Erişilebilirlik

Almanya Tarihiyle Hesaplaşıyor


30 Ocak 1933 yakın tarihin en karanlık dönemlerinden birinin başladığı gün olarak biliniyor.

Almanya'da Adolf Hitler'in başbakanlığa atandığı bu tarih sonrasındaki 12 yılda dünya, toplam 60 milyon ölüsüyle İkinci Dünya Savaşı’na ve başta Yahudiler olmak üzere milyonlarca insanın yok edildiği toplama kamplarına sahne oldu. Avrupa’yı ve Uzak Asya’yı harap haline dönüştüren savaş sonrasında ise dünya onyıllarca süren ideolojik bölünme ve kutuplaşmayı yaşadı.

30 Ocak 1933 tarihinde o dönemin Devlet Başkanı Paul Hindenburg, 1920’li yılların sonunda Nasyonal Sosyalist Parti NSDAP ile büyük bir çıkış yakalayan Adolf Hitler’i azınlık hükümetinin başı olarak ‘şansölye-başbakan’ ilan etti. Üçüncü Reich olarak da bilinen bu dönemin başlangıcının hemen sonrasında Hitler’in ilk işi Alman Meclisi Reichstag'ı feshedip tek parti rejimine dayanan diktatörlüğe yönelmek oldu. Ardından sol görüşlü ve Yahudi memurların görevden alınmaları, soykırıma giden yolun ilk adımı olarak nitelenen Yahudi dükkanlarına karşı boykot ardından toplama kampları kurulması dönemi geldi. 1939’da ise Polonya’nın işgali ile 1945’e kadar dünyayı kana boğan İkinci Dünya Savaşı başladı.

Almanya’da Hitler rejiminin yıkılmasının üzerinden 68 yıl geçmesine rağmen, ülke hala geçmişiyle yüzleşiyor ve hesaplaşıyor. Almanya’ya kabuslu bir tarihi miras bırakan Hitler’in iktidara gelişinin 80.Yıldönümü nedeniyle bugün de başta Berlin olmak üzere tüm Almanya’da çok sayıda etkinlik ve anma töreni var. Etkinliklerin merkezi Nazi döneminde de ülkenin başkenti olan Berlin’de Başbakan Angela Merkel tarafından açılan ‘1933 – Dikatatörlüğe giden yol’ adlı sergi. Nasyonal Sosyalizm dönemine ilişkin birçok belgenin gösterildiği serginin ana konularında biri Nazi döneminde ülkeyi terk etmek zorunda kalanların durumu.

Nobel Fizik Ödüllü Albert Einstein’dan tiyatro oyunları ile tanınan Bert Brecht’e kadar binlerce bilim ve kültür insanlarının küçük, ama tarihi açıdan önemli bir bölümü Türkiye’ye sığındı. Nasyonal sosyalizm döneminde kendilerini tehdit altında hisseden, Yahudi veya sosyalist oldukları için bilim dünyasından dışlanan ya da can güvenliği olmadığı için ülkelerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 180’i üniversite mensubu toplam 1400 Alman ve Avusturyalı mülteci olarak Türkiye’ye geldi. 1932 sonrasında Atatürk’ün Darülfünun’un modernleştirilerek çağdaş bir üniversite haline dönüştürülmesi planına paralel Türkiye’ye davet edilen bilim insanları üniversite reformunda ana rolü üstlenerek, tıp, hukuk, ekonomi ve sanat gibi değişik alanlarda akademilerin ve kitaplıkların kurulmasına ve akademisyenlerin yetiştirilmesine büyük katkı sağladı.

1933-45 yılları arasında Nazi zulmünden kaçarak aileleriyle Türkiye'ye sığınan Almanların yaşamlarından kesitler sunan ve yurtsuzlar anlamına gelen ‘Haymatloz’ adlı gezici sergi yıllardır Almanya’da büyük ilgi topluyor. Sergi son olarak geçen Aralık ayında Türkiye’de de çok sayıda kentte gösterildi.

XS
SM
MD
LG