Erişilebilirlik

Amerikan Seçimlerinde 'Kimlik Politikası'nın Önemi


İnsan, doğası gereği, kendisini benzerleriyle, aynı değerleri paylaştığı kişilerle özdeşleştirir. Amerika’da da siyasal süreçte siyasetçiler, seçmenlerin motivasyonunu arttırmak için seçmenleri kendileriyle özdeşleştirmeye çalışır.

Birçok seçmen oylarını adayların önemli konularda aldıkları tavra göre belirlediklerini söylese de bazıları adayların renk ya da etnik kökeni gibi faktörlerden etkileniyor. Buna ‘kimlik politikası’ deniyor.

Georgetown Üniversitesi profesörlerinden Mark Rom, ”Seçmenler oy kullanırken kendileri gibilerine oy verirler. Aynı ırktan, aynı cinsten, aynı dinden, aynı siyasi görüşlerden kişileri seçerler,” diyor

Mark Rom ve diğer uzmanlar 2008 yılında Güney Carolina eyaletinde yapılan ara seçimler öncesinde başkan adayı Hillary Clinton’ın bazı siyah seçmenlerin desteğini aldığını, eşi eski başkan Bill Clinton’ın o zamanlar senatör olan Barack Obama’yı eski bir siyah başkan adayıyla karşılaştırdığını hatırlatıyor. Bill Clinton o dönem, ”Jesse Jackson Güney Carolina ön seçimlerini iki kez, 1984 ve 1988’de kazandı. Senatör Obama da burada iyi bir kampanya yürüttü,” diye konuşmuştu.

Uzmanlar bu sözlerin siyah seçmenleri kutuplaştırdığını, seçmenlerin Obama tarafına kaydığını söylüyor. 2012’de de siyah seçmenlerin Başkan Obama’ya desteğinin sürmesi bekleniyor.

Irk ve etnik köken kimlik politikasının ana unsurları olsa da bu terim çok daha fazlasını içeriyor.

Din, Amerika kurulduğu günden beri kimliğin önemli parçalarından biri oldu. Katolik olmak, 1928 başkanlık seçimlerinde adaylardan Al Smith, 1960‘daysa John F. Kennedy için çok önemliydi. 2008 ve 2012‘deyse Cumhuriyetçi aday Mitt Romney’nin Mormon olması birçok seçmenin kutuplaşmasına yolaçtı.

Rothenberg Siyaset Raporu dergisinden Nathan Gonzales, ideolojinin de önemini vurguluyor.

Gonzales: ”Cumhuriyetçi Parti için kimlik politikasında kimliği belirleyen en önemli etken muhafazakarlık. Kim muhafazakar tanımına girer? En muhafazakar kimdir? Kim en katıksız muhafazakardır? Soruları önem taşır.”

Howard Üniversitesi’nden siyaset bilimci Darryl Harris kişiler derilerinin rengi gibi etkenlere göre değerlendirildikleri sürece kimlik politikasının devam edeceğini söylüyor.

Harris: ”Amerikan toplumunda ırk, etkin köken ve cinsiyet gibi etkenlerin neden olduğu eşitsizliklerden kurtulamadığımız sürece ırkçılık sonrası dönem diye bir olgudan söz edemeyiz,” diyor.

Kimlik politikası Amerikan siyasetine özgü bir unsur değil. Eski Yugoslavya, Ruanda ve Sudan gibi ülkelerde kimlik politikası nedeniyle kan döküldüğü acı bir gerçek.
XS
SM
MD
LG