Erişilebilirlik

Ahmet Davutoğlu Ne Karar Verecek?


7 Haziran Genel Seçimleri’nden bugüne TBMM’deki dört siyasi parti aritmetiği itibariyle ‘koalisyon hükümeti’ seçeneğinde yaşanacak gelişmelerde son dönemece girildi ve gözler AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun CHP ile uzlaşma mı, yoksa erken seçim mi ikileminde vereceği tarihi kararda.

25. Dönem TBMM’yi belirlemesi beklenen 7 Haziran Genel Seçimleri’nin üzerinden 60 gün geçmesine rağmen nasıl bir hükümet kurulacağı belirsiz. AKP ile CHP arasındaki koalisyon görüşme trafiği sona ermesine karşın Ahmet Davutoğlu’nun, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kapısını hükümet ortaklığı için çalması ve anlaşma sağlanması ihtimali soru işareti.

Anayasa uyarınca hükümet kurulması için 45 günlük süre söz konusu iken anımsanacağı üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümet kurma görevini 9 Temmuz’da dolayısıyla seçimden 32 gün sonra vermişti. Bugün 45 günlük açısından ise 29’ncu gün. Seçimden birinci parti çıktığı için hükümet kurma yetkisini alan AKP adına Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanlığı’na elinde Bakanlar Kurulu listesiyle çıkması için 22 Ağustos son gün görünüyor.

Bugün itibariyle CHP ile koalisyon kararı alıp almayacağı noktasında Davutoğlu’nun, AKP Genel Başkanı olarak takınacağı tutum merak konusu. Ancak MHP ile AKP arasında TBMM Başkanlığı seçiminden bugüne Meclis’te ‘dayanışma’ görüntüsü sergilenmiş olması da dikkat çekiyor. AKP’nin son dakikada MHP ile koalisyon veya MHP destekli azınlık hükümeti kurubileceği iddiası, gündemdeki yerini koruyor. CHP cephesi ise, temkinli yaklaşım sergileyerek, “koalisyon hükümeti kapısını açık tutan parti” mesajları veriyor. HDP ise, 20 Temmuz’daki Suruç katliamıyla yaşanan gelişmeler ardından AKP’nin adeta ‘düşman’ ilan ettiği siyasi parti.

Mevcut tabloda, ‘erken seçim’ ise Kasım ayında mı yoksa ‘azınlık hükümeti’ kurulursa Mart ayında seçim mi, ya da AKP-CHP birlikteliği mümkün mü gibi sorular yanıt bekliyor.

Peki bugüne değin süreç nasıl gelişti? Amerika’nın Sesi olarak özetle kronolojik olarak yeni hükümet kurulmasıyla ilgili derlediğimiz gelişmeler şöyle:

7 Haziran: Türkiye genelinde 81 il yanı sıra ilk kez bir genel seçimde yurtdışındaki vatandaşlar da Büyük Millet Meclisi’ni belirlemek üzere seçime gitti.

8 Haziran: Kesinleşmemiş sonuçlar itibariyle 4 siyasi parti AKP, CHP, MHP ve HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını geçtiği görüldü. AKP yüzde 40.86 oranıyla 258 milletvekili, CHP yüzde 24.96 oranıyla 132 milletvekili, MHP yüzde 16.29 oranıyla 80 milletvekili ve HDP yüzde 13.12 oranıyla 80 milletvekili çıkardı. Diğer siyasi partiler ve bağımsız adaylara verilen oy oranı ise, yüzde 4.77’de kaldı.

AKP, CHP ve HDP’den uzlaşma mesajları gelirken; MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ilk açıklaması, partisi için ‘ana muhalefet’ rolünü öngördüğünü ifade ederken, ya AKP-HDP ya da AKP-CHP koalisyon modellerini önerdi.

Seçim öncesinde ‘400 milletvekili’ talebiyle gerçekleştirdiği mitingler ile anayasal tarafsızlığını ihlal ettiği için eleştirilen Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, kurucu lideri olduğu AKP’nin oy oranındaki düşme sonrasında seçim sonucunu yazılı açıklama ile değerlendirdi. Erdoğan, “Sonuçların hiçbir partiye tek başına iktidar imkanı vermediği mevcut tablonun, yarışa katılmış olan tüm partiler tarafından sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutulacağına inanıyorum” açıklaması yaptı.

