sendikal haklar konularına detaylı şekilde eğilen Avrupa Parlamentosu, Akkuyu Nükleer Santrali’ne yönelik çalışmaların durdurulmasını istiyor. Bu konudaki en ilginç vurguyu ise bundan sonra atılacak adımlara Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin dahil edilmesi bu yapılamıyorsa en azından danışmada bulunulması oluşturuyor.

Zorunlu askerliğe karşı vicdani ret hakkının tanınması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eşcinsellik ve transseksüelliğin psikoseksüel hastalık olarak görmeye son vermesi talepleri de raporda yer alıyor.

XS
SM
MD
LG