Erişilebilirlik

2010'da Türkiye-Almanya İlişkilerinde Yakınlaşma


2010'da Türkiye-Almanya İlişkilerinde Yakınlaşma

2010'da Türkiye-Almanya İlişkilerinde Yakınlaşma

2010 Almanya-Türkiye ilişkilerinde son derece yoğun bir trafiğin yaşandığı ve daha önceki senelerde hissedilen diplomatik soğukluğun kaybolduğu bir yıl oldu. Sene başında Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’nin Ankara’yı ziyareti ve burada yeni Alman hükümetinin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda yapılan tüm anlaşmalara sadık kalacağını söylemesi, yıl boyunca esen sıcak atmosferin belki de ilk belirtisiydi. Gerçi liberal FDP’nin başkanı olan Westerwelle’nin sözleri Berlin’deki koalisyon ortaklarından ve Türkiye’nin AB üyeliği karşıtı aşırı muhafazakar Hıristiyan Sosyal Birliği’nin tepkisini çekti, ancak Başbakan Angela Merkel de değişik ortamlarda kendisinin de ‘ahde vefa’ prensibine bağlı kalacağını vurguladı ve daha önceki dönemlere kıyasla, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olan tavrını pek gündeme getirmemesiyle dikkati çekti

.

Yeni ‘Temeller’ Atıldı

Merkel’in Mart ayının sonunda gerçekleşen Ankara ziyareti öncesinde ise kısa bir süre başka bir konuda gerginlik yaşandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya’da Türk okulları açılması şeklindeki talebini Merkel, Almanya’daki Türk çocuklarının Almanca öğrenebilmeleri için Alman okullarına devam etmesi gerektiğini belirterek, geri çevirdi. Merkel’in burada da ahde vefa ilkesine vurgu yapması ve Türkiye’nin uluslarası konumu öven sözleri hem Ankara’da hem de Berlin’de iki ülke ve iki lider arasında atmosferin yumuşaması olarak değerlendirildi. Görevine yeni seçilen Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un ilk ziyaret ettiği ülkelerden biri de Türkiye oldu. Wulff, ziyaret öncesinde ‘İslam da Almanya’ya aittir’ sözleriyle Alman toplumunda ve medyasında büyük tartışmalara neden oldu. Kayseri, Antalya ve İstanbul’u da kapsayan gezisi sırasında, Ankara’da Meclis Genel Kurulu'na hitap eden Wulff, Türkiye’de dinlere daha özgürlükçü bir tavırla yaklaşılması gerektiğini söyledi. Bu gezinin doruk noktası ise, Wulff ve mevkidaşı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Beykoz'da kurulacak Türk-Alman Üniversitesi'nin temelini birlikte atmaları oldu. İkili ilişkilerde bir diğer doruk ise, 8 Ekim’de Almanya’da 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri kapsamında Almanya ile Türkiye arasında oynanan milli maçı Merkel ve Başbakan Erdoğan’ın birlikte izlemeleri oldu. Maçı Almanya 3-0 kazanırken, yapılan ikili görüşmelerde Merkel’in Türkiye’nin AB ile yürüttüğü müzakereler sürecinde Ankara Protokolü’nü gündeme getirmesi ve Güney Kıbrıs’a limanların açılmasının şart olduğunu söylemesi dikkati çekti. Erdoğan ise, müzakereler ve üyelik konusunda Berlin’in desteğini beklediklerini ifade etti.

Ekonomik İlişkilerde İvme

İkili ilişkilerin ivme kazandığı bir alan ise ticari ve ekonomik işbirliği oldu. Türkiye’de yabancı sermayeli şirketler arasında Almanlar yaklaşık 4500’le ilk sıraya yerleşti. Türkiye'nin en büyük ticari ortağı olan Almanya ile dış ticaret hacmi, yaklaşık 40 milyar dolara yükseldi. Türk-Alman İş Konseyi Başkanı Ferit Şahenk’e göre, bu rakamın daha da yükselmesi mümkün.

Türkiye'nin, Almanya ile ekonomik ilişkilerinin 2010’daki hızıyla artmaya devam etmesi halinde, 2015’de Almanya’nın en büyük 10 ticari ortaklarından birinin Türkiye olması bekleniyor.

İlgili bağlantılar

XS
SM
MD
LG