10 Haziran: 7 Haziran sonrasındaki süreç değerlendirildiğinde, en kritik ve sürpriz gelişme olarak yorumlanan görüşme gerçekleşti. Erdoğan, CHP’nin Eski Lideri ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile baş başa 2 saat 15 dakika görüştü. Görüşme, CHP’nin ‘Kaçak Saray’ olarak tanımladığı Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda değil Erdoğan’ın ikamet ettiği Dışişleri Konutu’nda gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı’ndan ‘en yaşlı üye sıfatıyla’ Baykal’ın TBMM Geçici Başkanı olması nedeniyle böyle bir davet yapıldığı açıklandı. Ancak Erdoğan ile koalisyon görüşmesi yapmadığını ve sadece milletvekili olduğunu kaydeden Baykal’ın, “Her türlü koalisyona açık bir durumda olduğunu gördüm. Muhalefetin koalisyon oluşturmasına itirazı olmadığını gördüm” sözleri dikkat çekti.

11 Haziran: Türkiye’de hükümet kurulmasındaki kilit isim olarak görülen Erdoğan seçim sonrasında ilk kez konuştu ve "Türkiye'yi hükümetsiz, Türkiye'yi başsız bırakan, egolarına mahkum olanlar ne tarihe ne de milletimize bunun hesabını veremezler. Anayasal, yasal süreç içerisinde herkes egolarını bir kenara koyup, bir an önce ülkemizde hükümet kurulmalı ve kaldığımız yerden 'devlette devamlılık esastır' anlayışıyla bu süreç devam etmelidir" dedi.

14 Haziran: Erdoğan, Azerbaycan dönüşü uçakta konuştu ve ‘tekrar seçim’ tanımlaması yaptı. “Siyasi ahlakım gereği, en fazla oyu olan siyasi partinin genel başkanını görevlendiririm. Gelişmeleri hep beraber göreceğiz. O kuramaz ise yine siyasi ahlakım gereği, görevi bu kez en fazla oy almış ikinci partinin genel başkanına veririm. Malum o noktada 45 günlük bir süreç var. İnşallah uzamaz. Ama diyelim ki seçimlerden birinci çıkan parti bunu başaramadı, ikinci çıkan da hükümeti kuramadı... Böyle bir durumda, Anayasa gereği, tekrar sandığa gitmek kaçınılmaz olur. Ben buna ‘erken seçim’ değil, ‘tekrar seçim’ diyorum.” yorumu göze çarptı.

17 Haziran: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 81 il başkanını genel merkezde topladı ve burada ilk kez 14 maddelik CHP’nin ‘koalisyon hükümeti’ ilkeleri paylaşıldı. İlkeler, başlıklar olarak şöyle sıralandı:

  1. Hukukun üstünlüğü yeniden sağlanmalı.
  2. 12 Eylül darbe hukuku tarihe gömülmeli.
  3. Siyasette ahlak egemen olmalı.
  4. Refah tabana yayılmalı, sosyal devlet anlayışına geçilmeli.
  5. Cumhurbaşkanı anayasal sınırlarına çekilmeli.
  6. Örtülü ödenek yalnızca Başbakan tarafından kullanılmalı.
  7. Barış eksenli yeni bir dış politika oluşturulmalı.
  8. Gençleri potansiyel suçlu gören anlayışa son verilmeli.
  9. Özgürlüklerin alanı genişletilmeli.
  10. Medya üzerindeki baskıya son verilmeli.
  11. Vergi denetimi siyasi araç olmaktan çıkarılmalı.
  12. Kamu maliyesi şeffaf olmalı.
  13. Özgürlükçü, demokratik bir Anayasa yapılmalı.
  14. Yolsuzluklarla etkin mücadele edilmeli.

19 Haziran: Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in 18 Haziran açıkladığı kesinleşmiş seçim sonuçları, Resmi Gazete’de yayımlandı.

