Erişilebilirlik

Almanya’da “Protesto Kültürü”


Alman medyası, Gezi olaylarına örnek gösterilen 'protesto kültürü'nü Almanya'da geleneği çok eskilere dayanan ve siyasette de ağırlığı hissedilen protesto ve sivil itaatsizlik eylemleriyle karşılaştırıyor

Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların kesilmesine karşı başlayan ve sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı protesto eylemlerine dönüşen olaylar altı haftayı geçen bir süredir Türkiye'nin gündeminde. Konuyla bağlantılı haber ve gelişmeler hemen hergün Almanya'da da gazetelerde, televizyonlarda yorumlanmaya devam ediliyor. Yorumlarda Gezi sürecinde Türkiye'de lideri olmayan toplumsal bir hareket oluştuğu, bunun dinamosunun ise genç kuşak olduğu belirtiliyor.


Yapılan değerlendirmelerde Türkiye'de yeni bir biçim olarak algılanan 'protesto kültürü' Almanya'da geleneği çok daha eskilere dayanan ve siyasette de ağırlığı hissedilen protesto ve sivil itaatsizlik eylemleri ile karşılaştırılıyor. Gerçekten Almanya'nın son 50 yılı kimi çok etkili olan, kimi amacına ulaşamasa da kamuoyunda tartışılan protesto eylemleri zengin bir geçmişe sahip. İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1950'li yılların başında Almanya'nın yeniden silahlanmasına, sonra da NATO'ya girmesine karşı başlayan pasifist hareket ülkenin ilk toplumsal protesto hareketi olarak tanımlanıyor. 1960'lı yıllarda ise doruk noktası '68 Gençlik Hareketi' olarak tanımlanan, çoğunlukla üniversiteli gençlerin daha özgür eğitim koşulları için verdikleri, daha sonra ABD'nin Vietnam'daki savaşına da karşı tavır alan mücadele ön plana çıkıyor. 68 hareketinin Almanya'daki belki de en kalıcı sonucu kent ve çevre korumaya yönelik eylemlerin süreklilik kazanması ve Almanya'da 'vatandaş inisyatifi' olarak tanımlanan kurumsallaşmayla siyasal arenaya da taşınması.

Nükleer karşıtlığından, barış mitinglerine, ırkçılığa karşı gösterilerden büyük inşaat projelerine karşı yapılan protestolara kadar uzanan tepkilerin birçoğu, önce birkaç vatandaşın bir araya gelerek bir 'vatandaşlık inisyatifi' kurmaları ve sonra kendi görüşlerini mahallelerinden genele yayarak protestolarını sürdürmeleri ile oluşuyor. Buna örnek olarak nükleer enerjiye karşı 40 yıla yakın süren eylemler gösteriliyor. Almanya'nın 2022 yılına kadar nükleer enerji üretiminden aşamalı bir biçimde tamamen vazgeçmesi kararının arkasında, nükleer enerji santrallerini ve nükleer atıkların depolanmasını protesto amacıyla yapılan gösteriler, imza kampanyalarına paralel, ağaçlara kendini zincirleme, yol kapatma ve elektrik faturalarının ödenmemesi gibi sivil itiaatsızlık eylemlerinin payı yadsınamayacak oranda fazla.

Almanya'da protesto kültürünün bir diğer güncel örneği ise 'Stuttgart 21' projesine karşı gerçekleştirilen gösteriler. Alman medyasında sıklıkla Gezi protestoları ile karşılaştırılan 'Stuttgart 21' protestoları, Stuttgart ve Ulm kentleri arasında hızlı tren hattı ve Stuttgart'daki merkez garın yıkılarak yerine yenisinin yapılması planlarına karşı çıkan bir 'vatandaş inisyatifi' tarafından 2007'de başlatıldı. Yeni gar için yüzlerce ağacın kesileceğini ve Stuttgart'ın betonlaşacağını, ayrıca projenin en az 7 milyar Euro'ya mal olacağını savunan 'vatandaş inisyatifinin' protestolarına ilk başta katılanların sayısı en fazla 100'lerle ifade edilirken, 2010'da yapılan bir mitinge 150 bin kişi katıldı. Gezi örneğinde de olduğu gibi 'Stuttgart 21' protestolarının büyümesine, polisinin bazı gösterilerde kullandığı 'orantısız güç' ve siyasetçilerin protesto hareketinin gücünü analiz edememeleri neden oldu. 30 Eylül 2010'da yapılan protesto gösterisinde polisin sıktığı tazyikli su nedeniyle bir göstericinin kör olması beraberinde büyük tepkileri getirdi.

Büyüyen tepkiler ve 178 hafta aralıksız süren protestoların sonrasında eyalet hükümeti ve CDU'lu başbakan Stefan Mappus erken seçime gitme kararı aldı. 27 Kasım 2011'de yapılan seçimlerinde CDU’nın kalesi olarak görülen eyalette 58 yıllık CDU iktidarı yıkıldı ve Yeşiller Partisi tarihinde ilk defa bir eyalet başbakanlığı kazandı. Almanya'da daha önceki protestolarda genelde sol ve alternatif gruplarla, inisyatiflerin ağırlığı hissedilirken, 'Stuttgart 21' protesto ve sivil itaatsızlık kültürünün daha geniş algılanmasını da beraberinde getirdi.

'Stuttgart 21' eylemlerine destek verenlerin çoğunun eğitimli, orta sınıf, kısmen de muhafazakar olmaları dikkati çekerken, doğayı ve ortak kullanım alanlarını talan etmek yerine korumak katılımcıların ortak payesi şeklinde ortaya çıktı. 'Stuttgart 21' protestoları ile birlikte bugüne kadar devam eden benzer tepkiler Almanca'ya bir de yeni bir sözcük kazandırdı: 'Wutbürger' yani 'Öfkeli Vatandaş'. 2012'de Alman Dil Kurumu tarafından 'yılın sözcüğü' seçilen 'Öfkeli Vatandaş'ın tanımlaması ise şöyle: Önemli siyasi kararların halka danışılmadan alınmasından dolayı öfkelenen ve tepkisini protesto ve sivil itaatsizlik eylemleri ile ifade eden vatandaş.
XS
SM
MD
LG