Erişilebilirlik

Ankete Göre Clinton Trump İle Arayı Açıyor


ABD’deki başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump ile Demokrat Parti’nin başkan adayı Hillary Clinton arasında dün yapılan ikinci televizyon tartışması, Amerikan siyasi tarihinde en sert atışmalara sahne olan tartışmalardan biri olarak kayıtlara geçmiş olabilir. Ancak uzmanlar, tartışmanın Clinton ile Trump arasındaki farkın kapanması yönünde pek bir etkisinin olmayacağı görüşünü dile getiriyor.

Wall Street Journal gazetesi ile NBC televizyonunun ortak düzenlediği ankete göre, Clinton şu anda yarışı Trump’ın 11 puan önünde götürüyor. Trump’ın 11 yıl önceye ait, kadınlar hakkında müstehcen ifadeler kullandığı bir ses kaydının ortaya çıkmasından sonra, dün geceki tartışmadan ise önce yapılan ankete göre, şu anda seçim olsa Clinton’ın yüzde 46, Trump ise yüzde 35 oranında oy toplayacak.

Bu arada Trump’a partisi içerisinden gelen tepkiler artarak devam ediyor. Partinin bazı önemli isimleri Trump’a desteklerini geri çektiklerini açıklamış, hatta kendisine yarıştan çekilerek yerini yardımcısı Mike Pence’e devretmesi çağrıları yapanlar olmuştu.

'Trump'ı artık savunmayacağım'

Bugün de Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi Başkanı Paul Ryan, Trump’ı artık savunmayacağını ve bunun yerine partinin Kongre’deki çoğunluğunu korumasına odaklanacağını açıkladı.

Ryan bu açıklamayı, parti grubuyla düzenlediği telekonferansta yaptı. Konferansı dinleyen bir katılımcının ifadesine göre, Ryan Trump’a desteğini geri çekmedi ancak onunla birlikte kampanya yürütmeyeceğini söyledi.

Trump ise Twitter mesajı üzerinden Ryan’a tepki göstererek, Ryan’ın bütçe, istihdam ve yasadışı göç sorununa daha fazla zaman harcaması ve Cumhuriyetçi adayla kavga ederek vaktini harcamaması gerektiğini belirtti.

Georgetown Üniversitesi’nden siyaset bilimci Stephen Wayne Amerika’nın Sesi’ne verdiği demeçte, dün geceki televizyon tartışmasının her iki yönelik desteği pekiştirdiğini ancak yarışın gidişatında muhtemelen bir değişiklik yaratmadığını kaydetti.

Ülkedeki anketler, seçimin kaderini belirleyecek kararsız eyaletlerde Clinton’ın hakim bir üstünlüğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. WSJ/NBC’nin Clinton’ı 11 puan önünde gösteren anketinin yanı sıra, bir kısmı Trump’ın ses kaydı sonrasına denk gelen Rasmussen araştırma şirketinin anketinde de Clinton’ın 7 puanlık bir üstünlüğe sahip olduğu görülüyor.

George Washington Üniversitesi’nden siyaset bilimci John Sides da, Trump’ın dün gece daha iyi performans gösterdiğini ancak bunun kendisine destek oranlarında değişiklik yaratmaya yetecek ölçüde olduğunu düşünmediğini belirtti.

Wayne de, tartışmanın Clinton’a desteği pekiştirmiş olabileceğini, Trump’ın ise kendi tabanını sağlamlaştırdığını ancak tabanın ötesine geçemediğini söyledi. “Tartışma bence her iki adayın da gerçek karakterini ortaya koydu” diyen Wayne, Trump’ın “konulara hakim olmadığı” şeklinde bir izlenim sergilediğini, Clinton’ın ise “kendisini savunmaya ve Demokratların geleneksel ajandasını destekleme iyi hazırlanmış” göründüğünü kaydetti.

Trump'ın 'hapiste olurdun' sözü tartışılıyor

Bu arada Trump’ın tartışmada Clinton’ı hapse atmakla tehdit etmesi de tartışılmaya devam ediyor. Tartışmada Clinton’ın dışişleri bakanlığı döneminde özel sunucusundan resmi yazışmaları yapması konusunun konuşulduğu sırada Trump, başkan olması durumunda adalet bakanını görevlendirerek bu konuda özel bir savcı atayacağını açıklamış, hatta daha da ileri giderek rakibini hapse attıracağını ima etmişti.

Clinton’ın “Donald Trump mizacında bir kişinin yasalardan sorumlu olmaması çok iyi” sözleri üzerine Trump, araya giderek “Çünkü hapiste olurdun” demişti. Trump’ın bu sözü hem Amerikan kamuoyunda hem de sosyal medyada geniş yankı buldu.

Tartışmanın hemen ardından açıklama yapan ABD’nin eski Adalet Bakanı Eric Holder, Trump’ın bu açıklamasını eski Başkan Richard Nixon dönemindeki üsluba benzetti. Holder, Twitter üzerinden, “ABD’de biz siyasi muhalifleri hapse atmakla tehdit etmeyiz. Donald Trump bunu yapacağını söyledi. Makamını suistimal edeceğinin sözünü veriyor” şeklinde mesaj paylaştı.

George W. Bush’un başkanlığı sırasında Beyaz Saray sözcüsü olan ve normalde Trump’ın destekçileri arasında yer alan Ari Fleischer da, “Kazanan adaylar muhalifleri hapse atmakla tehdit etmez. Başkanlar bireyleri adli kovuşturmayla tehdit etmez. Trump bu konuda yanlış” dedi.

Trump’ın kampanya menajeri Kellyanne Conway ise, MSNBC’ye yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi adayın sözlerinin bir “espri” olduğunu söyledi ve Trump’ın aslında seçmenlerin konu hakkındaki hayalkırıklığını yansıtmaya çalıştığını söyledi.

XS
SM
MD
LG