23 Haziran: Deniz Baykal’ın geçici başkanlığında TBMM resmen açıldı ve ilk gündem maddesi gereği 25.Dönem milletvekilleri anayasaya bağlılık temelinde yemin etti. Bugünden sonra olası koalisyon modelini şekillendirebilecek TBMM Başkanlığı seçimi için adaylık başvurusu süreci ve dolayısıyla da kim kiminle dayanışma kuracak tartışması başladı.

27 Haziran: Saat 24.00 itibariyle TBMM Başkanlığı adaylık başvurusu süreci sona erdi. MHP İstanbul Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu 24 Haziran Çarşamba günü, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal 25 Haziran Perşembe günü, AKP Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz ile HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat 26 Haziran Cuma günü aday olarak başvurdu. Baykal’ın adaylığı, olası AKP-CHP koalisyon ihtimali üzerinden yorumlanırken; İhsanoğlu’nun adaylığı 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde CHP-MHP’nin ‘çatı adayı’ olmasıyla dikkat çekti. Ancak İhsanoğlu, aday olarak HDP’yi ziyaret etmeme tavrı sergiledi.

30 Haziran: TBMM’de Başkanlık için 1. ve 2. tur oylamalar gerçekleşti ancak ilk kez sandalye dağılımı itibariyle AKP’nin karşısında birleşmeleri takdirde Başkan seçme sahibi CHP, MHP ile HDP uzlaşması olmadı.

1 Temmuz: MHP Lideri Bahçeli, 4. turda kendi adayları olmazsa ‘Geçersiz oy kullanacağız’ açıklamasıyla gündemi belirledi. HDP’nin Baykal lehine hareket etmesine karşın MHP’nin geçersiz oy kullanmasıyla ‘en çok oy alan aday’ olarak AKP’nin adayı İsmet Yılmaz kendisi de dahil partisinden eksizsiz oy yani 258 oy alarak TBMM Başkanı seçildi. AKP’nin CHP’den lehte oy kullanmaması, Baykal-Erdoğan görüşmesinde koalisyon pazarlığı iddiasını bir anlamda tartışma dışına çıkardı. Ancak muhalefet partileri CHP, MHP ile HDP’nin ortak hareket edememesiyle AKP’nin TBMM Başkanlığı’nı kazanması farklı tepkilere de yol açtı.

Meclis Başkanlığı seçimi sonuçlandığı için teamüller gereği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP adına Davutoğlu’na hükümet kurma görevini yemin töreniyle birlikte vermesi beklendi. Ancak Saray’ın, Anayasa’nın 116. Maddesi uyarınca Başkanlık Divanı seçimini bekleyeceği ortaya çıktı. Oysa teamüller gereğince eğer birinci parti liderine hükümet kurma yetkisi erken verilirse, 45 günlük süreye yaşanacak görüşme trafiği için ilaveten süre kazandırılmış olacaktı.

9 Temmuz: TBMM Başkanlık Divanı Seçimi, Meclis Genel Kurulu’nda gerçekleşti. Böylece hükümet kurulması için 45 günlük anayasal süre başladı. Öncesinde Meclis Başkanı Yılmaz’ın davetiyle gerçekleşmesi gerekli Danışma Kurulu 7 Temmuz’da toplandı. Muhalefet arasında uzlaşma sağlanmadı ve MHP 15 üyeyle, CHP ile HDP ise geçen dönem gibi 18 üyeyle Divan oluşumunu talep etti. Bu durum, AKP’nin Divan üyeleri isimlerini son güne değin bildirmeme gerekçesi de oldu. Sonuçta bugün 18 kişilik Divan, 8 AKP’li, 6 CHP’li, 3 MHP’li ve 3 HDP’li isimden oluştu. Böylece TBMM Başkanlık Divanı’nda; Başkan İsmet Yılmaz, Başkanvekilleri Naci Bostancı, Koray Aydın, Şafak Pavey ve Yurdusev Özsökmenler, İdare Amirleri Tufan Köse, Sırrı Süreyya Önder, Seyfettin Yılmaz, Salim Uslu ve Ahmet Gündoğdu, Katip Üyeler Emre Köprülü, Gülizar Biçer Karaca, Emin Çınar, Erol Dora, Bülent Turan, Sema Kırcı, Fehmi Küpçü ve Mücahit Durmuşoğlu yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu’nun Saray’a davet etti ve beklenildiği üzere anayasal süre başlamışken hükümeti kurmakla görevlendirdi.

