Erişilebilirlik

AB’den Türkiye’ye Yakın Markaj


Avrupa Birliği Perşembe günü Brüksel'de yapılacak zirve öncesinde mülteci krizi konusunda Türkiye'yle bir anlaşma sağlamayı hedefliyor.

Avrupa Birliği Perşembe günü Brüksel'de yapılacak zirve öncesinde mülteci krizi konusunda Türkiye'yle bir anlaşma sağlamayı hedefliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel’de AB yetkilileriyle yaptığı görüşmelerden bu yana AB ile Türkiye arasında son yıllarda örneğine rastlanmayan yoğunlukta bir süreç yaşanıyor

Avrupa Birliği karşı karşıya kaldığı mülteci krizini Ankara’nın işbirliği olmaksızın çözmesinin çok zor olduğunu bildiğinden ve bir an önce çözüm ihtiyacı hissettiğinden Türkiye konusunda alışılmadık mesajlar vermeye başladı.

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk’un, Perşembe günü Brüksel’de 28 devlet ve hükümet başkanını bir araya getirecek Avrupa Birliği Zirvesi öncesinde liderlere gönderdiği davet mektubunda kullandığı, “Türkiye’yle bir anlaşma ancak etkin bir şekilde mülteci akınını azaltırsa anlam taşır. Tavizler ancak bu hedefe ulaşılırsa haklı görülebilir” ifadeleri Brüksel’deki mevcut ruh halini özetleyen bir içeriğe sahip. Verilmek istenen mesajı da “Göç konusunda şartlarımızı kabul edip uygularsanız biz de sizin taleplerinizi görmezden gelmeyiz” şeklinde basite indirgemek mümkün.

Konsey kanadından gelen bu açıklamalar Avrupa Birliği Komisyonu’ndan yapılan açıklamalarla da destekleniyor. Her iki tarafın birbirine ihtiyaç duyduğu vurgusu sıkça dile getirilirken Avrupa Birliği kanadının Türkiye’nin beklentilerini bir derece de olsa karşılamak amacıyla vize muafiyeti konusunda ilk adımı ekonomi alanında atması bekleniyor. Yapılan açıklamalar vize liberalizasyonu sürecinde önceliğin iş dünyasına verileceğine ve genel sürecin de imkanlar dahilinde hızlandırılacağına işaret ediyor.

Pragmatik ve sonuç odaklı bir yaklaşım izlediği görüntüsü veren Avrupa Birliği mevcut kuralları esnetme niyetinde olmamakla birlikte, “geçmiş dönemde atılabilecekken çeşitli nedenlerle atılamayan bazı adımları şimdi atma” yöntemini devreye sokma yaklaşımı sergiliyor.

Vize muafiyeti konusu yıllardır gündemde ve 2013’te de bir yol haritasına bağlandı. Avrupa Birliği, 2013’ten bu yana “Yol haritasındaki kuralları yerine getirdiğinizde vize muafiyeti sağlanır” demenin ötesine geçmiyordu. Gelinen aşamada verilen mesajların tonunun birden bire değişmesinin tesadüfi olmadığı ortada.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden talepleri arasında mülteci krizi bağlamında gerçekçi bir mali yük paylaşımı yer alıyordu. Komisyon’un bu konudaki en somut önerisi 1 milyar Euro düzeyinde kaynağın farklı şekilde kanalize edilerek Türkiye’ye aktarılması yönünde oldu. Ancak bu para zaten Türkiye’ye tahsis edilen fonların farklı kullanılması şeklinde devreye sokulacağından Ankara’yı ne miktar ne de yöntem açısından şu aşamada tatmin etmiş gibi gözükmüyor.

Bir başka beklenti de Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bölge konusunda Avrupa Birliği’nin destek olmasıydı. Bu konu Avrupa Birliği Zirvesi’ne taşınacak. Rusya’nın bölgedeki askeri faaliyetini artırması ve güvenli bölge fikrine net şekilde karşı olması Ankara açısından işleri iyice karmaşık hale getiren bir ortam yaratmış durumda. Avrupa Birliği’nin başından bu yana karşı olduğu bu fikre yönelik çekinceleri Rus etkisiyle iyiden iyiye arttı.

Mülteci krizi konusundaki teknik görüşmeler geçen haftadan bu yana sürüyor. Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Avrupa Birliği Komisyonu’nun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ile Avrupa Birliği Komisyonu’nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos’un Türkiye’ye gelmesiyle de görüşmeler teknik düzeyden siyasi düzeye taşındı.

XS
SM
MD
LG