Erişilebilirlik

Suriye'de iç savaşı sona erdirmek ve ülkede barışı sağlamanın yanısıra mülteci sorununa da çözüm bulmak için son haftalarda uluslararası diplomasi yoğunlaştı, ancak son olarak dün Viyana’da yapılan zirvede somut bir sonuç alınamadı. Kış ayları gelmeden yola çıkan çoğu Suriyeli onbinlerce mülteci hem karada hem de denizde hayatta kalma mücadelesi vererek Avrupa'nın kuzeyine, özellikle de Almanya'ya ulaşmaya çalışıyor.

Ardı arkası kesilmeyen mülteci akını nedeniyle Angela Merkel siyasi hayatının en zorlu sınavını veriyor. Resmi sayılara göre 5 Eylül 2015 tarihinden bugüne Almanya’ya Bavyera sınırından 318 bin mülteci giriş yaptı. Sınırlarda kontrol yapılmasına rağmen günde ortalama 5 ile 10 bin arasında değişen sığınmacının ülkeye girişi sürüyor. Bu yıl sonuna kadar gelen mültecilerin sayısının 1,5 milyona ulaşacağı iddia ediliyor.

Eylül ayı başında Macaristan üzerinden gelen mültecilere kapılarını açan ve sığınmacı kabulünün durdurulması yönündeki eleştirileri geri çeviren Merkel’in tutumu Berlin’de iç siyaseti karıştırdı, hatta koalisyonu adeta dağılmanın eşiğine getirdi.

Merkel’i sığınmacı akını başladığından bu yana en sert eleştirenlerinden başında gelen Bavyera eyaleti Başbakanı ve hükümetin küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik Partisi lideri Horst Seehofer, Başbakan’a sığınmacı akınını sınırlandıracak önlemler alması için Pazar gününe kadar ültimatom verdi, aksi takdirde federal hükümetten çekilme tehdidinde bulundu. Daha önce sınırların mültecilere yeniden kapatılması konusunda Anayasa Mahkemesi’ne gitme tehdidinde bulunan Seehofer, “Siyasi, hukuki ve başka yolları gözden geçiriyoruz, her şeye hazırlıklıyız,” diye konuştu.

Seehofer’in Merkel’le uzlaşı için sınır kapılarında mülteci kampları kurulması teklifini gündeme getirmesi ise, koalisyon ortağı sosyal demokrat SPD’nin tepkisine neden oldu. SPD lideri Gabriel buna kesinlikle hayır diyeceklerini açıklarken, Birlik Partileri CDU ve CSU arasında süren gerginliğin hükümetin hareket kabiliyetini tehdit ettiğini belirterek Merkel’i tavrını netleştirmeye çağırdı.

Geride kalan dört gün boyunca Çin’e resmi bir ziyarette bulunan Merkel ise, koalisyon ortaklarını Pazar günü Berlin’de kriz toplantılarına davet etti. Merkel’in önce Seehofer ile tek, ardından ise Gabriel'le birlikte üçlü görüşeceği ve gündemin tek konusunun mülteci krizi olduğu açıklanırken, Berlin’deki yorumcular ‘mülteci politikası ve koalisyon hükümetinin kader günü’ olarak niteledikleri zirve öncesinde, Merkel’in hem partisi içinde hem koalisyonda otoritesini zayıflatmamak için geri adım atmayacağından yola çıkıyorlar. Buna rağmen koalisyon krizinin geçici olarak en azından soğutulacağını savunan yorumcular, Merkel’in istifa edebileceği veya CSU tarafından başbakanlığını düşürmek için girişimlerde bulunulacağı iddialarını şimdilik gerçekçi bulmuyorlar.

Ancak siyasi gerilimin ve mülteci krizinin Birlik Partileri’ni seçmen açısından olumsuz etkilediği kesin. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre iki yıl önce seçimde %42 oy alan CDU/CSU’nun oy oranı %36’lara geriledi. Sosyal Demokratlar %26, Yeşiller %9, Sol Parti %10 ve Hür Demokrat Parti’nin oy oranı %5.

Mülteci krizinin siyasi açıdan en karlı çıkanı ise mülteci ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif AfD partisi. AfD’nın oy oranı kamuoyu araştırmalarına göre en az %8 civarında. Yapılan başka bir araştırmaya göre mülteci krizini istismar eden ırkçı neo-nazi partisi NPD’de %5'lik seçim barajını aşarak birçok eyalette meclislere girebilecek konuma geldi.

XS
SM
MD
LG