13 Temmuz: AKP Genel Başkanı Davutoğlu, ilk kez CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti ve Kemal Kılıçdaroğlu ile 1 saat 40 dakika görüştü. Davutoğlu'nun yanında; Ömer Çelik, Numan Kurtulmuş, Cevdet Yılmaz ve Ayşenur Bahçekapılı’ dan oluşan AKP heyeti vardı. Kılıçdaroğlu'na ise Genel Başkan Yardımcıları Haluk Koç, Selin Sayek Böke ve Faik Öztrak, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi ve Kılıçdaroğlu'nun danışmanlarından Rasim Bölücek eşlik etti. Kılıçdaroğlu, Davutoğlu’na broşür olarak da hazırlanan 14 maddelik koalisyon ilkelerini sundu.

Süreci şeffaf yürüteceğini açıklayan AKP cephesinden ancak basın mensupları arasında ‘akreditasyon’ uygulamasıyla gerçekleştirilen basın toplantısıyla koalisyon görüşmeleriyle ilgili değerlendirmeler zincirinde ilk halka geldi. Davutoğlu, “Bir an önce güçlü bir hükümetin görüşmesini arzu ettiğimizi ifade ettik. Aynı şekilde karşılıklı güven esasına vurgu yaptılar. Niyet ve karşılıklı anlayış içinde görüşmelerin devam etmesi kararına vardık. Nihai bir görüşme değil, bu ilk temastır” dedi.

14 Temmuz: Günün ilk gelişmesi saat 14.00’te Davutoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli ile TBMM’de bir araya geldi. 1 saat 44 dakikalık görüşme sonrası Davutoğlu, yine AKP Genel Merkezi’ndeki basın toplantısında, Bahçeli’nin hükümet ortaklığını tercih etmediğini yeniden teyit ettiğini ifade etti. Ancak AKP ile MHP arasında temaslar yürütmek üzere irtibat isimleri belirleneceğini söyledi. Bu çerçevede AKP’den Faruk Çelik ve MHP’den ise Semih Yalçın iki parti arasındaki diyalog sürecini yürütmeye başladı. Ancak bu görüşmelere ilişkin kamuoyuna açık ve aydınlatıcı açıklamalar henüz gelmedi.

İkinci gelişme olarak ise Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) için üye seçimi TBMM’de yapıldı. MHP, TBMM Başkanlığı ve Divanı ardından üçüncü kez CHP ve HDP ile ters düştü. 9 kişilik RTÜK’te seçim sonuçlarıyla Meclis aritmetiği değiştiği için AKP’den 5 yerine 4 üye olması gerektiğinden 1 üyelik boşa çıktı. CHP ve HDP, geçmişte olduğu gibi TBMM’deki sandalye sayısı eşit partilerden kimin RTÜK’teki boş üyelik için aday göstermesi amacıyla kura çekimi talep etti. Ancak Başkan İsmet Yılmaz, MHP’nin talebi doğrultusunda, yasal boşluk gerekçesiyle HDP ile MHP adayları arasından seçim yapılması yöntemini uygulama kararı aldı. CHP ile HDP’nin teamüller dediği tartışmalara rağmen bu sefer de AKP, MHP lehine tutum sergiledi. 1 üyelik için HDP ile MHP adayları aynı oy pusulasında seçime gidildi. Sonuçta MHP’nin adayı Arif Fırtına, AKP’nin desteğiyle 295 oyla RTÜK üyesi oldu. HDP’nin kadın adayı Filiz Koçali’nin oyu 157’de kaldı ve seçim yönteminin yargıya taşınacağı açıklandı.

Meclis, 1 Ekim Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere tatile girdi.

