Erişilebilirlik

Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan Türkiye raporu Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda kabul edildi. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan İlerleme Raporu’yla paralellikler içeren ancak bazı unsurlarda daha köşeli tespitlere yer vermesiyle dikkat çeken rapor, Brüksel-Ankara hattındaki müzakerelerde neredeyse yaprağın kıpırdamadığı bir ortamda Türkiye’deki gelişmelerin fotoğrafını çeken bir niteliğe sahip.

Raporun içeriği bir önceki belgeyle büyük benzerlikler içerirken Avrupa Parlamentosu’ndaki önemli siyasi grupların önde gelen isimleri tarafından yapılan açıklamalar artık sürece bir şekilde ivme kazandırılması gerektiğini net şekilde ortaya koyuyor. Avrupa Birliği’nin diğer aday ülkeler için öncelikli olarak açılmasını şart koştuğu 23. (yargı ve temel haklar) ve 24. (adalet, özgürlük ve güvenlik) başlıkların Türkiye için de açılması bu ivmenin sağlanması açısından önemli görülüyor.

Oomen-Ruijten, “Eğer Türkiye’ye temel hak ve özgürlüklerle ilgili eleştiriler yöneltiyorsak fasılları açarak bu dosyaları inceleyecek cesaretimiz de olmalıdır” dedi. Benzer bir çağrı, kabul edilen raporla birlikte “Türk makamlarına, siyasi aktörlere ve sivil topluma hukukun üstünlüğünün derinleştirilmesi yolunda açık bir sinyal gönderildiğini” söyleyen Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre’dan geldi. Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkanı Hannes Swoboda da “Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin pürüzsüz ilerlemesi elzemdir ve süreci yeniden başlatma zamanı gelmiştir” ifadelerini kullandığı bir açıklama yaparak Türkiye’de insan hakları ve basın özgürlüğü konusunda ciddi endişeler taşıdıklarını belirterek, bu konuları ilgilendiren 23. ve 24. başlıklar ile enerji faslının müzakerelere açılması çağrısında bulundu. Ancak bu çağrıların sonuç doğurması için her şeyden önce her iki başlık üzerinde siyasi blokaj uygulayan Kıbrıs’ın bu tavrından vazgeçmesi gerekiyor.

Türk Dışişleri Bakanlığı da raporla ilgili olarak yaptığı açıklamada blokaja işaret ederek, “Türkiye-AB ilişkilerinin yaklaşık yarım yüzyıllık bir geçmişi bulunmaktadır. ‘Karşılıklı bağımlılık ve bağlılık’ bunun doğal sonucudur. Ancak bu ilişkinin sağlamakta olduğu faydanın muhafazası karşılıklı gayret gerektirir. Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesiyle yakından bağlantılı 23. ve 24. fasıllarda müzakerelerin diğer birçok müzakere faslıyla birlikte siyasi gerekçelerle bloke edilmiş olması bu bakımdan Avrupa Birliği tarafından değerlendirilmelidir” dedi.

Raporun Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen halinde yer alan “Türk ordusunun laik bütünlüğünün korunması” yönündeki mesajın Genel Kurul’daki oylamada metinden çıkarılması en önemli değişikliklerden birini oluştururken Türk hükümetinin gündeme getirdiği eğitim sistemiyle ilgili “4+4+4” formülüne yönelik uyarılar da metnin dikkat çekici unsurları arasında yer aldı. Oda TV davası kapsamında dört gazetecinin serbest bırakılmasından duyulan memnuniyet, Suriye’deki krizin insani boyutuyla ilgili çabalarında Türkiye’ye yardımcı olunması talebi ve yeni anayasada ana dil hakkının koruma altına alınması isteği de raporun yenilikleri olarak öne çıktı.

Rapordaki diğer ana unsurları ise anayasa sürecinin temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi açısından iyi değerlendirilmesi mesajı, Kıbrıs bağlamındaki taahhütlerin yerine getirilmesi talebi, devam etmekte olan davalarda Avrupa standartlarına uygun bir yargı süreci yürütülmesi isteği ve iktidar ile muhalefet arasında kavgasız ve yapıcı bir ilişki çağrısı oluşturdu. Terörle mücadelede işbirliğinin artırılması ve Türkiye'nin dış politikada artan önemi belgenin olumlu mesajları arasında yer aldı.

XS
SM
MD
LG