Erişilebilirlik

ABD Halkı En Bölünmüş Dönemini Yaşıyor


Başkan Obama’nın ikinci döneminde de dış politikada Suriye bir numaralı gündem maddesi. İç politikadaysa ekonomi, göçmenlik reformu ve silah kontrolu çabaları var. Hülya Polat Amerika’nın Sesi Haber Merkezi’nden Jim Malone’la konuştu.

Polat - Başkan Obama Suriye konusunda çok temkinli davrandı bugüne kadar. Obama özellikle Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı konusundaki bilgilerin doğruluğundan emin olmak istiyor, kırmızı çizginin geçilip geçilmediğini değerlendiriyor. Önümüzdeki günlerde nasıl gelişmeler bekleyebiliriz?

Malone - Başkan Obama Suriye’de Esat rejiminin kimyasal silah kullandığı yolundaki bilgileri genişletmek ve dikkatle incelemek istediğini söyledi. Amerika’nın Suriye politikasını yeniden değerlendirmeden önce bu silahlar kullanıldıysa ne boyutta kullanıldığını, kimin kullandığını bilmek istiyor. Yönetim için bu tür silahların kullanılmış olması hayati önem taşıyor ancak yönetimin ne yapacağı sorusunun yanıtı hala açık değil. Bu aynı zamanda Başkan üzerindeki baskıyı da arttırmış durumda çünkü kamuoyu Suriye’ye dışarıdan askeri müdahaleye hiç sıcak bakmıyor. Özellikle de Afganistan ve Irak deneyimlerinden sonra askeri müdahale konusunda halk çok isteksiz. Amerikan askerlerinin ülke dışına gitmesini istemiyorlar. Suriye konusunda bu yüzden asker gönderme ihtimali mümkün görünmüyor. Peki başka seçenekler neler? Uçuşa yasak bölge oluşturulması, bazı isyancı grupların silahlandırılması. Ancak şu anda yönetim ağırdan alıyor. Tabii bir de bu politikanın dünyada nasıl algılandığı sorusu var. Çünkü Başkan kimyasal silah kullanımının kırmızı çizgiyi geçmek olacağını söyledi. Başkan’ın ve Amerika’nın saygınlığı sözkonusu.

Polat - Bugüne kadar konuştuğunuz uzmanların görüşü ne bu konuda? Onlar ne diyor, ne düşünüyorlar?

Malone - Şurası çok açık. Gerek konuştuğum uzmanlar, gerekse kamuoyu yoklamalarının sonuçları ve hem Washington’da hem de seyahatlerimde Amerika’nın diğer yerlerinde gördüğüm şu: Hiç kimse Suriye konusunda öne çıkmak istemiyor. Biliyorsunuz hala Afganistan’da binlerce asker var ve bu askerler 2014 sonuna kadar çekilecek. Yine de sokakta Amerikalılarla konuştuğunuz zaman onlar için artık Afganistan savaşının bittiğini anlıyorsunuz. Daha tamamen geri çekilmedik ama halk, artık oradaki işimizin bittiğini düşünüyor. Geçenlerde Teksas’ta George W.Bush’un Başkanlık Kütüphanesi’nin açılışında yine gündeme gelen Irak savaşı var örneğin. Amerikan halkı Irak’ta savaşa girme kararı konusunda o zaman da bölünmüştü, şu anda da bu bölünme devam ediyor. Tabii bu da kim yönetimde olursa olsun, elindeki seçenekleri çok sınırlıyor. Suriye konusundaki tablo da yönetim açısından böyle görünüyor.

Polat - Son birkaç yıldır Amerika’da ciddi bir bütçe krizi yaşanıyor ve halk ekonomik geleceğinden kaygılı. Gerçi son zamanlarda bazı olumlu gelişme haberleri geliyor ekonomiyle ilgili, ama bu konunun da ekonomiyle paralel gittiğini söylemek mümkün mü? Bu da, askeri müdahale ya da herhangi bir müdahale olasılığını iyice zayıflatıyor diyebilir miyiz?

Malone - Elbette bununla da kısmen ilgisi var. Bugüne kadar Afganistan ve Irak savaşları ve diğer müdahaleler için milyarlarca dolar harcadık. Başkan Obama 2008’de seçildiği zaman da bu önemli bir faktördü, ülke içi sorunlara yönelme ve ekonomiye çekidüzen verme kaygısı vardı. Bu uzun sürdü, hala da devam ediyor. Şu anda en ciddi sorun hala işsizlik. İşsizlik oranı hala yüksek. Dediğiniz gibi olumlu işaretler var ancak Başkan Obama ekonomiyle ilgili olarak verdiği sözleri tutamadı. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu sözleri tutmaya çalışacağına kuşku yok.