15 Temmuz: Davutoğlu, ilk kez HDP Genel Merkezi’ni ziyaret etti ve Eş Başkanlar Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ ile görüştü.1 saat 58 dakikalık görüşme ardından Davutoğlu, “HDP ile koalisyonu makul görmediğimi söyledim ama bu HDP’yi yok saymak değil. Makul görmüyorum çünkü 7 Haziran’dan sonra hemen Demirtaş açıklama yapıp AKP ile içeriden, dışarıdan hiç bir koalisyonun içinde asla olmayacağını söyledi. Koalisyon ortaklığı gibi bir görüşme olmadı ama görüşmeye devam edeceğiz” dedi.

HDP adına Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı açıklamayla AKP-HDP görüşmesinde koalisyondan öte Çözüm Süreci’nin konuşulduğu ortaya çıktı. Önder, "Demokrasi ve silah bir arada olamaz. Koalisyon meselesi ele alındı. AKP heyetine adalet, barış ve demokrasi bağlığı altındaki üç temel ilkemizi aktardık. Bir AKP – CHP koalisyonun bu üç başlığı içermesi halinde yapıcı bir muhalefet tutumu alacağımız belirttik" diye konuştu. Dolayısıyla da MHP gibi HDP de kendi pozisyonu için ‘koalisyon hükümeti’ ortaklığı yerine ‘muhalefet’ tanımlamasını yeniden dillendirdi.

20 Temmuz: Suruç’ta canlı bomba saldırısıyla IŞİD üyesi olduğu açıklanan fail ile birlikte 32 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hayatını kaybetti. Bugünden itibaren PKK’nın ‘intikam’ gerekçesiyle asker-polis ölümlerine yol açan saldırılar başlatması, Türkiye gündemindeki ana maddeyi değiştirdi. Türkiye, ‘koalisyon hükümeti’ oluşumunu konuşurken, IŞİD-PKK ile mücadele kararı deklarasyonuyla birlikte ölümleri tartışmayı başladı.

21 Temmuz: Türkiye ana gündemi değişirken, planladığı şekilde partileri adına müzakereleri koordine etmekten sorumlu Ömer Çelik ile Haluk Koç, saat 11.00’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda görüştü. Bu görüşmede, müzakerelere nasıl devam edileceği kararlaştırıldı.

24 Temmuz: AKP ile CHP heyetleri ilk kez Ankara Palas’ta buluştu. AKP’den Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile milletvekilleri Taha Özhan ve Osman Can hazır bulundu. CHP heyetinde ise Genel Başkan Yardımcıları Haluk Koç, Selin Sayek Böke, Faik Öztrak, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi ve Genel Başkan Başdanışmanı Rasim Bölücek yer aldı.

28 Temmuz: AKP - CHP, ikinci kez görüştü.

30 Temmuz: AKP – CHP, üçüncü kez masaya oturdu.

31 Temmuz: Erdoğan, Çin ziyaretinden Endonezya’ya geçişinde uçakta konuştu ve yazılı basın aracılığıyla kamuoyuna bugün yansıyan açıklamasında dışarıdan destekli ‘azınlık hükümeti’ne işaret etti. Dolayısıyla yeniden AKP’ye MHP desteği tartışması ağırlık kazandı. Erdoğan, özetle “Koalisyon görüşmelerinden olumlu sonuç çıktı. Çıkmadığı takdirde, hemen milli iradeye müracaat edelim ki, tekrar kararı millet versin ve böylece de şu andaki durumdan bir an önce kurtulmuş olalım. Seçime götürmek kaydıyla bir azınlık hükümeti pekala mümkündür. Kendisine görev verilen bir partiye diğer bir partinin veya partilerin dışarıdan destek vermesi suretiyle oluşturulacak bir azınlık hükümeti ülkeyi seçime götürebilir” dedi.

1 Ağustos: AKP – CHP, dördüncü kez ancak TBMM’de Mermerli Salon’da buluştu.

2 Ağustos: CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bir TV programında, “Başbakan Davutoğlu bir koalisyon kurmak istiyor. Fakat Cumhurbaşkanlığı’nda oturan kişi izin vermiyor” ifadesiyle dikkat çekti.

3 Ağustos: AKP – CHP, beşinci ve son kez Ankara Palas’ta müzakere masasındaydı. İki parti arasındaki görüşmelerde, CHP heyetine Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan hukuk başlığında ve Genel Bakan Yardımcısı Murat Özçelik dış politika başlığında dahil oldu. Benzer şekilde AKP heyetine ise, AB Bakanı Volkan Bozkır ile Antalya Milletvekili Lütfi Elvan katıldı.

