Erişilebilirlik

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile müzakereleri dondurma yönünde karar vermesi üzerine Ankara, olağanüstü hal (OHAL) uygulamalarını savundu ve Avrupa’nın kararının Kapıkule Sınır Kapısı’ndan içerisini etkilemeyeceğini bildirdi. Avrupa Birliği (AB) Bakanı Ömer Çelik, OHAL’in orantılı olduğunu savunarak, “Bize mesaj vermek isteyenler, bunun Kapıkule Sınır Kapısı'ndan içeriye girmeyeceğini bilsinler” dedi.

AP’deki oylama öncesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünkü açıklamasında kararın kendileri için herhangi bir kıymeti olmayacağını duyurmuştu.

Yıldırım: “Bu kararın bizim için hiçbir önemi yok”

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü’ndeki basın toplantısında, “Bu kararın bizim için hiçbir önemi yok. AB ile ilişkiler sıkıfıkı ilişkiler değil, kerhen yürüyen ilişkilerdir. AB, gelecek vizyonunu Türkiye ile birlikte mi, yoksa Türkiyesiz mi şekillendirecek, buna karar vermeli. AB 'Güvenlik için Türkiye vazgeçilmez' derken, bir yandan da eften püften böyle kararlar alması çelişkidir” diye konuştu.

AP’nin bugünkü kararı sonrasında ilk resmi tepki AB Bakanı Ömer Çelik’ten geldi.

Çelik, AP’ye Edirne’deki sınır kapısını işaret etti

AB Bakanı Çelik, Adana’da yaptığı açıklamada, AP’nin kararını yok hükmünde saydıklarını ve içerdiği vizyonsuzluk itibariyle ciddiye alınamayacağını söyledi. AP’nin prensip olarak çok sesliliği ve demokratik ülkeleri temsil eden bir kurum olarak görüldüğünü kaydeden Çelik, Brüksel’deki parlamentoya yönelik özetle şu mesajları verdi:

“Çoğu zaman çoksesliliğin temsilcisi olarak demokratik ciddi işlere imza atmıştır. Türkiye söz konusu olduğunda çok seslilik kayboluyor. AP’nin kararı, hiçbir hukuki bağlayıcılığı olmayan dar görüşlü vizyonsuz bir siyasi karar. Bazı parlamenterler, Türkiye’ye mesaj vermemiz lazım diyor. Eğer böyle bir dertleri varsa bunu pozitif bir şekilde nasıl işbirliği yapacakları şeklinde bir değerlendirme yapmaları gerekirdi. Maalesef tarihe çok kötü geçecek bir tasarıya imza attılar. Müzakereler zaten fiili olarak durmuş bir durumda. Bunun ortaya çıkması şimdiye kadarki tıkanıklığın bir tezahürüdür. Mesaj bu şekilde verilmez. Mesaj kararlarla değil eylemlerle verilir. AP'nin eylemlerine baktığımızda AB kurumlarının nelere imza attığını hep beraber görelim. Tüm Avrupa'yı yabancı düşmanlığı kuşatırken bunlara ses çıkarmayanlar bugün Türkiye'ye mesaj vermeye kalkıyorlar. Türkiye'ye karşı kendi kamuoyunu zehirleyen yanlış kararlara imza atıyorlar.”

AP’nin bugünkü kararıyla AP’nin temsil ettiği değerleri birbirinden ayırdıklarını kaydeden Çelik, AP’nin değerlerini 15 Temmuz gecesi korumuş bir millet hakkında bugün verdiği kararla AP’nin kendi değerleriyle çatışma yaşadığını söyledi.

AP’nin değerler krizi yaşadığını savunan Çelik, “Kararlar eleştirel bile olsa, yapıcı ise, ilerlemeye yol açıyorsa, her türlü karar bizim için saygıdeğer olur. Ama AP’nin bu kararı bu kadar vizyon yoksunu, siyasi doğruluktan uzak ve tutarsızlık içeriyor ki bize mesaj vermek isteyenler bu kararla mesajın Kapıkule Sınır Kapısı’ndan içeriye girmeyeceğini bilsinler. Bu mesaj kulak vereceğimiz bir mesaj değil, kendilerine iade ediyoruz. Mesele bunun siyasi vizyona sahip olmamasıdır” dedi.

