Erişilebilirlik

Ankara'da Siyasi Ortam Yumuşuyor

  • Can İzbul

Ankara'da Siyasi Ortam Yumuşuyor

Ankara'da Siyasi Ortam Yumuşuyor

61. hükümetin programının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) okunduğu hafta aynı zamanda gerilimli siyasi ortamın kısmen yumuşamaya başladığı bir hafta oldu.

12 Haziran seçimlerinin hemen ardından boykot ve yemin kriziyle yükselen siyasi tansiyon, son bir iki günde atılan adımlarla, düşmeye başladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yetkilileri ile hükümet kanadından gelen açıklamalar, 11 Temmuz itibariyle durumun büyük oranda normalleşebileceğini ve en azından krizin “yemin” boyutunun aşılabileceğini gösteriyor.

Düğüm Çözülüyor

Boykot ve yemin krizini çözebilecek isim olarak görülen TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katkıları ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun takındığı olumlu tutum sonucunda, sorunun çözümü yolunda büyük bir ilerleme sağladı.

Görüşmelerde ön plana çıkan formül; “Tutuklu bulunan milletvekillerine ilişkin durumun düzeltilmesini sağlayacak mevzuat değişikliğinin yapılması sözü karşılığında CHP milletvekillerinin yemin etmesi” olarak şekillendi.

Başbakan Erdoğan’ın “İnşallah kriz Pazartesiye kadar çözülür,” açıklaması, bir iyi niyet beyanından ziyade, çözüm sinyali olarak değerlendiriliyor.

Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) meclis boykotu konusunda da olumlu sinyaller geliyor. Halen ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını İmralı Adası’ndaki cezaevinde çekmekte olan terörist Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla BDP’ye ilettiği mesaj bu açıdan önem taşıyor.

Öcalan’ın BDP’lilere “Hükümetle bir mutabakata varmak şartıyla TBMM çalışmalarına katılmaları” telkini krizin aşılacağı yorumlarına yol açtı.

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş’ın TBMM Başkanı Çiçek’le görüşmesinin ardından “Herkes şartı koşulu bir tarafa bırakıp, ‘şartsız koşulsuz bu meseleyi nasıl tartışarak çözebiliriz?’ noktasına gelirse biz de BDP olarak tabii ki katkı sunarız,” dedi.

Yeni Hükümet, Yeni Program

61. Hükümetin programı da hafta içinde Başbakan Erdoğan tarafından TBMM’de okundu.

24. Dönem Meclis'in yüzde 87’lik katılımla oluştuğunu, temsil oranının ise yüzde 95 olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu sonuçlar demokrasimizin katılım ve temsil niteliklerinin daha da güçlendiğini gösteriyor. Yine bu sonuçlar milletimizin tüm sorunların çözüm adresi olarak TBMM’yi gördüğünün ve bu Meclis’ten çok şeyler beklediğinin açık bir işaretidir,” dedi.

Başbakan Erdoğan, 128 sayfalık Hükümet Programı’ndan şu noktalara vurgu yaptı:

Yeni Anayasa:

61. Hükümet’in programının ilk maddesini Yeni Anayasa oluşturuyor.

Erdoğan’ın yeni anayasaya yönelik en temel mesajı şöyle: "Önümüzdeki dönem yeni Anayasa dönemi olacak. Yeni anayasa için hükümet ve AK Parti olarak tam bir kararlılık içindeyiz. Tam bir toplum sözleşmesi olmasını arzu ediyoruz."

Kürt Meselesi:

"Kürt meselesinin çözümü için önceki dönemlerimizde ileri adımlar attık. Olağanüstü halin kaldırılmasından, Kürtçenin serbestçe kullanımına ve öğrenimine, ekonomik kalkınmadan sosyal ve kültürel alandaki reformlara kadar çok geniş bir alanda tarihi reformlar gerçekleştirdik. Kardeşliğimizi daha da pekiştirecek bu reformlara kararlı bir şekilde devam edeceğiz(…) Biz aynı tarihi, acıyı, sevinci paylaşan bir milletin çocuklarıyız. Bu nedenle, bu topraklarda ayrılıkçılığın tarihsel, sosyolojik ve kültürel hiçbir temeli, zemini yoktur. Bizim çözüm politikamızın temelinde insan vardır. Bu nedenle, cesaretle attığımız demokratikleşme adımları ülkenin bir bölgesine ya da bir toplumun bir kesimine değil tamamına yöneliktir. Şiarımız, herkes için daha fazla demokrasi, daha fazla hak ve daha fazla özgürlüktür. Bu yüzden diyoruz ki biz hep birlikte Türkiye’yiz."