Bu son görüşme ardından Ömer Çelik, "Bize verilen görev çerçevesinde, üstünden geçmemiz gereken bütün konu başlıklarını tamamlamış bulunuyoruz. Hepsi tamamlandı. Heyetler olarak, genel başkanlarımıza ve partilerimizin yetkili kurullarına gerekli sunumu yapacak duruma gelmiş durumdayız. Bütün bu sonuçları genel başkanlarımıza arz edeceğiz. Biz genel başkanımıza bu bilgileri vereceğiz. Kendisi, 'partinin yetkili kurullarıyla birlikte bunları değerlendireceğini' söylemişti, o süreç şu andan itibaren kendisinin takdir ettiği bir takvim içerisinde gerçekleşecektir" diye konuştu.

Haluk Koç, "Baştan söylediğimiz gibi Türkiye'nin bu kritik gündeminde, ülkenin hükümetsiz kalmaması, geniş tabanlı, yüksek profilli, birinci sınıf demokrasiyi hedefleyen bir ülkeyi nasıl oluşturabiliriz yaklaşımıyla siyasi sorumluluğunu, ev ödevini, siyasi ödevini yerine getirmiş oluyoruz" dedi.

4 Ağustos: CHP’de sabah Kılıçdaroğlu’na AKP ile yapılan müzakereler hakkında heyet üyelerince sunum yapıldı.

MHP’den ‘erken seçim’ mi yoksa ‘AKP’nin kuracağı azınlık hükümeti’ne mi destek yönünde tavır takınacağına ilişkin Türkiye kamuoyunda çelişkili olarak algılanan açıklamalar tartışması büyüdü. Son olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, MHP- AKP koalisyonu için Devlet Bahçeli’nin şartlarını ilan ettiğini belirtirken, Davutoğlu’nun ‘Çözüm Süreci bitmedi’ açıklamasını anımsattı. Adan, özetle "AK Parti iktidarı, 80 PKK'lının Meclis’e gelmesine öncülük etti. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Bey, düşüncelerini bazı heyecanlara, günlük birtakım gelişmelere göre vermez. Türk milletinin dünden bugüne ve geleceğe ilişkin temel düşüncelerini belirledikten sonra iradeyi ortaya koyar. Bizim, AK Parti'nin azınlık hükümetini destekleyecek hiçbir görüşümüz yoktur, böyle bir şeye de girmemiz mümkün değildir" dedi. Adan, AKP-CHP hükümetini beklediklerini dile getirdi.

5 Ağustos: AKP’li Faruk Çelik, MHP ile yürüttüğü görüşme trafiğine ilişkin bir TV programında konuştu. ‘Semih Yalçın ile iki kez görüşmem oldu. Oturduk, belki de 1,5 saate aşkın bir süre içinde ikili bir değerlendirme yaptık. Bu bir koalisyon görüşmesi değil. Bu tamamen genel başkanların heyetler halindeki görüşmesinde aralanmış olan kapı mantalitesi çerçevesinde yapılan karşılıklı bilgilendirmelerdir. Her iki partinin olmazsa olmazları ile ilgili kendi aramızda değerlendirmeler yaptık. Ama tekrar söylüyorum; her iki partinin de koalisyon görüşmesi kararı almadıkları için o noktada olmadığı için tamamen iki parti arasındaki diyaloğu içeren görüşmelerdir" açıklaması yaptı.

CHP cephesinde ise son olarak Haluk Koç, AKP ile geldikleri son noktayı özetledi ve “7 Haziran’da sandıktan çıkan milli irade mi Türkiye’nin bundan sonra siyaset akışına yön verecek, yoksa bir başka odağın tek başına geliştirmek istediği kişisel irade mi milli iradenin önüne geçecek?” sözü dikkat çekti. Henüz Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’ndan randevu talep etmediğini de açıklayan Koç, Davutoğlu’nun katılımıyla Yüksek Askeri Şura görüşmeleri yapıldığını anımsattı.

XS
SM
MD
LG