Erişilebilirlik

Almanya'da Camilere Saldırılar Artıyor


Arşiv

Arşiv

Almanya’da camilere yönelik saldırılar bu yılın ilk üç ayında rekor seviyeye
ulaştı. Federal hükümet tarafından konuyla ilgili yapılan bir açıklamasına
göre, üç ay içinde 13 camiye politik nedenlerle saldırı yapıldı.

Uzmanlar söz konusu rakamın kundaklama gibi büyük çaplı olayları içerdiğini, ancak duvarlara küfür ve hakaret içerikli yazı yazma, telefon terörü gibi olayların kaydedilmediğini, o yüzden gerçekleri tam olarak yansıtmadığını savunuyor.

Birçok cami, cami dernekleri ve diğer İslami kuruluşların kendilerine yönelik, cami duvarlarına idrar yapılması, kesik domuz başlarının cami bahçelerine ve avlularına atılması, telefonla tehdit gibi küçük çaplı saldırıları polise bildirmediklerinden yola çıkılıyor.

Almanya'da Müslümanlara ve camilere bu tarz saldırılar, polis tarafından hakaret, maddi hasar ya da haneye tecavüz şeklinde kaydedilirken, Yahudilere ve havralara yapılan tüm saldırılar “antisemit” saldırı olarak ayrı bir kategoride tescil ediliyor.

Alman hükümeti, 2001’den 2014’e kadar 297 camiye saldırı yapıldığını, 2001 ila 2011 yıllarında yılda ortalama 22 saldırı düzenlendiğinin tespit edildiğini, bu sayının 2012 yılında 35, 2013 yılında da 37'ye çıktığını ifade etmişti.

Geçen yıl ise en az 38 camiye saldırı polis kayıtlarına geçmişti. Almanya'da 10 gün önce ‘Oldschool Society'’ adlı aşırı sağcı terör örgütüne yönelik düzenlenen bir operasyonla 4 kişi gözaltına alınmış, örgütün cami ve mülteci yurtlarına terör saldırıları planladığı belirtilmişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler’in, Almanya'ya ırkçılığı önlemede yetersiz kaldığı eleştirisinin yankıları sürüyor. Birleşmiş Milletler Irkçılıkla Mücadele Komisyonu Almanya'nın yabancı düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadele konusunda yetersiz kaldığını belirterek, yetkililerin sığınmacılara yönelik artan saldırılar, yabancı düşmanlığı söylemleri ve bu yönde yapılan gösteriler ile ırkçılıkla mücadele konusunda daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini açıklamıştı.

İslam ve göçmen karşıtı hareket Pegida, ırkçı terör hücresi NSU bu eleştirinin gerekçeleri arasında yer aldı. BM Irkçılıkla Mücadele Komisyonu, kurumsal ırkçılığın da yeteri kadar ciddiye alınmadığı uyarısında bulundu.

Buna örnek olarak polislerin sokaklarda, tren istasyonlarında ve havalimanlarında yılda yaklaşık 700 bin insanı dış görünüşlerine bakarak kontrol edip, şüpheli konumuna itmesini gösteren komisyon, bu tarzdaki davranışların hükümetin onayı ile gerçekleştiğini ve insan haklarına aykırı olduğunu belirtti.

Komisyon sekizi Türk biri Yunan biri de Alman polis 10 kişiyi öldüren ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı’ NSU adlı terör hücresinin yıllarca ortaya çıkarılamamasının da kurumsal manada ırkçılığın olduğunu belirtti.

Alman hükümeti ise Irkçılıkla Mücadele Komisyonu’nun raporuna cevap olarak, Başbakan Angela Merkel’in NSU’nun aydınlatılmasını en üst düzeyde takip ettiğini ve NSU’nun ortaya çıkması sonrasına çok sayıda tedbir alındığını ve güvenlik birimlerinde reforma gidildiğini duyurdu.

Uluslararası Af Örgütü Birleşmiş Milletler’in Almanya’ya yönelik suçlamalarının doğru olduğunu, nitekim birçok siyasetçinin ve partinin ırkçı yaklaşımlara karşı mesafe koymadığını ve kamuoyundaki önyargıları bilinçli şekilde desteklediğini ileri sürdü.

Bu arada ırkçı terör örgütü NSU’nun hikayesinin beyaz perdeye aktarılacağı açıklandı. Daha önce aşırı solcu 'Kızıl Tugaylar Örgütü' RAF'ı anlatan ve Adolf Hitler’in Berlin’deki sığınağındaki son günlerini işleyen ‘Çöküş’ filmini çeken film şirketi Constantin tarafından yapılan açıklamada, NSU filminin senaryosuna kaynak olarak Der Spiegel degisinin eski Yazı İşleri Müdürü Stefan Aust’un kalem aldığı 'Vatan Koruması – Devlet ve NSU'nun Cinayet Serisi' isimli kitabın esas alınacağı belirtildi. Filmde hangi aktörlerin rol alacağı ise henüz açıklanmadı.

XS
SM
MD
LG