Polat - Obama yönetimi, Senato’nun silah kontrol yasa tasarısını reddetmesiyle ağır bir darbe yedi. Bu konu gerçekten de çok önemli Amerika açısından. Tasarının sonbaharda yeniden gündeme getirilmesi mümkün olabilir mi?

Malone - Belki Amerika dışında yaşayanlar için silah edinme hakkı, silah alanların kimliğinin kayda geçirilmesi ve silah kontrolünün neden önemli olduğunu anlamak zor olabilir. Durum şu: Amerika’da silah sahiplerinin Kongre üzerinde çok büyük nüfuzu var ve bu kişiler federal hükümetin silahları izleme, silah satın alacaklar için kimlik kontrolleri yapma veya silah satışlarının kaydını tutma yönündeki herhangi bir girişimi olduğu zaman buna çok kuşkuyla yaklaşıyorlar. Birçok kişi bütün bu önlemlerle ellerindeki silahlara el konulmasından korkuyor. Böyle olunca da silah yanlıları ve karşıtları kolayca çok uç noktalara kayabiliyor. Amerikan Anayasası’nın silah edinme hakkını güvence altına alan 2’nci maddesinin tehlikeye düşeceğini savunuyorlar. Kongre’ye de bu yönde baskı yapıyorlar. Bu yüzden yönetimin Kongre’den çok ılımlı bir tasarıyı bile geçirmesi çok zorlaşıyor. Bu Amerika’da gerçekten çok derin bir konu ve başkalarının anlaması kolay değil. Bu tasarı Senato’da reddedildi ve Temsilciler Meclisi’ne gelemedi ama gelseydi bile Temsilciler Meclisi’nden de geçemezdi. Bu yüzden silah kontrolü Kongre’de her zaman yokuşa sürülecek bir konu olacaktır.

Polat - Göçmenlik reformu da Amerika için çok hassas konulardan biri. Kongre’de tartışılan bir reform tasarısı var. Demokratlarla Cumhuriyetçiler göçmenlik reformu üzerinde anlaşabilirler mi? Bu mümkün görünüyor mu?

Malone - Göçmenlik reformu konusunda silah kontrol tasarısına göre çok daha büyük bir iyimserlik var. Geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısında Başkan Obama da bu konuda iyimser olduğunu söyledi. Senato’da Cumhuriyetçi Marco Rubio ve John McCain’in de içinde bulunduğu partilerüstü bir grup, Amerika’daki 11 milyon kayıtsız göçmenin zamanla Amerikan vatandaşlığına alınmasını sağlayacak bir uzlaşma üzerinde çalışıyor. Artık Cumhuriyetçiler’in birçoğu da bu konunun kendi siyasi çıkarları için önemli olduğunu anlamış durumda çünkü 2012 seçimlerinde Latin kökenli göçmenlerden oy alamadılar. Mitt Romney Latin oylarının sadece yüzde 30’unu alabildi. Latinler ve Asya kökenli göçmenlerin sayısı hızla artıyor, bundan sonraki seçimlerde bu oylar çok önemli olacak. Bu oyları Demokrat Parti’ye kaptırmamak için çalışmaları gerekiyor. Amerika’nın çehresi değişiyor. Bu da politikayı etkiliyor. Cumhuriyetçiler arasında hala reforma çok karşı olanlar var. Başkan’ın Kongre’yle bir uzlaşmaya varıp varamayacağını bekleyip göreceğiz.

Polat - Halk Kongre’deki partizanlıktan şikayetçi. Bu hoşnutsuzluk, bundan sonraki seçimlerde seçmenin oyunu, parti tercihini etkiler mi?

Malone - Amerika’da genel olarak halk Kongre’nin kendi görüşlerini temsil etmediğinden yakınır. Oysa Kongre’yi uzun yıllar izleyen bir gazeteci olarak, bence Kongre’nin halkın görüşlerini gayet iyi temsil ettiğini söyleyebilirim. Sorun şu: Amerika birçok konuda bölünmüş bir ülke. Dolayısıyla halk da bölünmüş durumda, Kongre de. Kongre’deki tartışmalar da bunu gayet iyi yansıtıyor. Silahlar, göçmenlik, eşcinsel evlilik gibi konulardaki tartışmalara bakarsanız, bu bölünmeyi görmeniz mümkün. Ülkenin bazı bölümleri çok muhafazakar ve yeniliklere açık değil. Buna karşılık çok daha ilerici olan bölgeler var. Böyle bir ortamda liderlik yapabilmek daha da önemli hale geliyor. Başkan Obama’ya düşen görev de bu bölünmeleri, ideolojik farklılıkları gidermeye çalışmak ve uzlaşma sağlamak.
XS
SM
MD
LG