Erişilebilirlik

Ankara'nın IŞİD'le Mücadeledeki Rolü Ne Olacak?


Ankara’nın IŞİD’le mücadeledeki rolünü Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV uzmanı ve Gazeteci Etyen Mahçupyan ve Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Çalışmaları Merkezi Direktörü Gönül Tol, Amerika'nın Sesi'ne değerlendirdi

Paris’te bir araya gelen 30 Batılı Arap ülkesinin yetkilileri, Irak’ta IŞİD’le mücadeleye destek sözü verdi. Ancak Türkiye kendi konumunu korumayı tercih etti. Askeri mücadeleye katılmasa da Türkiye’nin ödediği bedel oldukça ağır. Alparslan Esmer, Ankara’nın IŞİD’le mücadeledeki rolünü Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV uzmanı ve Gazeteci Etyen Mahçupyan ve Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Çalışmaları Merkezi Direktörü Gönül Tol’a sordu.

Başkan Barack Obama, IŞİD’le mücadele stratejisine destek aramak için Dışişleri Bakanı John Kerry’yi bölge ülkelerine gönderdi. Önce Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde bir araya gelen bölge ülkeleri temsilcileri, Amerika’nın stratejisini destekleyecekleri yönündeki nihai bildiriye imza attı. Belgeyi imzalamayan tek ülke Türkiye oldu. Bu durum Batılı ülkelerde Türkiye’nin IŞİD’e karşı askeri operasyonlara açık destek vermeyeceği, hatta İncirlik Üssü’nü bombardıman uçaklarına kullandırtmayacağı şeklinde yorumlandı. Ankara’ya giden Kerry Türk yetkililerden açık bir destek sözü alamadı. IŞİD tehdidine en yakın NATO ülkesi olan Türkiye’nin bu örgüte karşı kurulan koalisyona katılma konusundaki isteksizliği kimseyi şaşırtmadı, çünkü Ankara Haziran ayından bu yana rehine kriziyle boğuşuyor:

“Tabi Türkiye'nin kritik bir noktası var, çünkü 49 kişisi IŞİD'in elinde rehine. Böyle bir durumda gerçekte alabileceği kararı almakta zorlanır. Türkiye de zorlanıyor, ama şimdi Türkiye burada ara bir yol bulmuş durumda. Hem koalisyon içinde olmak hem de koalisyonun daha çekirdek gücünün içinde de olmamak şeklinde. Daha ziyade insani yardımlar meselesinde bir partner olmak şeklinde.”

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı uzmanı ve Gazeteci Etyen Mahçupyan’ın da dediği gibi, Ankara IŞİD’le mücadele edecek koalisyona askeri operasyonlarda olmasa da insani yardımlar konusunda destek olabilir. Amerikan basını, Dışişleri Bakanı Kerry’nin son ziyaretinde Türkiye’den sınırlarını daha iyi kontrol etmesini ve özellikle IŞİD’in ana mali kaynaklarından biri olan kaçak petrol ticaretine izin vermemesini istediğini bildiriyor. Ankara’nın, Amerika’nın IŞİD’le mücadele koalisyonda aktif bir rol almayacağı görüşüne sahip olan bir diğer uzman da Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Çalışmaları Merkezi Direktörü Gönül Tol:

“Evet, hep arka planda, ikinci bir rol oynayacak muhtemelen. İşte o sınırların kontrolu konusunda Avrupa’dan gelen cihatçı grupların ülkenin topraklarını kullanarak Suriye'ye geçme konusunda sınırlandırmalar getirilecek. Bu konuda da Amerika'yla ve Avrupalı devletlerle ortak çalışıldığı söyleniyor. Dolayısıyla bu tür bir çalışma olacak, fakat üslerin Amerikan savaş uçaklarına açılmasının, kullandırtılmasının söz konusu olacağını düşünmüyorum. Sadece lojistik ve insani amaçlarla kullanılacak bence İncirlik Üssü.”

