Erişilebilirlik

Adı ‘Partili Cumhurbaşkanı’ Yetkisi ‘Başkanlık’ mı?


Türkiye’de anayasal rejim değişikliğiyle ilgili tartışmada AKP’den “Başkanlık Sistemi” yerine “Partili Cumhurbaşkanı” modeli önerisi gelirken; anayasa uzmanlarına göre eğer yetkileri kapsamında kuvvetler birliği varsa yeni modelde otoriterleşme riski sürüyor.

AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, partisi adına B Planı olarak “Partili Cumhurbaşkanı” modeliyle yeni bir anayasa teklifi sunacaklarını açıklayarak, Türkiye gündemindeki tartışma fişeğini ateşledi.

Canikli “Partili Cumhurbaşkanı”nı nasıl açıkladı?

AKP Grup Başkanvekili Canikli, Partili Cumhurbaşkanı modelini gerekçesini ise 1982 Anayasası’nda yarı başkanlık yetkileri bulunmasına dayandırdı. Canikli, AKP’nin Başkanlık Sistemi’nden vazgeçmediğini de işaret ederek, özetle şunları söyledi:

“Şimdiki sistemimiz, yüzde 70-80 oranında yarı başkanlık sisteminin özelliğini taşıyor. Parlamenter sistemlerde verilen yetkiler semboliktir. Mevcut sistem yarı başkanlık sisteminin özelliğini taşıyor. Esasında bizim B planımızdı bu. Fakat daha dar kapsamlı madde içeren dört-beş maddelik bir anayasa değişiklik teklifini getirmeyi düşünüyoruz. Partili başkanlık sistemini sağlayacak bir değişiklik. Sonraki dönemlerde toplumsal uzlaşma denilen sivil anayasa hayata geçirilebilir. Bu ülke için geleceğimiz için halledilmesi lazım. Yeni bir anayasa değişikliğiyle, kapsamlı olarak bütün kurum ve kurullarıyla başkanlık modelinin monte edileceği bir anayasa değişikliği yapamayacağımıza göre, mevcut siyasi yapıda, o zaman en azından bu ciddi kriz riski taşıyan bu sistemi değiştirelim düşüncesi gündeme geldi.”

Canikli, teklifi Haziran’ın ortasına değin TBMM Genel Kurulu’ndan geçirebileceklerini düşündüklerini vurguladı.

Adı 'Cumhurbaşkanlığı Sistemi' mi?

AKP cephesinden yapılan “Partili Cumhurbaşkanı” açıklaması ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, dikkat çekici bir açıklamaya imza attı. Malkoç, İskenderun Teknik Üniversitesi’nde (İSTE) “Yeni Anayasa ve 2023 Vizyonu” başlıklı konferansta, “Amerikalılar 'Başkanlık Sistemi' diyor. Fransızlar da 'Yarı Başkanlık Sistemi' diyor. Biz 'Cumhurbaşkanlığı Sistemi' diyeceğiz. Bu sistem yerli ve milli olacak. Fransa bunalımdan çıkışını 'Yarı Başkanlık' sisteminde buldu” dedi.

Dokunulmazlıklar ile birleşir mi?

Öte yandan AKP’nin, dokunulmazlıklarla ilgili 2 maddelik teklife ilave bir önergeyle Partili Cumhurbaşkanı ile ilgili teklifi getirebileceği iddia ortaya atıldı. Ayrıca AKP’nin, Partili Cumhurbaşkanı modeliyle ilgili anayasa değişikliği teklifini, kamuoyundaki “kabul” oyunu arttırmak amacıyla terör hassasiyeti nedeniyle dokunulmazlıklarla ilgili teklif ile birlikte halk oylamasına sunabileceği da iddialar arasında.

Mevcut durumda, AKP’nin TBMM’deki 317 sandalyesi tek başına anayasa değişikliği teklifini kabul etmek için gerekli 367 veya teklifi halk oylamasına götürme için gerekli 330 vekil sayısına ulaşmıyor. Ancak hali hazırda MHP’nin dokunulmazlıklarda 40 vekiliyle “kabul” kullanması bekleniyor. CHP’nin de 133 vekili arasından fire vermesi öngörülüyor. Dokunulmazlıklarla ilgili teklifte AKP’nin MHP ile birlikte 376 sayısına ulaşması dolayısıyla sıkıntı yaşanmayacak olmakla birlikte eğer Partili Cumhurbaşkanı teklifi de olursa ne olacağı henüz netleşmiş değil.

Prof. Dr. Özbudun: 'Teklifteki yetkiler önemli'

Geçmişte AKP’nin anayasa yazım ekibinde de yer almış Prof.Dr. Ergun Özbudun, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, sağlıklı yorum için öncelikle TBMM’ye sunulacak teklifi tümüyle görmek gerektiğini vurguladı. Ancak “Partili Cumhurbaşkanı”nın fiilen mevcut durumu işaret ettiğini kaydeden Özbudun, bunun tek başına sakıncalı olmadığını kaydetti. Özbudun, “Eğer beş madde olacağı belirtilen teklifte Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini arttıracak veya Bakanlar Kurulu ile ilişkilerini belirleyen hükümlerde değişiklik olmayacaksa bu üzerinde konuşulabilir bir tekliftir” dedi.

