Erişilebilirlik

İnsan Hakları Savunucuları ABD'nin Uygulamalarını Eleştiriyor

  • Elizabeth Lee

İnsan Hakları Savunucuları ABD'nin Uygulamalarını Eleştiriyor

İnsan Hakları Savunucuları ABD'nin Uygulamalarını Eleştiriyor

10 Aralık, İnsan Hakları Günü’ydü. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ni kabul etmişti. Bazı insan hakları savunucuları, vatandaşları din ve ifade özgürlüğü, yasalar karşısında eşitlik gibi haklara sahip olsa da Amerika’nın insan haklarını ihlal ettiğini öne sürüyor.

Amerika’nın Birleşmiş Milletler eski büyükelçisi John Bolton, insan hakları konusunda Amerika’nın en büyük savunucularından. Bolton şöyle konuşuyor: "Hem günümüze hem de dünya tarihine baktığımızda Amerika’nın en ateşli insan hakları ve kişisel özgürlük savunucusu olduğunu görüyoruz.”

Amerikan Üniversitesi İnsan Hakları ve Hukuk Merkezi Başkanı Profesör Doktor Hadar Harris ise, Amerika’nın insan hakları sicilini eleştiriyor. Harris, "Hiçbir Ülkenin insan hakları kusursuz değildir" demekle birlikte Başkan Obama’nın kapatma sözü verdiği Guantanamo Cezaevi’nde halen tutuklular bulunduğunu hatırlatıyor. Harris şunları söylüyor: "Guantanamo Cezaevi’nde yıllardır kimseyle görüştürülmeden hücre hapsinde tutulan mahkumlar var. Amerika’daki insan hakları savunucularının ve uluslararası toplumun Obama Yönetimi’ne Guantanamo’yu kapatma konusunda baskı yapması gerekir. Bu kişiler hakkında gerekli yargı sürecinin başlatılmasını, yargılanabilecek olanların yargılanmasını, diğerlerinin de serbest bırakılmasını sağlamak bizim sorumluluğumuzdur.”

Ancak John Bolton Amerika’nın terörist ve savaş tutsağı olan bu kişileri Guantanamo’da tutabileceğini savunuyor. Bolton şöyle konuşuyor: "Cenevre Anlaşması ülkelerarası bir anlaşmadır ve terör örgütlerini kapsamaz. Hatta Cenevre Anlaşması bile savaş ya da çatışma süreci boyunca savaş tutsaklarının gözaltında tutulmasını öngörür. Teröre karşı verilen küresel savaş uzun sürebilir. Teröristler yanlış tarafı seçer ve Guantanamo’da uzun yıllar geçirirse bu durum bizim değil, onların sorunudur.”

Profesör Hadar Harris ise Amerika’da idam cezasının da sorun olduğu görüşünde: "Ölüm cezasının uygulanması ve hala yürürlükte olması çok kaygı verici. Bu cezanın kaldırılması gerekir.”

İdam Cezası Bilgi Merkezi’ne göre bu yıl cinayetten suçlu bulunan 40‘dan fazla kişinin cezası infaz edildi.

İdam cezasını savunan ‘Throw Away the Key’ adlı örgütten Michael Paranzino, cinayet işleyenlerin bu cezaya çarptırılmasının ölenlerin yakınlarının acılarını az da olsa hafiflettiğini söylüyor. Paranzino şöyle konuşuyor: "Bu tartışmaların odaklanması gereken nokta, cinayete kurban gidenlerin ailelerinin çektiği derin acıdır.”

İnsan hakları savunucuları Amerika’yı Birleşmiş Milletler’in aldığı bazı kararları onaylamadığı için de eleştiriyor. Örneğin Senato, kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesiyle ilgili Birleşmiş Milletler kararını henüz onaylamadı.

Amerikan Üniversitesi'nden Profesör Harris, Amerika'nın çocuk haklarına da önem vermediğini savunuyor: "Çocuk hakları anlaşması da Amerika’nın imza atmadığı anlaşmalardan biri. Bu anlaşmayı onaylamayan iki ülke var, Amerika ve Somali.”

John Bolton’a göreyse Amerika’da kadın ve çocuk haklarını güvence altına alan yasalar zaten mevcut. Bolton şunları söylüyor: "Kadın ve çocuk hakları konusunda nasıl davranmamız gerektiğini bize öğretecek uluslararası anlaşmalara ihtiyacımız yok.”

Bolton, Amerika’nın insan hakları sicilini eleştirenlerin İran ve Çin gibi demokratik olmayan ülkelerin insan hakları siciline odaklanması gerektiğini söylüyor.

XS
SM
MD
LG