Erişilebilirlik

Almanya Tartışmalı Geçen Bir Yılı Geride Bırakmaya Hazırlanıyor


Nasyonal Sosyalist Yeraltı kısa adıyla NSU adlı terör hücresinin 2011’in son haftalarında ortaya çıkartılmasının ardından Neonazi terörünün boyutu ve istihbarat birimlerinin bu konudaki çelişkili tutumu ile tüm dünyada eleştirilere neden olan sünnet yasağı 2012'de Almanya ve Almanya’daki Türk göçmenlerin gündemine damgasını vuran konular oldu.

Köln Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin Haziran ayında sünnetin küçük yaştaki çocukların ‘fiziksel bütünlüğüne ciddi ve geri çevrilemez bozulmaya yol açtığına’ ve ’ileride dinini seçmesine engel teşkil ettiğine’ hükmederek sünneti bir yaralama suçu olarak tanımlaması ve yasaklaması önce ülkedeki Müslüman ve Yahudi kuruluşları arasında büyük bir tartışma yarattı, ardından İsrail ile Almanya arasındaki ilişkilerin gerilmesine kadar yol açtı.

Almanya’daki Müslümanların lobi örgütlerinden Müslümanlar Merkez Konseyi kararı ‘dini birliklerin özlük haklarına dönük vahim bir müdahale’ olarak değerlendirirken, Türkiye’den de sert tepkiler geldi. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış sünnete ‘yaralama suçu’ demeyi cahillik olarak değerlendirdi ve konuyu ‘mahkeme salonlarında tartışılmayacak kadar kutsal’ olarak tanımladı. Alman mahkemesinin kararının insan haklarına ve laiklik ilkesine aykırı olduğunu kaydeden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, yasağın Neonazi grupların düşüncelerinin mahkemeleri bile nasıl etkilediğini gösterdiğini savundu.

Yaz aylarında Almanya’da Türk doktorlar yasağa uyarak, sünnet operasyonlarını durdururken, en sert tepkiler ise Almanya’daki Yahudiler Merkez Konseyi ve dünyanın çeşitli ülkelerinde Yahudi cemaatlerinden geldi. Yahudilik’te sünnetin 4 bin yıllık bir geleneği olduğunu ve Yahudi cemaatinde bunun tartışmaya açılamayacağını açıklayan Yahudiler, yasağın emsal teşkil etmesi durumunda bunu ikinci bir soykırım olarak algılayacaklarını ve Yahudilerin ülkeyi terk edeceğini açıkladı.

İsrail ve Alman yetkililer arasında diplomatik gerginlik yaşanırken, Başbakan Merkel Almanya’nın bu kararla komik bir duruma düştüğünü ve dünya üzerinde Yahudilerin kendi geleneklerini uygulayamadığı tek ülke olmasını istemediğini söyledi.

Yorumculara göre Yahudi lobisinin taviz vermeyen tavrı sonrasında, Federal Hükümet sünnete yasal düzenleme getiren bir tasarı hazırladı. Aralık ayında Federal Meclis’te kabul edilen yasaya göre, tıbbi kurallar göz önünde bulundurularak çocukların en az şekilde acı çekerek sünnet olması, bu konuda şüphe duyulması durumunda uyuşturulma veya narkoz verilmesine karar verildi.

Müslüman örgüt ve temsilcilerin bu konuda yeteri kadar aktif tavır koyamadıkları dikkati çekerken, Almanya İslam Konseyi sözcüsü Bekir Alboğa yasanın tartışmalara son vermesini beklediklerini belirtiyor.

Yıl boyunca manşetlerden inmeyen ve ayrıntıları ortaya çıktıkça özellikle Türk kamuoyunda şok etkisi yaratan diğer olay 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişinin Nasyonal Sosyalist Yeraltı NSU adlı aşırı sağcı terör hücresi tarafından öldürülmesiyle ilgili gelişmelerdi. 26 Şubat’da Almanya’nın birçok kentinde ırkçılar tarafından katledilen göçmenler için anma törenleri düzenlendi, resmi daireler olmak üzere binlerce firma ve işyerinde saygı duruşu yapıldı, bayraklar yarıya indirildi, internet sayfaları karartıldı.

Berlin’deki resmi anma töreninde Başbakan Merkel, olayda öldürülenlerin ailelerinden şüphe duyulmuş olması sebebiyle özür diledi. Dokuz göçmeni aynı silah ile öldüren ırkçı katiller ortaya çıkmadan, Alman polisi katillerin Türk ve Kürt para mafyaları ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştü. Cinayetlerin aydınlatılması için çabalar sürerken, NSU’nun yapısını ortaya çıkarmak için oluşturulan Federal Meclis Komisyonu’nun incelemelerinde, iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Dairesi’nin terör örgütü hakkındaki bilgileri sakladığını, Neo Nazi teröristlerin, kısmen istihbaratın ajanları aracılığıyla mali yardım aldıklarını ortaya çıktı.


Öte yandan Berlin Emniyet Dairesi adına çalışan bir ajanın örgüte patlayıcı madde tedarik ettiği ortaya çıktı. Sürekli gizlenen bilgi ve belgeler, kaybolan dosyalar Almanya’da devletin Neonazi örgütleri ile olan ilişkilerini gündeme taşıdı. Ağır eleştirilere hedef olan Federal Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Heinz Fromm ve Berlin eyaletinin İç İstihbarat Teşkilatı Başkanı Claudia Schmidt de dahil olmak üzere beş bürokrat istifa ederek koltuklarından oldu.

Dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olarak kabul edilen Almanya’da NSU gibi aşırı sağcı bir terör hücresinin 13 yıl boyunca gizli kalabilmesi ve ortaya çıkmasından sonra yaşanan istihbarat skandalı ülkedeki Türkler arasında Alman emniyet birimlerine olan güvenin sarsılmasına sebep oldu. NSU konusunda Federal Savcılık geride kalan bir yıl içinde toplam 13 kişi hakkında soruşturma açtı. NSU hücresinin lider ekibinden Beate Zschaepe’nin gelecek yıl ilkbahar aylarında Münih’te bulunan Bavyera Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde yargı önüne çıkması bekleniyor. Bu kapsamda ırkçı Milliyetçi Demokrat Parti NPD’nin yasaklanması da yeniden gündeme geldi. 16 eyaletin başbakanları da yeni bir yasak davası açılmasına yeşil ışık yaktı. NSU ile NPD arasında bağlantı olduğunu öne süren dava dilekçesi, 2013 Mart ayı sonuna kadar Anayasa Mahkemesi’ne sunulacak.

2003 yılında görülen ilk NPD yasak davası, NPD’nin yönetim kademesinde Anayasayı Koruma Teşkilatı’na bağlı çalışan muhbirlerin de olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nden dönmüştü.
XS
SM
MD
LG