Erişilebilirlik

‘Akademik Özgürlüğe Büyük Darbe’


Türkiye’de barış bildirisine destek verdikleri gerekçesiyle üç akademisyenin tutuklanmasına ABD’deki akademisyenler tepki gösterdi.

‘Barış için Akademisyenler’ bildirisine imza atan 733 akademisyen hakkında başlatılan soruşturma çerçevesinde, Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy’un tutuklanıp, cezaevine gönderilmesi sonrasında ABD’de ki akademisyenler, Amerika’nın Sesi’ne konuyla ilgili görüşlerini açıkladılar.

Akademisyenler, terör suçları kapsamının genişletilme çabalarının ve bildiriye imza atan bazı akademisyenlerin tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu, bu tarz girişimlerin, akademik özgürlüğe büyük bir darbe olduğunu belirttiler.

Selçuk Şirin

Selçuk Şirin

Şirin: ‘Darbe yüksek öğrenimi vurdu’

New York Üniversitesi (NYU) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Şirin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “12 Eylül en fazla ‘Yüksek Öğrenimi’ vurmuştu. O darbenin etkisi ancak 2000'lerde tamir edilebildi. Vakıf üniversiteleri ve teşviklerle pek çok başarılı akademisyen Türkiye'de bilim yapmayı tercih etti. Şimdi maalesef bütün kazanımları kaybediyoruz. Çünkü bilim ancak özgür bir ortamda sınırsız eleştiri ile yapılan bir uğraştır. İtiraz olmadan ne bilim ne de inovasyon olur. Adı bilgi ekonomisi olan bu çağda bilim insanlarını bu kadar hırpalayan bir ülke çocuklarının rızkından çalar. Bildiriye ve içeriğine hiç girmiyorum. Sonuçta fikir ifadesi. Beğenmeyebilirsiniz, yanlışını gösterirsiniz, doğrusunu siz ifade edersiniz” dedi.

Türkmen Dervişoğlu : ‘Akademik özgürlüğe çok büyük darbe vuruldu’

Yale Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Gülay Türkmen Dervişoğlu, Akademisyenlerin tutuklanması konusunda Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada: "Kendi istekleriyle ifade vermeye gitmiş, ders verdikleri okullar belli olan, kaçma tehlikesi olmayan ve tek 'suçları barış isteyen bir bildiriye imza atmak olan üç akademisyenin tutuklanması akıl alır gibi değil. Akademisyenlerin tutuklanması Türkiye'de halihazırda zaten pek de parlak durumda olmayan akademik özgürlüğe çok büyük bir darbe vurdu” dedi.

‘Talimatla çalışan yargının son örneği’

Akademisyenlerin tutuklanmasıyla ilgili gelişmenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “Terörist tanımı yeniden yapılmalı; akademisyen olması, gazeteci olması, STK yöneticisi olması, aslında o kişinin terörist olduğu gerçeğini değiştirmez. Bombayı patlatan terörist olabilir, ama o eylemin amacına ulaşmasını sağlayan bu yardakçılardır” açıklamasından bir gün sonra gerçekleşmiş olması da çok manidar olduğunu belirten Türkmen Dervişoğlu, “ Aslında hepimizin uzun süredir gözlemlediği, yargının talimatla çalışması durumuna yeni bir örnek oldu maalesef bu tutuklamalar. Aksi yöndeki tüm işaretlere ve gelişmelere rağmen ben yine de Türkiye'de hukukun hala tamamen iflas etmediğini, üç akademisyen arkadaşımızın bir an önce serbest bırakılacaklarını ümit etmeye çalışıyorum. Umuyorum ki yapılan yanlıştan bir an önce dönülür ve akademisyen arkadaşlarımız bir an önce öğrencilerine ve aramıza dönerler."

Akcan: ‘Uluslararası hukuk anlaşmalarıyla bağdaşmıyor’

New York Cornell Üniversitesi Öğretim Üyesi Esra Akcan, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, “Vatandaşlık haklarını kullanarak ve mesleki sorumluluklarını yerine getirerek bir dilekçe imzaladıkları için barış isteyen üç akademisyenin tutuklanması; çeyrek yüzyıldır bu ülkenin öğrencilerini yetiştiren İngiliz bir akademisyenin çantasında halkoylarıyla seçilen bir partinin davetiyesini bulundurmaktan sınır dışı edilmesi. Tüm bunların Türkiye’nin kendini içinde gördüğü demokratik düzenle, özgürlük anlayışıyla ve uluslararası hukuk anlaşmalarıyla nasıl bağdaştırıldığını anlamam çok zor” dedi.

‘Türk öğrenci ve akademisyenlerine yazık oluyor ’

Akcan, şöyle devam etti, ”Barış istediklerini dile getirenlerin sözlerinin çarpıtılması, bu kişilerin şiddet hatta terör yanlısı olarak tanıtılmaları ve yargılanmaları, dahası tutuklu yargılanmaları, bize Türkiye’de özgürlük ve eleştiri alanlarının çok kısa bir zamanda hızla daraldığını gösteriyor. İnsanlar kamusal alanda herhangi bir eleştiri yapmaya ve hatta barış kelimesini kullanmaya korkuyorlar. Akademisyenlerin karşılaştığı baskıya karşı gerek Türkiye’de gerek uluslararası mecralarda yazılan sayısız dilekçe, atılan binlerce imza, hukukçuların sayısız uyarısı, İnsan Hakları İzleme Örgütü, MESA (Ortadoğu Çalışmaları Derneği), Scholars at Risk (Risk Altında Akademisyenler) de dahil saygınlığı şüphe götürmez akademik ve sivil toplum kuruluşlarının yazdığı bildiri, mektup, tespit dikkate alınmamış. Bu arada ülkenin gerek merkezinde, gerek batısında, gerek doğusunda insanlar ölmeye devam ediyor. En başta barış olsaydı, muhtemelen ölmeyecek olan tüm insanlara, sonra onca emekle kurulan üniversitelere, akademik ve fikir özgürlüklerine, Türkiye’nin akademisyenlerine ve öğrencilerine yazık oluyor demek durumundayım."

David Phillips

David Phillips

Phillips: ‘Muhalif görüşleri sindirme çabası’

Columbia Üniversitesi Barış ve İnsan Hakları Direktörü ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı eski kıdemli danışmanı David Phillips’ te Türkiye’de akademisyenlerin tutuklanmasına çok sert tepki verdi.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Phillips, Türkiye’nin akademisyenlerin tutuklanmasının karşıt görüşleri sindirmek ve susturmak amacıyla yapıldığını belirterek, “İfade özgürlüğü çerçevesinde görüşlerini açıklamak aktif bir terör eylemi değildir. Hükümetin, terörle mücadele bahanesiyle, muhalefeti ve karşıt görüşleri susturmak için yaptığı baskılar, sivilleri öldürmek ise bir devlet terörüdür. Birleşmiş Milletler, derhal harekete geçmeli. Türkiye’nin işlediği suçları ve bu konuda Erdoğan’ın yönetiminin sorumluluklarını araştıracak bir komisyon kurup soruşturma başlatmalı” dedi

XS
SM
MD
LG