Erişilebilirlik

Almanya'da Irkçı Terör Davası Başladı


Irkçı örgütün hayattaki tek üyesi Beate Zschaepe mahkeme önünde

Irkçı örgütün hayattaki tek üyesi Beate Zschaepe mahkeme önünde

Almanya'da 2000-2007 yılları arasında sekizi Türk asıllı, biri Yunan ve biri de Alman polis toplam 10 kişiyi öldürmekle suçlanan Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü NSU ile ilgili dava Münih'te başladı.

NSU davası geçen aylarda çorap söküğü gibi gelen ifşaatlar ve mahkeme salonunda Türk gazetecilere yer ayrılmaması kararına gösterilen sert tepkiler nedeniyle haftalardır Alman kamu oyununda bitmeyen tartışmalara yol açmıştı.

NSU terör çetesinin yaşayan tek üyesi Beate Zschaepe ile birlikte çeteye yataklık ve yardım ettikleri öne sürülen Andre E., Ralf W., Carsten S. ve Holger G. yargılanıyor.

Açılan davada NSU'yu kuran ve her ikisi de 2011 yılında intihar eden Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt'ın ardından baş sanık konumundaki Beate Zschaepe duruşma salonuna kelepçesiz olarak getirilirken, davanın başlangıcında çiklet çiğnemesi ve sırtını basına ve diğer katılımcılara dönerek ayakta durması dikkati çekti.

Dava öncesinde Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nin Başkanı Karl Huber 10 kişiyi öldürmek, terör örgütü kurmak, kundaklama, banka soygunu, kaçak silah bulundurma ve sahte evrak düzenleme gibi çeşitli konularda suçlanan zanlılar hakkında 488 sayfalık iddianame olduğunu belirtti. Hubert, Manfred Götzl’ün başkanlığında toplam 5 hakimin yürüteceği dava için 85 ayrı celse planlandığını, 53 avukat ve 77 müdahil olduğunu, en az 600 tanığın dinleneceğini ve kararın da muhtemelen 2015'de açıklanacağını duyurdu.

İlk celsede Beate Zschaepe’nin avukatları üzerlerinin aranması talimatını veren mahkeme başkanı Manfred Götzl'in tarafsızlığını kaybettiğini öne sürerek, reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme bu konunun bundan sonraki oturumda ele alınacağını duyurdu. İddianamenin okunmasının başlanması da bundan sonraki duruşmaya ertelendi. Gözlemciler NSU avukatlarının benzer taleplerle davaya geçilmesini yavaşlatma stratejisi izlediklerini savunuyor. Mahkemenin bundan sonraki duruşmasının 14 Mayıs tarihinde yapılması bekleniyor.

NSU ‘nun terör eylemleri 9 Eylül 2000 tarihinde çiçekçi Enver Şimşek’in öldürülmesiyle başlamış ve 25 Nisan 2007’de Alman kadın polis Michele K.’nin öldürülmesiyle sona ermişti.

Almanya'da İkinci Dünya Savaşı sonrası savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg Duruşmaları'ndan sonra ülke tarihinin en önemli davası olarak görülen davayı izlemek için NSU’nun öldürdüğü kişilerin akrabalarının yanısıra, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve bazı milletvekilleri ile Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu da mahkeme salonunda yer aldılar. Ayhan Sefer Üstün duruşmaya girerken yaptığı açıklamada, ‘mahkemeden ırkçılığın ne kadar kötü bir şey olduğunun altını çizecek bir karar bekliyoruz’ dedi.

Duruşmaların yapıldığı Münih'in Nymphenburg Caddesi sabah saatlerinden itibaren adeta kuşatma altına alınırken, mahkeme binasına çıkan yollar trafiğe kapatıldı, çatılara keskin nişancılar yerleştirildi. Mahkeme binasına girişleri GSG-9 adıyla bilinen Özel Hareket Komandoları kontrol ederken, duruşma salonuna girişte özel eğitilmiş köpeklerle arama işlemi yapıldı.

Önümüzdeki haftalarda, hatta aylarda Alman kamuoyunun gündemi belirleyen konulardan olacak NSU davası, Almanya’daki Türk kökenli göçmenler tarafından da yakından takip ediliyor, vatandaşlar mahkemenin ırkçılığa karşı Almanya'da daha etkin mücadele edilmesi yönünde mesaj vermesini bekliyor.

Basında yapılan yorumlarda NSU davasının sadece basit bir ceza davası şeklinde nitelenemeyeceği, başta istihbarat ve polis kurumların konuyla ilgili ihmallerinin de ortaya çıkarılmadan adaletin yerini bulmasının mümkün olmadığı dile getiriliyor.

Üç kişilik bir hücre olarak tanıtılan NSU'nun dünyanın en sağlam istihbarat sistemlerinden birine sahip olan ve özellikle aşırı sol grupların neredeyse attıkları her adımın izlendiği Almanya'da yedi yıl boyunca sistematik ve soğukkanlı bir biçimde 10 kişiyi öldürmesi, iki bombalı eylem yapması ve 15 soygun düzenlemesi ama hiç açık vermemesi örgütün bağlantıları hakkında devlet kurumlarını töhmet altında bırakan sorulara neden oldu.

Birçok gözlemci, Almanya'da İkinci Dünya Savaşı ve Yahudi Soykırımına rağmen istihbarat kurumlarında küçümsenmeyecek derecede aşırı sağ ve ırkçı bir geleneğin sürdüğünü ve NSU'nun eylemlerinin bu yüzden 'görmezden gelindiğini' ve kısmen de destek bulduğunu savunuyor.

Konuyla ilgili çıkan yorumlarda bu iddialar nedeniyle NSU davasına paralel Almanya'da 'derin devlet var mı?' sorusunun araştırılması talep ediliyor.

XS
SM
MD
LG