Erişilebilirlik

Amerika'nın Batı'ya Açılan Kapısı: St. Louis Kenti


Amerika'nın Batı'ya Açılan Kapısı: St. Louis Kenti

Amerika'nın Batı'ya Açılan Kapısı: St. Louis Kenti

Missouri eyaletindeki St. Louis kenti Batı’ya açılan kapı olarak bilinir. Mississippi ve Missouri ırmaklarının birleştiği noktada kurulan kent Amerika’nın Batı’ya doğru yayılmasında çok büyük bir rol oynamıştı.

Missouri’nin St. Louis kenti, 18‘inci yüzyıldan beri batıya yönelen maceraperestlerin serüvenlerinin başlangıç noktası oldu. ‘Batı’ya Açılan Kapı’ olarak tanınan St. Louis denince akla önce kentin silüetinin en karakteristik yapısı Gateway Kemeri geliyor. Tarihçi Bob Moore kentin konumuna dikkati çekiyor ve şunları söylüyor:

”St. Louis Kuzey Amerika’nın tam ortasında kurulu olan bir kent. Gateway Kemeri Mississippi nehrinin üzerinde. Buranın 29 kilometre kuzeyindeyse Kayalık Dağlar’a doğru akan Missouri nehri bulunuyor. Bu iki nehrin kesiştiği noktada olmak St. Louis’in olup biten herşeyin merkezinde olması anlamına geliyor. İnsanlar eskiden ulaşım için bu nehirleri kullanırdı.”

Vahşi Batı’dan gelen kaşiflerin uğrak noktası olan St. Louis, kürk gibi Batı’nın hazinelerinin yerleşik düzenin hakim olduğu Doğu kıyısına gönderildiği yerdi. Amerika’nın üçüncü başkanı Thomas Jefferson’ın 1803 yılında Fransa’dan satın alınan Louisiana topraklarını keşfetmeleri için görevlendirdiği Meriwether Lewis ve William Clark’ın serüvenlerinin başlangıç noktası da St. Louis’ti. Peki St. Louis neden bu topraklar üzerinde yükseldi? Tarihçi Bob Moore açıklıyor:

”Buraya ayak basan ilk yerleşimciler nehrin hemen yanında sarp kayalıklar olduğunu görmüştü. Kayalıkların arasındaki tek açıklık, bugün Gateway Kemeri’nin güney ayağının bulunduğu yerdeydi. Kemerin ayağının bulunduğu nokta nehirden kayalıkların tepesine çıkmak için en kestirme yoldu. İki nehrin kesiştiği noktaya en yakın yerde bir yerleşim birimi kurmak akla yatkındı. Ayrıca bu noktada sel felaketi kaygısı da yoktu.”

Sel felaketi yöre halkını tehdit etmiyordu belki ama nehrin kıyısında çıkan yangın 1849 yılında St. Louis’i adeta kül etti. Amerikan demiryolu sistemi St. Louis’in ticaret başkenti olarak önemini azaltsa da bölgesel ticarette nehir ulaşımı hala büyük rol oynuyor. Moore, St. Louis’in eski önemini kaybetmesinden sonra toparlanamadığını söylese de kent otomobil ve uçak imalatı gibi modern sanayilere evsahipliği yapmayı başardı.

St. Louis ayrıca bir Amerikan klasiğinin de doğum yeri. Bob Moore anlatıyor:

”Bira imalatçıları Anheuser Busch 1800‘lerin başından, Budweiser ise 1876‘dan bu yana St. Louis’te faaliyet gösteriyor.”

Moore, dünyanın en büyük bira üreticilerine evsahipliği yapmanın yanısıra St. Louis’in çok sayıda etkinlik sunduğunu, bunların bazılarının ücretsiz olduğunu söylüyor:

”Hayvanat bahçemiz, tarih ve sanat müzelerimiz ve diğer kültürel kurumlarımızın çoğu giriş ücreti almıyor. Buralar ekonomik darboğazda ailelerin çocuklarını eğlendirmesi için çok uygun bir kent.”

Müzelerin çoğu 1904 Dünya Fuarı’nın yapıldığı bölgede kurulu. Moore, aileler, çiftler, çocuklar ve yetişkinler için ideal olan bu etkinliklerin yanısıra St. Louis’te ziyaret edilmesi şart olan Gateway Kemeri’ni hatırlatıyor ve "Herkes Gateway Kemeri’ni görmeli!” diyor.

XS
SM
MD
LG