Adalet Sistemi:

“Hükümetlerimiz döneminde adalet alanında yasal ve fiziki çok somut ilerlemeler sağladık. Kurulan ancak faaliyete geçirilemeyen istinaf mahkemelerinin sayılarının 9'dan 15'e çıkardık. Başsavcılarını atandık. Bu mahkemelerin en kısa sürede faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.”

Adli Tıp Kurumu'nun kapasitesini daha da artırarak kurumun hizmetlerinin hızlandırılacağını ve ülke genelinde yaygınlaştırılacağını anlatan Erdoğan, "Halen ülkemizde her yüz bin kişiye düşün hakim sayısı 10'dur. Bu rakamı önümüzdeki dönemlerde AB ortalaması olan 20 seviyelerine yaklaştırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.


Güvenlik:

"Özgürlük için güvenlik" yaklaşımını temel politika olarak benimseyerek uygulamaya koyduklarını kaydeden Erdoğan, "Güvenlik uygulamalarında ve güvenlik personelinin eğitiminde hukuk devletini ve insan haklarını esas alan önemli gelişmeler kaydettik. (…) Geliştirilen ileri teknoloji ve uzmanlık sayesinde, işlenen suçları ve olayları aydınlatmada en başarılı ülkelerden biri haline geldik.

AK Parti iktidarı, güvenlik alanında organize suç örgütleriyle, çetelerle illegal yapılarla etkin bir mücadele yürütmüştür. Ülkemizde geçmişte görülen mafya ve çete örgütlenmeleri önemli ölçüde çökertildi. Suç oranlarının düşmesinde organize suç örgütlerinin çökertilmesinin büyük payı vardır. Hükümetimizin esas aldığı, "işkenceye sıfır tolerans" ilkesi kararlılıkla uygulanmaktadır. Artık Türkiye işkence ile anılan bir ülke olmaktan çıkmıştır." dedi.

Başbakan Erdoğan, özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengeyi dikkate alarak, insan haklarını ve evrensel değerleri esas alan bir asayiş ve güvenlik ortamının sağlanmasının temel amaçları olduğunu da vurguladı. Erdoğan "Mafya, çeteler ve organize suç örgütleriyle başarılı mücadelemiz sürecek" dedi.

Şeffaflık:

İdarede merkeziyetçi, içe kapanık, kırtasiyeciliği azaltan mevzuat sadeleştirmeleri yaptıklarını, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın bir şekilde kullanımına önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, "Yenilediğimiz Kamu Mali Yönetimi Kanunu ile şeffaflığı artırdık. Bilgi edinme hakkı getirerek yönetimin tasarrufları üzerinde vatandaşımızın denetimini artırdık. 2003 yılından bugüne kadar Türkiye İstatistik Kurumuna düzenli bir şekilde, 'yaşam memnuniyeti' araştırması yaptırdık. Vatandaş ve sonuç odaklı yönetim anlayışımız önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edecektir" diye konuştu.

Merkezi İdare:

Erdoğan, bakanlıkların yeniden düzenlenmesi başta olmak üzere önümüzdeki dönemde merkezi idare reformlarına ağırlık vereceklerinin altını çizdi.


İdarenin bütünlüğü ilkesinden hareketle yerel yönetimleri hizmet odaklı bir anlayışla daha da güçlendireceklerini kaydeden Erdoğan, bununla birlikte merkezi idarenin strateji geliştirme, standart koyma, izleme ve denetleme fonksiyonlarını da geliştireceklerini söyledi.

Yerel yönetimlerin finansman ve hizmet yeterliliklerini kuvvetlendireceklerini kaydeden Başbakan, bazı altyapı projelerini, merkezi bütçeden aktarılacak kaynaklar yoluyla destekleyeceklerini ifade etti.


Büyükşehir belediyeleri konusunda köklü değişiklikler yapacaklarını vurgulayan Erdoğan, nüfusu 750 binden fazla olan illerde büyükşehir belediyesi kurarak, il bazında üst ölçekli plan ve hizmet bütünlüğü sağlamayı hedeflediklerini kaydetti. Erdoğan, yine bu dönemde Köy Kanunu'nun da yenileneceğini bildirdi.

