Erişilebilirlik

Almanya'da Irkçı Terör Davası Büyüyor


Irkçı terör örgütü NSU'nun hayatta kalan tek üyesi Beate Zschaepe Münih'teki duruşma sırasında

Irkçı terör örgütü NSU'nun hayatta kalan tek üyesi Beate Zschaepe Münih'teki duruşma sırasında

Almanya'da son günlerde çeşitli televizyon ve gazete haberlerinde çıkan iddialara göre, sekizi Türk asıllı, biri Yunan ve biri Alman polisi toplam 10 kişiyi öldürmekle suçlanan ve davası süren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı NSU, Avrupa çapında faaliyet gösteren gizli ve büyük bir ırkçı örgütün parçası, başka bir deyişle buzdağının sadece görünen kısmı.


Alman devlet televizyon kanalı ZDF'de de yer alan habere göre NSU'nun 1990'lı yıllarda Avrupa'nın birçok ülkesinde organize olan Blood & Honour (Kan ve Onur) ve ABD kökenli ırkçı Ku-Klux-Klan örgütünün Avrupa bölümüyle de yakın ilişkileri oldu.

NSU Davası'nın baş sanığı ve örgütün hayatta kalan tek üyesi Beate Zschaepe’nin evinde ele geçirilen bir mektubun bu ilişkiyi belgelediği ve mektupta aşırı sağcı militanların 'Avrupa çapında yabancılara karşı bağımsız hücrelerde bir araya gelmesi ve eylem yapması' çağrısının yer aldığı öğrenildi.

Almanya'da içgüvenlikten sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı da daha önce Zschaepe’nin Blood & Honour'un silahlı kanadı ‘Combat 18’le bağlantı içinde olduğunun tahmin edildiğini açıklamıştı.

Blood & Honour Almanya’da 2000’den bu yana yasak. ABD kökenli ırkçı Ku-Klux-Klan örgütünün NSU ile ilişkisi ise Baden-Württemberg Eyaleti'nde görevli iki polisin, örgütün Avrupa bölümüne üye olduklarının belirlenmesi üzerine ortaya çıkmıştı.

Bu arada Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde görülen ve geçen hafta ara verildikten sonra bundan sonraki ilk duruşması 4 Haziran'a ertelenen NSU Davası'nın ilk oturumlarında yaşananlara tepkiler devam ediyor.

Savaş sonrası Almanya'sının en önemli davalarından biri olarak nitelenen NSU Davası'ndaki ilk üç oturuma Beate Zschaepe ve diğer 4 sanığın avukatlarının mahkemeyi bloke etmek ve davayı itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapmaları ve Zschaepe'nin küstah tavırları damga vurdu.

Sanık avukatları, verdikleri 'reddi mahkeme', 'reddi yargıç' ve 'reddi yedek hakim' taleplerinden sonra 'mahkeme salonunda gülünmesin', 'iki savcı değişsin' ve 'mahkeme eski Federal Meclis binasında yapılsın' gibi istekleriyle de gözlemcilere göre davayı tam anlamıyla tiyatro salonuna dönüştürmeyi başardılar.

Öte yandan güvenlik yetkilileri davanın başlamasından bu yana Münih'te Neo-Nazi saldırılarının artığına dikkat çekti. Buna göre eyalette yaşayan göçmenleri temsil eden Bavyera Göçmenler Konseyi'nin merkezine tam yedi defa boya torbası atıldı ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazıldı.
NSU davasında Türk kurbanların avukatlığını yapan bir avukatlık bürosunun kapısı ise dışkı ve idrarla sıvandı. Dava kapsamında yaşananlar ve ortaya çıkan manzara birçok Alman’ı sarstığı gibi, ülkedeki Türk kökenlileri de şoke ediyor.
Duruşmaları izleyen ve kendisi de avukat olan Yeşiller Partisi Federal Milletvekili Memet Kılıç, sanık avukatlarının taktiklerini Haziran ayındaki duruşmalarda da sürdüreceği görüşünde.

Öte yandan NSU Davası'na paralel Federal Anayasa Mahkemesi'nin aldığı bir karar da şaşkınlık yarattı. Mahkeme ırkçı parti NPD'nin Federal Parlamentodan para yardımı almaya devam etmesine kararı verdi. Federal Parlamento NPD'nin 2007'de yıllık bilançosunda yalan beyan verdiğini saptamış ve 2,5 milyon Euro para cezası vermişti. NPD'nin yaptığı itirazı değerlendiren ve haklı bulan Anayasa Mahkemesi, Eylül'de yapılacak genel seçimlere kadar ırkçı partiye ödemelerin devam etmesine karar verdi.
XS
SM
MD
LG