Erişilebilirlik

Akademisyenlere Cadı Avı mı Başlatılıyor?


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devletin birliğine ve bütünlüğüne aykırı davrandıklarını belirttiği akademisyenlere yönelik açıklamalarının ardından, üniversitelerden uzaklaştırma kampanyası başladığı iddia ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Barış İçin Akademisyenler İnsiyatifi’ çerçevesinde Güneydoğu Anadolu’da yaşanan çatışma ortamına son verilmesi çağrısıyla yayımlanan bildirgeye imza atan akademisyenleri hedef aldı. Türkiye’deki üniversitelerden 1128 ve yurtdışından 356 akademisyen imzasıyla yayımlanan bildirgede, özellikle yabancı gözlemci heyeti gerektiği yönündeki ifadeler bulunması AKP’nin sert tepkisine yol açtı.

‘Karanlıksınız ve cahilsiniz’

Erdoğan, Sultanahmet’teki terör saldırısı ardından 8.Büyükelçiler Konferansı’ndaki konuşmasını büyük ölçüde söz konusu akademisyenlere yönelik vatan hainliği suçlaması içeren ifadelere ayırdı. Erdoğan, ‘bölücü terör örgütüne karşı düzenlenen operasyonları eleştirerek devleti sözde katliam ile suçlayan’ bir bildirge hazırlandığını vurgulayarak, özetle akademisyenler için şu sözleri kullandı:

“Kendilerine güya akademisyen ve araştırmacı unvanı yakıştırmış bir güruh çıkıyor, terör örgütünün eylemlerine karşı vatandaşlarını ve topraklarını savunan devletimize dil uzatıyor. Neymiş efendim. Hak ve özgürlükler ihlal ediliyormuş. Sadece bununla da kalmıyor, gelişmeleri takip etmek üzere yabancıları ülkemize davet ediyorlar. Bunun adı müstemleke zihniyetidir, bunun adı mandacılıktır. Bugün de, üstelik çoğu maaşını devletten alan, cebinde bu devletin kimliğini, pasaportunu taşıyan, ülke ortalamasının oldukça üzerinde bir refah seviyesine sahip sözde aydınların ihanetiyle karşı karşıyayız. Bugün Türkiye’nin sorunu, dünyada pek çok ülkenin de bizar olduğu terör sorunudur, Kürt sorunu değildir, kendimizi aldatmayalım. Ama bu aydın müsveddeleri ne yazık ki kalkıp devletin bir katliam yaptığından bahsediyor. Ey aydın müsveddeleri siz karanlıksınız, aydın filan değilsiniz. Sizler ne Güneydoğu’yu ne Doğu’yu buraların adresini bilemeyecek kadar karanlıksınız ve cahilsiniz. Bu devletin ekmeğini yiyip de bu devlete düşmanlık eden herkes, en kısa sürede hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır. Ülkesinin bütünlüğüne, milletinin birliğine karşı tavır içinde olan kamu çalışanı olamaz. Buna kesinlikle müsaade edemeyiz.”

Erdoğan, ayrıca bildiriye imza atmış yabancılardan birisi olan ABD’li akademisyen Noam Chomsky’e de seslenerek, gerçekleri kendi gözleriyle görmesi için Türkiye’yi ziyaret etmeye davet etti.

YÖK harekete geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, terör örgütü PKK’nın eylemlerini görmezden geldiği gerekçesiyle sert tepki gösterdiği bildirgeyle ilgili konuşmasında özellikle Türkiye’deki akademisyenler için “devletten maaş almaları” ve “pasaport taşımaları” gibi ifadeler kullanmasının ardından “kamu çalışanı” olamayacaklarını söylemesi fitili ateşledi ve Yükseköğretim Kurumu (YÖK) harekete geçerek ilgili akademisyenler hakkında işlem yapılacağını duyurdu.

