Erişilebilirlik

ABD ile Türkiye Arasına Suriye mi Girdi?


Türkiye'nin, güney komşusu Suriye politikası nedeniyle coğrafyasında ve uluslararası camiada yalnızlaştığı iddiası gündemdeki yerini korurken, ABD ile de görüş ayrılığı krizi gün yüzüne çıktı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, Suriye'nin Birleşmiş Milletler kararıyla kimyasal silah imhasına başlaması üzerine "Suriye rejimi övgüyü hak ediyor" demesi Ankara'da sert tepkiye yol açtı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Siz de insansınız, ben de insanım. 110 bin kişiyi öldüren insanın davranışlarını nasıl övgüyle karşılayacağız. Böyle bir şey olabilir mi, soruyorum" dedi.

Suriye konusundaki son gelişmelerin, iki yılı aşkın süredir devam eden iç savaş boyunca uyguladığı dış politika stratejisinden oldukça farklı yönde seyretmesi, Türkiye cephesinde kaygıya ve beraberinde tepkiye yol açıyor. Ankara, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat'ın, 'Esed' diye nitelendirdiği dış politikasında Suriyeli muhaliflere evsahipliği yapma yanında komşusundaki soruna çözüm olarak Esat'ın görevden çekilmesi talebinde ısrarlıydı. Bu talep, Suriye'de kimyasal silah kullanımıyla birlikte tekrarlanırken, ABD başta olmak üzere Batı kamuoyunda askeri müdahaleye onay verileceği yanılsamasıyla yinelendi. Ancak İngiltere gibi ülkelerde Suriye'ye askeri müdahale yapılmasına yeşil ışık yakılmazken, Rusya'nın Esat'ı destekleyen tutumunda geri adım atmaması Türkiye'nin talebini boşa çıkardı. Bu yaşananlardan sonra Türkiye, Esat karşıtı politikasına en azından ABD'nin desteğini sürdüreceğini varsayıyordu ama bugünkü açıklamalar ışığında Ankara'nın yakın geçmişte 'stratejik ortaklık' mesajları verdiği ABD ile de ters düştüğü görülüyor.

İlk açıklama, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'den geldi. Kerry, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği toplantısı nedeniyle bulunduğu Endonezya'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesi çerçevesinde Suriye konusunu değerlendirdi. Birleşmiş Milletler'in 1 hafta önce Suriye'den sahip olduğu kimyasal silahları yok etmesini istediğini anımsatan Kerry, "Açık konuşacağım, Suriye rejimi bunun için övgüyü hak ediyor. Bu iyi bir başlangıç ve biz iyi bir başlangıcı memnuniyetle karşılıyoruz. Süreç rekor denebilecek kadar kısa bir zaman içinde başladı. Rusya'ya işbirliği için, Suriye'ye de gösterdikleri uyum için minnettarız" dedi.

Bu sözlere, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Siz de insansınız, ben de insanım. 110 bin kişiyi öldüren insanın davranışlarını nasıl övgüyle karşılayacağız. Böyle bir şey olabilir mi, soruyorum size. Neticesi ölüm olan, silah ne olursa olsun, ister kimyasal ister diğer silah türleri olsun, bunun neticesi ölüm mü ölüm. O zaman biz buna nasıl övgü gönderebiliriz. Buna övgü gönderebilecek insan ben tasavvur edemiyorum. Kerry'nin de böyle bir açıklama yaptığını zannetmiyorum. Kendisiyle çelişkiye düşer" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin sözlerini Suriye'deki insanlık dramı boyutuyla eleştirdi. Davutoğlu, "Sadece Kerry'nin ifadeleriyle ilgili söylemiyorum. Suriye hakkında konuşan herkes, bu işin ızdırabını çekmiş Suriyeli mültecilerin yüzüne bakarak söyleyemeyecekleri sözü başka yerde söylememeliler. Eğer Suriyeli mültecilere dönüp, 'Suriye rejimi övgüyü hak ediyor' dediğinizde, o Suriyeli mülteciler ne hissediyorsa bunu hissetmedikçe de Suriye krizine çözüm bulmak mümkün değildir" dedi.

Türkiye'nin de öncü rol üstlendiği uluslararası camia baskısı olmasaydı Suriye rejimince gönüllü olarak kimyasal silahları imha yoluna gidilmeyeceğinin altını çizen Davutoğlu, "Kimyasal silahların kullandılğı tablonun hemen ertesinde, herhalde Sayın Kerry de birçok lider de görmüştür, hepimiz anne, baba, aile olarak etkilendik. O yerde yatan çocuk bedenlerinin hesabını da birilerinin vermesi lazım" dedi.

PYD Ankara’da resmileşme yolunda

Buarada Suriye'deki PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in de üyesi olduğu Kürt Yüksek Konseyi’nden bir grup, Ankara’da görüşmelerde bulunuyor. Türkiye tarafından geç anlaşıldıklarını, ancak Türkiye ile dostluk bağı kurmak istediklerini belirten Müslim’in bu mesajları çerçevesinde PDY’nin Ankara’da resmi temsilcilik ofisi açması konusuna Türk Dışişleri’nce olumlu yaklaşıldığı konuşuluyor.

Kürt Yüksek Konseyi Komitesi’nin, Avrupa Birliği Türkiye Delagasyonu ile bazı Avrupa ülkeleri büyükelçileri ile de görüşeceği ileri sürüldü.

BDP’den Öcalan çıkışı

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ise, Suriye’yi gündemine bu kez farklı bir başlık ile taşıdı. BDP, 9 Ekim 1988’de Abdullah Öcalan’ın Suriye’den ayrılmaya zorlanmış olmasının 15’nci yılında Güneydoğu Anadolu’da protesto yürüyüşleri ile kepenk kapatma eylemlerine destek verdi. BDP Grup Başkanvekili İdris Balüken, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Sayın Öcalan’ın 9 Ekim 1998 yılında Suriye’den çıkarılması sürecindeki amaç, Kürtlerin inkar ve imhasına dayalı, Kürt Sorunu’nda çözümsüzlüğü hakim kılacak bir ortamın yaratılması ve yeni Ortadoğu projesinin inşası ile ilgili kanlı bir zemin hazırlamaktı. Bu yolla hem Ortadoğu’da kırk milyonluk bir nüfusa sahip ve dört parçaya bölünmüş Kürt halkını hem de Türkiye halklarını kanlı bir savaşla esaret altına almak amaçlanmıştı” diye konuştu. Bu komploya bugün Suriye’de Rojava devrimiyle yanıt verildiğini savunan Balüken, “Türkiye’de Kürt Sorunu’nun demokratik çözümü halklar tarafından benimsenirken, diğer tarafta Kürt, Türk, Alevi, Nusayri, Süryani, Arap halkları Rojava’da birlikte yaşamın ve eşit yurttaşlığın temellerini attı” dedi.
XS
SM
MD
LG