Kamu Hizmetleri:

Erdoğan’ın bu alandaki en dikkat çekici mesajları ise şöyle: "Vatandaşların kamu hizmetlerine kesintisiz olarak kavuşmalarını sağlayacağız. Kamu hizmetlerinin sunumu sırasında vatandaşlarımızdan diğer kamu kurumlarında bulunan bilgi ve belgeler artık istenmeyecek. Bugün vatandaşlarımız devlet ile olan işlerinin büyük bir kısmını internet üzerinden kolaylıkla yapabiliyor. Okul kaydından vergi ödemeye, araç satışından tapu muamelelerine, ihracat ve ithalattan trafik işlemlerine kadar birçok hizmeti elektronik ortamda verilebilir hale getirdik. Kamudaki işlemlerin resmi olarak elektronik ortamlarda gerçekleşmesine imkan sağlayan elektronik imza uygulamasını hayata geçirdik. Tüm vatandaşlarımıza elektronik vatandaşlık kartı dağıtımını gerçekleştireceğiz. Bu kart, kamu hizmetlerinin sunumunda kimlik doğrulama işlemleri için kullanılacak. Böylece vatandaşlarımız kamu hizmetlerine 7 gün 24 saat evlerinde veya iş yerinden ulaşabilecek".

Ekonomi:

Bu alandaki temel mesajlar da özetle şöyle: “Temel amaç istikrarlı büyüme. Tek haneli rakamlara inmiş olan enflasyon ve faiz oranlarının kalıcı hale getirilmesi. Cari açığı düşürmek için çalışmalara devam edilecek. Bu çerçevede enerji giderlerini azaltmaya matuf olarak nükleer santrallere yönelik girişimler sürecek. Yerli otomobile tam destek verilecek. İstanbul’un finans merkezi haline getirilmesi için gayretler devam edecek. Dalgalı kur politikası sürecek.”

Türkiye İsrail: Gizli Diplomasi, Hızlı Yumuşama

Davos, koltuk krizi ve kanlı Mavi Marmara baskını ardından gergin bir ortamda ve düşük profilde devam eden Türkiye-İsrail ilişkileri, 12 Haziran seçimlerinden bu yana hızlı bir yumuşama sürecine girdi.


Bir taraftan özellikle İsrail tarafının basın yoluyla vermeye çalıştığı olumlu mesajlar ve Türkiye’nin ikinci filonun bayrak gemisi konumundaki Mavi Marmara’yı “teknik” gerekçelerle limanda tutması, diğer yandan iki ülke diplomatları arasında bir süredir devam eden görüşmeler, yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor.


İlk turları Cenevre'de yapılan görüşmelerde en kritik ifadeyi "özür" kelimesi oluşturuyor. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile İsrail Başbakan Yardımcısı Moşe Yaalon başkanlığındaki görüşmelerde "üzgünüm" ve "özür dilerim" kelimeleri üzerinde pazarlık yapılıyor.


New York’ta taraflar arasında Mavi Marmara raporu konusunda pazarlıklar da devam ediyor. Türkiye “açık bir özür ve tazminat” beklerken, İsrail için önceliği "kendini savunma hakkının" tescili oluşturuyor.


Gelen haberler, tamamlanan BM Rapor taslağının Genel Sekreter’e sunulduğu ancak taslağın mevcut halinde Türkiye’nin beklentilerinin yeteri oranda karşılanmadı yönünde.


Taraflara 27 Temmuz’a kadar süre tanıyan Genel Sekreter Ban Ki-Mun, iki ülkenin anlaşmalarını ve ardından raporun bu tarihte BM’ye sunularak resmileşmesini istiyor.

Şike Skandalı Manşetleri Sarstı

Türkiye’de geçen hafta gündemin en hararetli maddesini ise, Süper Lig Şampiyonu Fenerbahçe’nin Başkanı Aziz Yıldırım’ın da karıştı iddia edilen şike skandalı oluşturdu.

Yaklaşık 60 kişinin gözaltına alınıp 26’sının tutuklanmasına karar verilen soruşturma bütün hızıyla sürüyor.

Yeni bir tutuklama dalgasının gelebileceği konuşulurken, Fenerbahçe’nin Süper Lig’den düşürülüp düşürülmemesi konusunda ise henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.

XS
SM
MD
LG