Erişilebilirlik

AB’ye Mülteci Anlaşması Resti


AB-Türkiye mülteci anlaşması, Yunan adalarına geçişte radikal düşüşler sağlasa da insan hakları boyutuyla eleştiriliyor.

AB-Türkiye mülteci anlaşması, Yunan adalarına geçişte radikal düşüşler sağlasa da insan hakları boyutuyla eleştiriliyor.

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında mülteciler konusunda varılan anlaşmaya tepki veren kuruluşlar arasına Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) de katıldı. MSF, bundan böyle AB ve AB'ye üye devletlerin sunduğu maddi kaynaklardan faydalanmayacağını açıkladı

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 18 Mart’ta varılan mutabakat eleştirilerin odağında yer almayı sürdürüyor. Mültecilerle ilgili içeriği bugüne kadar çok sayıda insan hakları örgütü tarafından eleştirilen mutabakata tepki verenler arasına Sınır Tanımayan Doktorlar da katıldı. MSF, bundan böyle AB’den ve üye ülkelerinden mali yardım almayacak.

MSF’ten yapılan açıklamada, “AB devletlerinin uyguladığı caydırıcı göç politikalarına ve yardıma ihtiyacı olan insanları Avrupa kıyılarından uzaklaştırma girişimlerine karşı bir tepki olarak alınan bu karar, hemen yürürlüğe girecek ve MSF’nin dünya çapındaki tüm projelerinde uygulanmaya başlanacak” denildi.

Avrupa Birliği, Türkiye ile varılan anlaşmayı bir başarı olarak görse de MSF aynı görüşte değil. Korunma ihtiyacı olan kişilerin anlaşmanın yol açtığı gerçek insani sonuçları daha iyi anladığını vurgulayan MSF, aralarında reşit olmayan yüzlerce refakatsız çocuğun da bulunduğu 8 binden fazla kişinin Yunan adalarında mahsur kaldığına işaret etti.

MSF’ten yapılan açıklamada, “Bu insanlar, kalabalık kamplarda bazen aylarca vahim koşullar altında yaşadılar. Şu anda da toplu geri gönderilmelere karşı tek savunmaları olan temel yasal yardımdan yoksun kaldıkları için, Türkiye'ye zorla gönderilme endişesiyle karşı karşıyalar. Avrupa’nın kapalı kapılar ardında haklarında yasa çıkardıkları bu ailelerin çoğu, Suriye, Irak ve Afganistan'daki çatışmalardan kaçan kişilerden oluşuyor” denildi.

MSF Uluslararası Genel Sekreteri Jerome Oberreit de yaptığı açıklamada, “Sınır Tanımayan Doktorlar olarak, Avrupa’nın caydırıcılık temelli göç politikalarını ve utanç verici uygulamalarını her fırsatta dile getirdik. İnsanların ihtiyacı olan yardım ve korumayı onlara sunmak yerine, AB - Türkiye anlaşmasıyla bu insanlık dışı durumu bir adım daha ileriye götüren Avrupa, bu haliyle ‘mülteci’ ve ‘sığınma’ kavramlarını dünya genelinde riske attığı gibi, ‘korunma’ kavramını da tehlikeye atmış oldu. Bugün Avrupa'nın mültecilere sunduğu tek teklif, bu insanların umutsuzca kaçtıkları ülkelerde kalmaları mı? Avrupa bu söylem ve politikalarla bir kez daha temel endişesinin, mültecileri kendi sınırlarından uzaklaştırmak olduğunu kanıtladı” ifadelerini kullandı.

MSF’e göre Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki anlaşma, mültecilere ev sahipliği yapan diğer ülkeler için tehlikeli bir örnek oluşturuyor. Oberreit, “Avrupa’nın göç yönetimi ve kontrolünü başka ülkelere devretme girişimi, Suriye’ye dönüş yolu boyunca uzanan kapalı sınırlarla her geçen gün dünya çapında domino etkisi yapıyor. İnsanların geri dönecek bir yeri kalmıyor. Örneğin bugün Azez’de 100 bin kişinin kapalı sınırlar ve cephe hatları arasında mahsur kalması, dünyanın dört bir yanında bir istisna değil, bir kural haline mi geliyor?” dedi.

MSF, ‘insani çözümler’ olarak nitelenen bazı girişimlerin aslında caydırıcılık politikaları olduğunu savunarak güvenlik, sığınma ve korunma ihtiyacı olan insanların acılarını daha da şiddetlendirdiğini savunuyor. Oberreit, “Bu politikalarda insani yardıma dair hiçbir iz yok. Bunlar norm olarak kabul edilemez ve eleştirilmelidir” dedi.

XS
SM
MD
LG