Başkan Obama’nın IŞİD’le mücadele stratejisinin ayaklarından biri de örgüte yabancı militanların katılımının önlenmesi. Batılı ülkelerden IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye giden çok sayıda yabancı militanın ara geçiş noktası olarak sıklıkla Türkiye’yi kullanması, son dönemde Ankara’nın başını fazlasıyla ağrıttı. Türkiye bir süredir önlemlerini sıkılaştırdı , sınırlarında da güvenliği arttırdı:

“Türkiye o kadar geniş sınırlara sahip ki ve Türkiye’ye Batı'dan girmek o kadar kolay ki doğal olarak, vizesiz falan, Avrupa'dan, ne kadar IŞİD'e katılmak isteyen kişi varsa Türkiye üzerinden bunu yapabildi son dönemde ve Türkiye’nin bunu engelleme imkanları da olmadı. Farkına bile varamadı birçoğunun ve bu da Türkiye'yi uluslararası kamuoyu nezdinde çok sorumlu hale getirmişti. Belki de Türkiye devleti, hak etmedikleri bir yük altında kaldıklarını düşünüyorlardı. Şimdi bu koalisyonla beraber, onun da bir daha düzenlenmesi söz konusu olacak ve Avrupa’dan girişlerin de bizzat Avrupalılar tarafından kontrolu çok daha etkin bir şekilde yapılacak. Bu da Türkiye'yi çok daha rahatlatacak.”

Türkiye’nin Obama’nın IŞİD’le mücadele stratejisine katkı sağladığı en önemli unsurlardan biri insani yardımlar. Çünkü Türkiye, 3 buçuk yıldır devam iç savaşın başından bu yana yüzbinlerce Suriyeli sığınmacıyı kendi topraklarında konuk ediyor. Son dönemde IŞİD’in ilerleyişinden kaçan Ezidiler de Türkiye’ye sığındı. Gönül Tol, Türkiye’nin IŞİD tehdidini çok ciddiye aldığını söylüyor:

“Tabi bu çok büyük bir tehdit. '1,2 milyon Suriyeli yaşıyor Türkiye'de' deniyor ve bunların kontrolu ne derece sağlanıyor, bu giriş çıkışlar, aslında sınır kontrolları çok iyi değildi. O yüzden Batı'dan, Avrupa'dan, Amerika'dan gelen cihatçı gruplar, Suriye'ye çok rahat girip çıkabiliyordu. Fakat şimdi gazetelerde okuduğumuz kadarıyla daha sıkı bir denetim yapılıyor. Havaalanlarında çok daha ciddi bir denetim yapılıyor. Ama bunun dışında, tabi ciddi de bir yapılanma var cihatçı yapılanma olduğundan bahsediliyor Türkiye'de. Ve bu zaten halihazırda, birkaç ay önce takip etmişsinizdir. İstanbul'da bazı Şii camilere saldırılar oldu. Antep'te mesela problemler çıktı. Yani halk zaten çok tepkili ve bu tür güvenlik kaygıları, İstanbul'da olan türden krizlerin olması şunu gösteriyor. Türkiye aslında NATO ülkeleri arasında en çok bu tehdide açık ülkelerden bir tanesi. BU yüzden de bir taraftan hükümetin gerçekten anlamlı bir katkı sağlaması gerekiyor bu grupla savaşa, ama diğer taraftan da bu saydığım faktörler yüzünden de eli kolu bağlı.”

Gazeteci Etyen Mahçupyan, IŞİD tehlikesinin Ankara’yı Kürtler’e daha yakınlaştırdığını söylüyor ve bunun uzun vadede Türkiye’nin Kürt sorununa katkısı olacağına inanıyor:

