Erişilebilirlik

Amerikan Yakın Tarihine 11 Yaşındaki Çocuğun Gözünden Bakış

  • Penelope Poulou

Amerikan Yakın Tarihine 11 Yaşındaki Çocuğun Gözünden Bakış

Amerikan Yakın Tarihine 11 Yaşındaki Çocuğun Gözünden Bakış

Yönetmen Stephen Daldry, yeni filmi ‘Extremely Loud and Incredibly Close’da Amerikan yakın tarihine 11 yaşındaki bir çocuğun gözünden bakıyor. Jonathan Safron Foer’ın romanından uyarlanan, senaryosunu Eric Roth’un yazdığı film, 11 Eylül 2001 terör saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi’nde çalışan babasını kaybeden 11 yaşındaki Oskar’ın öyküsünü anlatıyor.

Oskar Schell en sevdiği insanın 11 Eylül sabahı neden öldüğünü bir türlü anlayamıyor.

Asperger Sendromu belirtileri görülen, üstün entelektüel yeteneklere sahip Oskar, korkuları olan bir çocuk. Babasıyla bulmacalar çözüyor, birlikte hayali yolculuklara çıkıyorlar.

Thomas Schell oğlunun dış dünyaya uyum sağlaması için sürekli çaba harcıyor.

Filmde Thomas Schell’i Tom Hanks oynuyor. Hanks, “Oskar, artık hayatta olmayan babasıyla ilişkisini sürdürebilmek için bir yıldır kimsenin dokunmadığı dolabına giriyor ve en üst rafta bir vazonun içine gizlenmiş bir anahtar buluyor. Anahtarın üzerinde Black yazıyor. Oskar, Black’in, babasıyla bağlantısı olan bir kişi olduğuna kendisini inandırıyor,” diyor ve şöyle devam ediyor: “New York’un beş ilçesinde de adı Black olan kişileri buluyor, anahtarın ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyor.”

Thomas Horn’un canlandırdığı Oskar, adı Black olan yüzlerce New Yorkluyu ziyaret ediyor. Oskar’a anneannesinin evindeki bir odayı kiralayan ve hiç konuşmayan yaşlı bir adam eşlik ediyor.

Yaşlı adamı Max Von Sydow oynuyor. Sydow, “Film 11 Eylül’le ilgili. Yaşlı adam yaşadığı şoku atlatmak için sessizliğe bürünmüş. Ama sessizliğin bir terapi olduğunun farkında değil,” diyor.

Yönetmen Stephen Daldry 11 Eylül’ü Schell ailesinin acısını yansıtarak kişiselleştiriyor.

Linda Schell’i canlandıran Sandra Bullock hikayenin, 11 Eylül’de yakınlarını kaybedenlerin anlattıklarına dayandığını söylüyor: “11 Eylül günü kulelerde çalışanların ailelerine bıraktıkları telefon mesajlarını dinledik. Bu konuşmaların en ilginç yanı, o insanların kulelerden sağ çıkmayacaklarını anladıkları halde mesajlarının umut, ve sevgi dolu olmasıydı."

Film her ne kadar Amerikan yakın tarihine ışık tutsa da biraz da New York’un, New Yorklular’ın hikayesi.

Film, kontrolün her zaman insanlarda olmadığını bazen yaşananların mantıksal açıklaması olamayabileceğini anlatıyor.




XS
SM
MD
LG