YÖK Genel Kurulu’nun açıklamasında; “Bir grup akademisyen tarafından yayımlanan devletimizin, Güneydoğu'da sürmekte olan teröre karşı mücadelesini 'katliam ve kıyım' olarak niteleyen bildiri, tüm akademi camiasını zan altında bırakmaktadır. Teröre destek veren kişinin mesleği ve statüsü hiçbir demokratik ülkede kişiye imtiyaz sağlamaz, teröre destekçiliği hiçbir şekilde hafife alınamaz. Teröre destek veren bu bildiri, akademik özgürlük ile bağdaştırılamaz. Vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak devletin en temel görevidir. Bu bildiri ile ilgili olarak hukuk çerçevesinde gereği yapılacaktır. Rektörlerimiz ve Üniversitelerarası Kurul ile bu konuyu görüşmek üzere toplanacağız” denildi.

YÖK’ün dün yaptığı yazılı açıklamasının yanı sıra pek çok üniversite yönetimi ya bildirge aleyhine yazılı açıklama yaptı ya da kendi bünyelerinde ‘Barış İçin Akademisyenler İnsiyatifi’ üyesi akademisyen varsa haklarında resmi işlem başlattı.

Akademisyenler işten çıkarıldı

Amerika’nın Sesi’nin, yerel medya aracılığıyla kamuoyuna yansıyan haberler çerçevesinde derlediği bilgilere göre; vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerden bir kısmı işlerini kaybetmeye başladı. Mevzuat gereği devlet üniversitelerindeki akademisyenler hakkında soruşturmalar açıldı.

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Abdullah Gül Üniversitesi'ndeki 3 akademisyen işten çıkartıldı. On Dokuz Mayıs Üniversitesi'nde ikisi profesör, üçü doçent ve biri doktor, 7 akademisyene soruşturma açıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde de akademisyenlere imzalarını geri çekmeleri gerektiği iletildiği ifade edildi. Selçuk Üniversitesi (S.Ü.) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nezir Akyeşilmen, bildirgeden imzasını çektiğini açıkladı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi (A.İ.B.Ü.) Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun, "Barış İçin Akademisyenler İnsiyatifi"nin yayımladığı bildiride imzası bulunan 3 akademisyen hakkında soruşturma başlattıklarını duyurdu. Bu çerçevede, Prof. Dr. Barış Kılıçbay, Doç. Dr. Selime Güzeları ve Dr. Ülkü Güney soruşturulmaya başlandı.

Altıparmak: İfade özgürlüğüne saldırılıyor

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Kerem Altıparmak, şu anda Türkiye’de en hafif deyimiyle ifade özgürlüğü ihlali olarak değerlendirilebilecek bir süreç başlatıldığını vurguladı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) insan hakları hukuku alanında uzman Altıparmak, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması, YÖK’ün açıklaması ve üniversitelerdeki uygulamalarla, ifade özgürlüğüne saldırıda bulunulduğunu dile getirdi. YÖK’ün açıklamasıyla henüz ortada bir soruşturma olmamasına karşın suç tespit edilmiş gibi hareket ettiğini belirten Altıparmak, bir başka açıdan YÖK’ün Erdoğan’dan talimat almış gibi hareket ettiğini kaydetti. İnsan hakları alanında çalışan hiç kimse açısından ‘Barış İçin Akademisyenler İnsiyatifi’ olarak yayınlanan bildirgeye “kabul edilemez” diyemeyeceğini söyleyen Altıparmak, Türkiye’de akademik özgürlük bakımından çok ağır bir durum yaşandığını ifade etti.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sürecinde devlet üniversitelerinden akademisyenlere yönelik işten çıkarma uygulamasını da değerlendiren Altıparmak, 1402 sayılı yasa çerçevesinde yapılan uygulamanın kendi döneminde daha meşru zeminde yürütüldüğünü söyledi. Ancak şimdi üniversite rektörlerince ya istifa ya da tehdit savurma gibi işlemler yapıldığını belirten Altıparmak, “Bildirgeye imza atılması ifade özgürlüğü koruması altında bir durumdur. Dahası akademik özgürlük, ifade özgürlüğünün en geniş kullanıldığı alandır. Bunun değil cezalandırılması herhangi bir şekilde devletin yaptırımına tabii tutulması da kabul edilemez. Bu soruşturmaları açanlar ya da bu tarz işlemleri yapanlar hakkında akademik özgürlüğü ihlal ettikleri için hukuki sorumlulukları olması söz konusudur” dedi.

XS
SM
MD
LG