Avrupa Konseyi’ndeki hiçbir ülke anayasasında Cumhurbaşkanı’nın partisiz olmasını zorunlu kılan bir hüküm olmadığını söyleyen Özbudun, “Almanya, İtalya, Portekiz’de de Cumhurbaşkanı parlamento tarafından seçilseler de bir siyasi parti mensubu. Aksi zaten siyaset realitelerine aykırı. Tek başına bu değişiklik sakıncalı değil. Ama o paket, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini daha attıran unsurlarını içerekse mesela Genelkurmay Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’na bağlanmasından söz ediliyor. Mesela genel siyaset yürütülmesinden Başbakan sorumludur” diye konuştu. Özbudun, parti yasağını Türkiye’nin kendi tarihi gerçekleriyle getirmiş olduğunu da ifade etti.

Prof. Dr. Kaboğlu: 'Devleti partizanlaştırma sakıncası var'

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. İbrahim Kaboğlu da, Amerika’nın Sesi’ne, AKP’nin yeni teklifini değerlendirdi.

Partili Cumhurbaşkanı modeli için Fransa ile ilgili örnekte bir bilgi çarpıtması olduğunu vurgulayan Kaboğlu, Fransa’da partiden bir seçim yapılsa da Cumhurbaşkanı’nın partisindeki görevinden ayrıldığını yani genel başkan, genel sekreter gibi görevlerini sürdürmediğini dile getirdi. Fransa’da anayasada detaylar ile belirlenmemiş olsa da bunun gelenekler ile gerçekleştiğini kaydeden Kaboğlu, yine Partili Cumhurbaşkanı için Türkiye’den Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın örnek gösterildiğini ancak bunun doğru bir örnek, bir referans olmadığını söyledi. Kaboğlu, “Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmeye girdiği yeni bir dönemdi, yeni bir devlet inşasıydı. Dolayısıyla doğru bir örnek değildir” dedi.

AKP’nin Başkanlık Sistemi derken Türkiye’nin ihtiyacı olup olmadığını tartışmadan bunu savunduğunu, şimdi ise doğrudan Recep Tayyip Erdoğan için bir model önerildiğini kaydeden Kaboğlu, “AKP’nin, Erdoğan Davutoğlu’nu uzaklaştırdıktan sonra hem Cumhurbaşkanı olsun hem parti genel başkanı olsun hem başbakan olsun biçiminde bir arayışa girdiğini görüyoruz” yorumunda bulundu.

1961 Anayasası’nda İnönü ve Bayar dönemindeki olumsuz deneyimlere tepki olarak “partisiz – tarafsız Cumhurbaşkanı” düzenlemesi konulduğunu da vurgulayan Kaboğlu, şimdi ise devleti bütün olarak partizanlaştırma sakıncası olan bir modelin yeniden gündeme getirildiğini ifade etti. Türkiye’nin politik kültürünü de “çatışmacı” olarak işaret eden Kaboğlu, dolayısıyla da çatışma riskini de arttıracağının altını çizdi.

Kaboğlu: Cumhurbaşkanı’nın önündeki engeller mi kalkacak?

AKP’nin bu son çıkışıyla anayasa değişikliğini sadece bir kişi için öngördüğünü de gösterdiğini belirten Kaboğlu, “Türkiye’nin ister Amerikan tipi ister Fransız tipi ya da şu anda Türkiye tarihindeki tek parti modelinde bir arayış bize tek kişi için anayasa yapımı olacağı konusunda kanıtlar sunmaktadır” diye konuştu.

Malkoç’un “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” gibi sözleri resmi bir propaganda mekanizmasını işletme olarak gördüğünü anlatan Kaboğlu, Erdoğan’ın bugün çizdiği Cumhurbaşkanı profilini işaret ederek, şu hususlara dikkat çekti:

“Bugün anayasa Cumhurbaşkanı, tarafsız yani anayasal kurumlar üstü bir statü öngördüğü halde, anayasaya saygıyı gerekli kıldığı halde, Sayın Cumhurbaşkanı anayasanın 103’ncü maddesine göre bu konuda açıkça namusu ve şerefi üzerine yemin ettiği halde, eğer anayasa bu kadar ihlal edilebiliyorsa bu kadar partizanca bir yönetim mubah görülebiliyorsa bir tür anayasal darbe yoluyla Başbakan görevinden uzaklaştırılıyorsa aynı şahsın partili olduğunda neler yapılabileceğini tahmin etmek zor olmaz. Anayasayı ihlal süreci, anayasa suçu sürecine bir de anayasal bir zemin hazırlanırsa Türkiye’yi keyfi bir yönetime ve Cumhurbaşkanı’nın beklentilerini, hedeflerini uygulamaya koyma yönündeki önündeki tek tük engeller de ortadan kalkacaktır. Dizginlenemez bir eşiğe gelinecek.”

Kaboğlu, başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin geçmişte çok sert sözlerle eleştirdiği İsmet İnönü dönemindeki uygulamayı yeniden hayata geçirmek istemesini değerlendirerek, o dönemin “tek parti” anlamına geldiğini anımsattı. Ancak sonrasında o tek parti eliyle çok partili rejime geçiş yapıldığını da hatırlatan Kaboğlu, şimdi ise çok partili rejimden çıkış ihtimaline vurgu yaptı.

XS
SM
MD
LG