Çelik’e göre OHAL anlaşılmadı

AP’nin kararındaki temel gerekçe olan OHAL sürecindeki uygulamalarla ilgili eleştirileri de yorumlayan Ömer Çelik, “Şimdiye kadar aldığımız tedbirleri hiçbir şekilde anlamadıklarını görüyoruz. OHAL hakkındaki tedbirlerle ilgili olarak orantılılıktan bahsediyorlar. Oysa durumun gerektirdiği ve uluslararası hukuka uygun biçimdedir. Hukuk dışı bir tedbir değildir. AİHM içtihatları normalde uygulanan gereklilik ve orantılılık ilkelerinin olağanüstü durumlarda değişkenlik gösterebileceğini kabul eder. İlerleme raporunda PKK ile mücadele konusunda orantılılıktan bahsedilmesi sorumsuzluktur” diye konuştu.

Türkiye’nin insan hakları, demokrasi, hukuk konusunda reformlarına devam edeceğini iddia eden Çelik, “AB'nin yeniden tutarlı ve vizyon üreten bir kuruma dönüşmesini bekliyoruz. Bizim bir Avrupa ülkesi olarak karşı karşıya olduğumuz terör tehdidine karşı uygulamada gereğini yapması gerekir” ifadesini kullandı.

“Eleştiriler, AB ile fasıllar açılarak çözülebilir” mesajı

Bakan Çelik, üyelik müzakereleri hakkındaki asıl kararı AB Konseyi’nin vereceğini anımsatarak, Türkiye ile AB ilişkileri konusunda şöyle konuştu:

“AB'nin içinde bulunduğu varoluşsal krizin de bunun Türkiye-AB ilişkilerine yansımasının da aşılması için hep birlikte gayret etmemiz lazım. Esasında eleştirileri varsa, katılım müzakereleri çerçevesinde bu eleştirilerin çözülmesinin yolu, fasılların açılmasıdır. Nitekim son zamanlarda yaptıkları eleştirilerin hepsi, 23-24. fasıllar içerisinde bulunmaktadır. Birtakım AP'den gelip de Türkiye'yi ziyaret eden milletvekilleri, Türkiye'deki gerçekliği ve resmi tam olarak gördüklerinde de bunu söylemişlerdir. 'Türkiye ile bu şekilde ipleri koparmak yerine, 23-24. fasılları açalım' demişlerdir. Dolayısıyla tarihi ve coğrafyayı bir kültürel sınır olarak seçip de Avrupa kıtasının içerisinde başka demokratik prensipler ve ölçüler, Avrupa kıtasının dışında başka demokratik ölçüler ve prensipler duygusunun ve bu siyasetin ne büyük acılar yaşattığını anlamaları gerekir. Bu şekilde bir bakış açısı bu yüzyılda tarih, siyaset dışıdır. İnsan hakları ve demokrasi konusunda, görünüşte nesnel bahanelere sığınıp da arkasından Türkiye'nin herhangi bir şekilde fasıllarını açmamak, Türkiye'yi siyasi kriterlerle köşeye sıkıştırmak şeklindeki bir yaklaşım aslında Avrupa'nın çok uzun zamandır genişleme konusunda ve kendi kurumlarını güncelleme konusunda nasıl ağır bir krizin içerisine düştüğünü net bir şekilde göstermektedir.”

Gözler AB Komisyonu’nda, Türkiye Juncker’a tepkili

Avrupa Birliği yapısında Türkiye ile üyelik müzakereleri hakkında durdurma kararı verilmesi için AP’nin kararı sadece “tavsiye” niteliğine sahip. Ancak Türkiye, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’a yönelik de tavır almış görünüyor.

Çelik’in Juncker ile ilgili sözleri dikkat çekiciydi. Çelik, “Bütün dünyayı, Avrupa Komisyonu Başkanı'nın zihniyet dünyasına göre şekillendirecek halimiz yok. Kendisinin beğenmemesi, bunun beğenilmeyecek bir şey olduğunu göstermiyor. Kendisinin daha çok gayret edip diğer ülkelerin şartlarını doğru anlaması ve halkların iradesine saygı duyması gerekir” yorumunu yaptı.

