Erişilebilirlik

ABD'de Sandık Başında Kimlik Tartışması

  • Jeff Swicord

Yakın geçmişte Amerikalılar oy kullanmak için kimlik göstermek zorunda değildi. Ancak bugüne gelindiğinde 30 kadar eyalet seçmenlerin kimlik göstermesini zorunlu kılan yasaları kabul etti. Kimlik konusu her seçim döneminde Amerika’da büyük bir tartışma konusu oldu. Yoğun muhalefete ve dört yıl süren hukuki mücadeleye rağmen Wisconsin eyaleti, ülkedeki en sert seçmen kartı yasasını yürürlüğe koydu. Amerika’nın Sesi’nin “Oy Hakkı Yasası” adlı haber dizisinde bu kez Jeff Swicord, bu tartışmalı kimlik mecburiyeti yasasına el attı ve bunun gelecek yılki Başkan seçimlerinde katılım oranını nasıl etkileyeceğini araştırdı.

Wisconsin eyaletinin Milwaukee kentinde Anita Johnson, eyalet seçim yasasındaki son değişikliklerle ilgili seçmenleri bilgilendiriyor.

Wisconsin, Cumhuriyetçi Partili eyalet meclisleri ve valilerin, seçmenleri kimlik göstermeye zorlayan yasaları kabul ettiği 30 eyaletten biri.

Anita Johnson, “Gelecek seçimlerde fotoğraflı bir kimlik kartı göstermek zorundasınız. Bundan haberiniz var mı? Tabii ki yok” şeklinde konuşuyor.

Yeni yasa, oy kullanmaya gelen eyalet seçmeninin geçerli bir sürücü ehliyeti, kimlik kartı ya da pasaport gibi belge göstermesini zorunlu kılıyor. Yaklaşık 340 bin Wisconsinli’nin geçerli bir kimlik belgesine sahip olmadığı tahmin ediliyor.

Johnson, “Bizi fotoğraflı kimlik belgesi göstermeye zorlayan yeni yasanın amacı son derece açık ve basit: İnsanları oy kullanmaktan caydırmak” diyor.

Wisconsin’in Cumhuriyetçi Valisi Scott Walker, bu yasayı 2011’de imzalamıştı.

Vali Walker’a göre yasa, oy sahtekarlığını önlemeyi amaçlıyor. Walker bunun için tüm meşru seçmenlere ücretsiz geçerli kimlik kartı dağıtılacağını açıkladı.

Scott Walker, “Meşru oy kullanma hakkı olan herkes kimlik sahibi olabilecek. Ancak Wisconsin’de kullanılan her oyun güvenliğini sağlamak da görevimiz,” diyor.

Ama karşıt görüşlüler, bu yasanın seçmeni bastırmayı hedeflediğini, çünkü eyalette geçmişte bir oy sahtekarlığı olayı yaşanmadığını söylüyor.

Wisconsin Üniversitesi siyaset bilimi öğretim üyesi David Canon, kimlik tartışmasının, ülkede seçime katılım oranı konusunda yaşanan ulusal mücadelenin parçası olduğunu söylüyor: “Cumhuriyetçiler, Demokrat Parti’ye eğilimi olan seçmenlerin sandığa gitmesini engelleyerek bunu seçim sırasında kendilerine bir avantaja dönüştürmeye çalışıyor. Demokrat Partililer de bunu seçmenin baskı altında tutulması olarak yorumluyor.”

Tüm bu tartışmaların ortasında kalan 86 yaşındaki Melvin Robertson, hayatı boyunca seçimlere gitmemezlik etmemiş.

Melvin geçerli bir kimlik belgesine sahip değil. Ne zaman doğum belgesini almak için ilçe adliyesine başvursa geri çevrilmiş. Kendisine doğum kaydını bulamadıkları söylenmiş.

Konuşma sorunu yaşayan Melvin, oy kullanmazsa gerçek vatandaş sayılmayacağını anlatmaya çalışıyor.

Melvin Robertson, “Oy vermem gerek. Her oyun önemi var” diyor.

Tüm eleştirilere rağmen Cumhuriyetçi Partililer kale gibi direniyor. Milwaukee Seçim Komisyonu’nun Cumhuriyetçi üyesi Rick Baas, kimlik yasasının azınlık gruplara haksızlık olacağı yönündeki eleştiriye şu yanıtı veriyor: “Ben de bu demografinin bir parçası olarak, azınlıkların kimlik sahibi olamayacak zekaya sahip olmasını hakaret sayarım. Eğer Amerikalıysanız, sizin oy vermenizi isterim.”

Kimlik zorunluluğu artık yürürlükte. 2016 seçimleri de neredeyse kapıda. Ama Anita Johnson gibi eylemciler yılmıyor.

Yasa, eyalet seçmenlerinin yüzde 7 ila 12’sini oy kullanmaktan yoksun bırakabilir. Bu kişilerin zamanında kimlik sahibi olup olamayacağı bilinmiyor.

Wisconsin, seçimin kıl payı farkla belirlendiği salıncak eyaletlerden biri. Böyle bir eyalette uygulanacak kimlik yasasının seçimlerin sonucunu değiştirmesine kesin gözüyle bakılıyor.

XS
SM
MD
LG