Erişilebilirlik

AB’de İngiltere Alarmı


İngiltere'deki referandumdan çıkan sonuç sadece bu ülkenin Avrupa Birliği'yle olan ilişkilerini değil Avrupa Birliği'nin yapısını da derinden etkileme potansiyeli taşıyor

İngiltere'deki referandumdan çıkan sonuç sadece bu ülkenin Avrupa Birliği'yle olan ilişkilerini değil Avrupa Birliği'nin yapısını da derinden etkileme potansiyeli taşıyor

İngiltere’deki referandumdan Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı çıkmasının ardından Brüksel bundan sonraki adımları belirlemeye çalışıyor. Avrupa Birliği ayrılık görüşmelerinin bir an önce başlamasından yana

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı Brüksel’de üzüntüyle karşılansa da “ileriye bakma” havası hakim. Sonuçların belli olmasının ardından dünyanın şu ana kadar gördüğü en karmaşık boşanma davasına yönelik ilk hazırlıklar da başladı.

Ayrılık süreci için her şeyden önce İngiltere’nin prosedürü resmen başlatması gerekiyor. İngiltere Başbakanı David Cameron’ın ayrılık müzakerelerini yeni bir başbakanın yürütmesi gerektiğini belirterek ekime işaret etmesi bur sürecin hemen başlatılmayabileceğinin işareti olarak algılansa da Brüksel’deki beklenti bir an önce takvimin işletilmesi yönünde.

Takvimin işlemeye başlaması için İngiltere’nin Lizbon Antlaşması’nın 50’nci maddesine bağlı olarak Avrupa Birliği Konseyi’ne bildirimde bulunması gerekiyor. Bu bildirim yapıldıktan sonra Avrupa Birliği ile İngiltere ayrılığın detaylarını müzakere edecek ve bu konuda bir anlaşma sağlayacak.

Bu anlaşma sağlandığı andan itibaren ya da bildirimden sonra en geç iki yıl içinde Avrupa Birliği antlaşmaları İngiltere için uygulanır olmaktan çıkacak. Ayrılık anlaşmasının altına imza atılana kadar İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne karşı yükümlülükleri ve üyelikten kaynaklanan hakları geçerliliğini koruyacak. İki yıllık süreyi uzatma imkanı olsa da bunun için Avrupa Birliği ve İngiltere’nin oybirliği gerekiyor.

Brüksel’de şu an sonuçtan duyulan bir üzüntü olduğunu söylemek mümkün ama bu sonuca yönelik psikolojik bir hazırlık da yapılmıştı açıkçası. Yapılan açıklamaların hepsi de İngiltere olmadan da Avrupa Birliği’nin bütünlüğünün korunmasına yönelik kararlılık içeriyor.

Bu sabahtan itibaren yoğun görüşmeler başladı. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean Clauda Juncker, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ve Avrupa Birliği Dönem Başkanı Hollanda’nın Başbakanı Mark Rutte bir araya geldi.

Sabah saatlerinde Schulz, Avrupa Parlamentosu’ndaki siyasi grupların liderlerinden oluşan Başkanlar Konfereansı’nı toplamıştı. Yarın da Avrupa Birliği’nin kurucu ülkelerinin dışişleri bakanları Berlin’de bir araya gelecek. 28 Haziran’da Avrupa Parlamentosu olağanüstü olarak toplanacak. Aynı gün Avrupa Birliği liderler zirvesi var. Tablodan da görüldüğü gibi Brexit konusu önümüzdeki gün ve haftalarda Brüksel gündemini işgal etmeyi sürdürecek.

Brexit iyi yönetilirse Avrupa Birliği açısından yeni bir başlangıç ve uzun zamandır ihtiyaç duyduğu değişimin ilk adımı olabilir. Bu saatten sonra değişimin de yüzeysel ve yatay değil, dikey ve kapsamlı olması gerekiyor. Orta ve uzun vadede çok çemberli ve merkeze doğru entegrasyon düzeyi artan bir Avrupa Birliği’yle karşı karşıya kalınabilir. Brexit ve sonuçlarının iyi yönetilememesi ve gelişmelerin doğru okunmaması halinde ise Avrupa Birliği’nin yaşam savaşı vermesi kaçınılmaz olacak.

XS
SM
MD
LG