Erişilebilirlik

Amerika'da Yeni Gıda Güvenliği Yasası Tartışılıyor


Amerika'da Yeni Gıda Güvenliği Yasası Tartışılıyor

Amerika'da Yeni Gıda Güvenliği Yasası Tartışılıyor

Her yıl altı Amerikalı’dan biri gıda zehirlenmesi nedeniyle hastalanıyor. Kongre gıda güvenliğini arttırmak ve gıda zehirlenmesi vakalarını en aza indirmek için yeni bir yasa çıkardı. Yeni yasa küçük ölçekli işletmeler dışında gıda üreticilerinin daha sıkı denetlenmesini sağlayacak. Küçük işletmelere verilen bu ayrıcalık, Amerika’da yerel gıda hareketinin giderek yaygınlaştığının bir işareti.



9 yaşındayken bakteri bulaşmış ıspanak yiyen Rylee Gustafson 2006 yılında 26 eyalette gıdalarda görülen koli basili salgınından en kötü etkilenen en az 200 kişiden biri. Kramp ve ishalle başlayan zehirlenme kısa sürede daha da kötüleşmiş. Gustafson, o günü, ”Kanamam vardı, çok korkmuştum, bana neler olduğunu bilmiyordum,” diye anlatıyor. Böbrekleri işlevini yitiren Rylee’nin gelecekte organ nakline ihtiyacı olabilir.

Kısa süre önceyse yumurta, yerfıstığı ezmesi ve diğer gıdalarda zararlı bakterilere rastlandı. Birkaç eyalette birden görülen vakalar binlerce kişiyi etkiledi ve gündemin ilk sıralarına oturdu.

Pew araştırma kuruluşundan gıda güvenliği kampanyası başkanı Sandra Eskin, yeni yasanın gıda güvenliğini arttıracağını söylüyor. Eskin, ”Hükümetin gıda arzının güvenliğini sağlamada köklü bir değişiklik yaptığını görmekten memnunuz,” diyor.

Gıda ve İlaç Dairesi bundan böyle gıdaların piyasadan çekilmesi talimatını vermek için salgın haberi çıkmasını beklemek yerine, gıdaların piyasaya çıkmadan önce üreticilerin salgın riskini azaltmasını zorunlu hale getirecek.

Eskin bu durumun özellikle günümüz gıda üretim sistemi için önemli olduğunu söylüyor: "Bakterili gıdalar temiz ürünlerle karıştığında kirlenmenin çok hızlı şekilde yayıldığını görüyoruz.”

Eskin 2006 yılındaki salgında ülkenin dört bir yanına nakledilen bakterili ıspanakla temiz ıspanağın karıştığını hatırlatıyor.

Gıda güvenliği konusundaki bir diğer önemli konu da giderek büyüyen yerel gıda üretimi hareketi. Bu hareket sanayileşmiş gıda üretimine tepki olarak doğdu. Tüketicilerin gıda ürünlerini küçük, yerel üreticilerden doğrudan satın aldığı pazarların sayısı son 10 yılda iki kat artarak 6 bine yükseldi. Monika Blaumueller Washington’daki bu pazara yakın bir yerde yaşıyor. Monika buradan alışveriş etmesinin nedenini şöyle açıklıyor: "Yiyeceklerin güvenli olduğuna inanıyorum. Üretimin küçük çapta yapılması bence temizlik standardını arttırıyor.”

Uzmanlar bu görüşe katılmıyor ve yerel gıdaların da aynı hastalık risklerini taşıdığını, ancak pazarlarda daha az ürün satıldığı için olası bir salgının etkisinin az olacağını söylüyor.

Ulusal Sürdürülebilir Tarım Koalisyonu’ndan Susan Prolman, küçük çiftçilerin, büyük şirketleri denetim altına almaya yönelik uygulamaların yerel gıda hareketini yok edeceğinden korkuyor: "Herkesi aynı uygulamaya tabi tutmak küçük çiftçilerin yerel olarak üretilmiş, sağlıklı ve taze gıdaları tüketicilere ulaştırmasını engelleyebilir.”

Yerel pazarlarda satış yapan küçük işletmecilerin yeni gıda güvenliği yasasından muaf tutulmasıysa yerel gıda hareketinin ne kadar destek gördüğünün bir göstergesi. Meyve Sebze Pazarlama Birliği avukatlarından Tom O’Brien, bunun bir hata olduğu görüşünde: "Biri büyük, diğeri de küçük işletmelerden oluşan iki ayrı ve farklı gıda pazarı olduğuna dair yanlış bir varsayım mevcut. En azından meyve-sebze sektöründe durum böyle değil. Birleşik bir pazar var.”

O’Brien, yerel üretilen gıdaları satın alan büyük süpermarket zincirleriyle lokantaların sayısının arttığını, bu durumun, tüketicilerin gıdalarının yeni yasa tarafından korunup korunmadığını anlamasını zorlaştıracağını söylüyor.

Ancak bu olumsuzluğa rağmen gıda güvenliğini savunanların çoğu yeni yasayı destekliyor ve Rylee Gustafson gibi gıda zehirlenmesi geçirenlerin sayısının azalacağını umuyor.

XS
SM
MD
LG