Kılıçdaroğlu: “Ağır bir yaptırım”

Ana muhalefet partisi CHP, AP’nin kararına da Hükümet’in tutumuna karşı tepkili görünüyor. OHAL konusunda Hükümet’i sıkça eleştiren ve bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasına rağmen sonuç alamayan CHP, AP’nin kararını “ağır bir yaptırım” olarak değerlendiriyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya’daki açıklamasında, “Az önce geçici durdurma kararı alınmış. AB'ye üyelik için Ankara Antlaşması'nı imzalayan rahmetli İsmet İnönü'dür, 1963 yılında. 'Uygar dünyanın bir parçası olmalıyız' diye yola çıkılmıştır. Ama bugün geldiğimiz noktada insan hakları, demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar Türkiye'de olmadığı için kararları bir süre durdurdu. Müzakere yapılmayacak. Bu bizim için çok ağır bir yaptırımdır. Bunun arkası gelecektir, ekonomik olarak arkası gelecektir, siyasi olarak gelecektir” diye konuştu.

Bahçeli: “AP art niyetini gözler önüne serdi”

MHP ise, diğer muhalefet partileri ve muhalif sivil toplum örgütleri aksine sadece Avrupa’ya tepki gösterdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa ile terör örgütleri arasındaki ilişkilere vurgu yaparak, Avrupa ülkelerindeki Türk kökenli parlamenterlerce tavır alınması çağrısında bulundu. Twitter aracılığıyla mesajlarını paylaşan Bahçeli, “AP, terörizme yakasını kaptırdı. Türkiye'ye samimiyetsiz ve soğuk bakışını tescil ettirdi. Ve art niyetini tekrar gözler önüne serdi. Türk milleti, AP'nin kararını reddetmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi de bu temelsiz ve omurgasız kararı telin etmektedir. Avrupa, veba salgınından sonra ikinci kez büyük ve acınası bir hastalığa tutulmuştur. Bu vahim hastalık terör örgütlerinden bulaşmıştır. Avrupa ülkelerinde görev yapan Türk kökenli 147 parlamenterin AP'nin kararına göstermeleri gereken tepkileri de önemli hal almıştır. Türkiye'nin haysiyetiyle oynamaya kalkışan, ülkemizi karalamaya yeltenen şarlatanlığa Türk kökenli parlamenterlerin itirazı olmalıdır. Ve bu itiraz hemen yapılmalıdır. Kimliğini kaybetmemiş, doğduğu toprakları unutmamış kardeşlerimizin sesini duymak en tabii hakkımızdır” dedi.

HDP: “12 yıl önce terörü kim destekliyordu?”

HDP cephesi ise, AP’nin verdiği kararı OHAL uygulamalarıyla ilgili görüyor ve özellikle tutuklu HDP’li vekilleri anımsatıyor.

HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa ile yolları ayırma yaklaşımını ve Ankara’nın AB’yi teröre destek olmak ile suçlamasını eleştirdi. Bilgen, şu görüşlerini ifade etti:

“Bundan 12 yıl önce Sayın Erdoğan, Esenboğa Havaalanında, tam da bugünlerde büyük törenlerle karşılanmıştı. Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğunda bir tarih alınmış, Kızılay’da törenler düzenlenmişti. “’Hamdolsun Avrupa yolculuğunda önemli bir dönemeci geçtik’ diyordu Sayın Erdoğan. Şimdi de ‘Hamdolsun Avrupa Birliğinde yol ayrımına geldik’ diyecek noktadayız. Elbette ki Türkiye ittifaklarını tartışabilir ama 80 milyonu ilgilendiren bir karar ucuz popülizmle, hamaset ile alınmamalı. Bundan 12 yıl önce Türkiye’nin üyelik sürecinin başlatılmasıyla ilgili kararı alan 7 gruptan 6’sı sert bir tutum ortaya koyuyorsa kimin değiştiğini sorgulamak zorundayız. AB o gün de Türkiye ile ilgili ifade, düşünce, basın özgürlüğü diyordu, bugün de aynı şeyi söylüyor. Eğer siz Türkiye’nin AB yolculuğundaki bu zor dönemeci tarif ederken, “’Avrupa teröre destek veriyor, onun için bu kararı alıyor’ diyorsanız, bu cümlenin anlamı şudur; 12 yıl önce siz de teröre destek veriyordunuz ki AB sizinle ilgili olumlu kararlar alıyordu. Kimin değiştiği, kimin özellikle özgürlükler konusunda tavrının değiştiği çok nettir.”

XS
SM
MD
LG