“Çünkü şu anda Barzani Türkiye'nin en önemli ortağı Ortadoğu'da ve Ortadoğu'nun istikrarı açısından da çok kritik bir öneme sahip Kuzey Irak. Dolayısıyla da Kuzey Irak'a herhangi bir şekilde tehdit oluşturan herhangi bir kuvvetin Türkiye tarafından desteklenmesi bir yana tahammül edilmesi bile mümkün değil. Bir an önce bu İslam Devleti meselesinin ortadan kalkmasını isteyecektir Türkiye. Çünkü aynı anda Kürtler'in de kendi arasında başka bir birleşme de yaşanıyor şu anda. Uzun zamandan beri olamıyordu. PKK'yla Barzani ilişkisi kopuktu, şimdi o da birleşiyor. Dolayısıyla Barzani'yle ortak olan bir Türkiye, PKK'yla da ortak demektir bir noktadan sonra ve bu da Türkiye’deki Kürt meselesinin çözümünü ima ediyor. Eğer Kürt meselesinin çözümünü de beceremezse zaten Türkiye, en önemli demokratikleşme hamlesini de yapamayacağı gibi ekonomisi de belki de çok yara alacak. O yüzden de şimdi tersten bakarsak, Türkiye'de Kürt meselesi o kadar kritik ki, bu Ortadoğu’daki Kürt meselesinin de çözümünü gerektiriyor. Dolayısıyla Barzani'nin ayakta kalması bir istikrar ortamı olarak devam etmesini gerektiriyor. Bu da Suriye’de ve Irak'ta İslam Devleti tehlikesinin bir an önce ortadan kalkmasını gerektiriyor. Türkiye bence sonuna kadar bunun arkasında duracak. Ama o 49 rehine nedeniyle çok da fazla aktif gözükmeyebilecek.”

Amerikan Alman Marshall Fonu’nun her yıl çıkardığı Transatlantik Eğilimler raporundaki kamuoyu yoklaması sonuçlarına göre Türkler Amerika’ya güven duymuyor. Rapora göre Amerika’ya olumsuz bakan Türkler’in oranı yüzde 64. “Başkan Obama IŞİD’le mücadele stratejisine Ankara’nın desteğini alsa bile, Türk kamuoyunun desteğini alabilir mi?” diye sorduğumuz Gönül Tol bu güvensizliği doğruluyor:

“Şimdi bunu aslında söylemek güç. Arap ülkeleri de benzer bir endişenin içinde. Mesela Arap Birliği bir açıklama yaptı, 'IŞİD'e karşı biz koalisyonu destekliyoruz' diye. Fakat askeri müdahaleye kesinlikle yer vermediler yaptıkları açıklamalarda. Çünkü, Sünni bir halkınız var, Sünni bir tabanınız var. Tamam bu terörist bir organizasyon olarak kabul ediliyor olabilir, fakat genel olarak Amerika'nın bölgeye müdahaleleri, Türkiye de dahil, Türk toplum da dahil çok negatif karşılanan bir şey. Dolayısıyla hükmettin, ‘kamuoyunun ne düşündüğünden’ çok daha önemli problemleri var. 49 tane Türk rehine var kurtarılması gereken. Kürt açılımı var. Bir sürü komplikasyon var, dolayısıyla bunu kamuoyuna satmak çok güç olacaktır. Çünkü kamuoyu hem Amerika'yı hem Amerika'nın herhangi bir yerde bölgeye dahil olmasını çok şüpheyle karşılıyor. O anlamda hükümetin aslında eli bağlı pek çok noktada, Amerika'nın liderliğindeki koalisyona katılma noktasında.”

Amerikalı yetkililer, IŞİD’le mücadele stratejisinin başarıya ulaşmasının yolunun, örgütün faal olduğu bölgelerdeki toplumların, özellikle de Sünniler’in desteğini kazanmaktan geçtiğine inanıyor. IŞİD’in, bölgeyi bir mezhep, hatta dinler savaşının içine çekmek istediği; örgütünün adı “İslam Devleti” olsa da yaptıklarının İslam’la bağdaşmadığı Washington’da yetkili ve uzmanlarca sıklıkla dile getiriliyor. Obama yönetimi, bölge halkının desteğini kazanmadan ve sürdürülebilir bir güven ortamı oluşturmadan bu stratejinin başarıya ulaşamayacağının farkında.

XS
SM
MD
LG