Erişilebilirlik

ABD'den Orta Asya'ya Güvenlik Garantisi


Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander'a göre, Amerika'nın Afganistan'dan önemli ölçüde çekilecek olması, Washington'un Orta Asya ülkelerini istikrarsızlık tehdidine karşı yalnız bırakacağı anlamına gelmiyor

Amerika bu yılın sonunda Afganistan’dan önemli miktarda asker çekmeye hazırlanıyor. Washington, geride güvenli bir Afganistan bırakmak istediği gibi, sağlam ilişkilere sahip ülkelerin bulunduğu güvenli bir bölge de bırakmayı amaçlıyor. Ancak gerek Afganistan’da istikrar konusundaki kaygılar, gerekse Avrasya bölgesinde oldukça etkili olan Rusya’nın yarattığı belirsizlik, Amerika’yı olduğu kadar bölge ülkelerini de kaygılandırıyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander bir süre önce üç Orta Asya ülkesi, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ı ziyaret etti. Wallander ziyaretleri konusunda Amerika’nın Sesi Özbekçe Bölümü’nden Nevbahar İmamova’nın sorularını yanıtladı.

Bu yılın sonunda Afganistan’daki tüm askerlerini çekmeye hazırlanan Amerika, bölgedeki durumu göz önüne alarak geride on bin kadar asker bırakmayı planlıyor. Bu kararın ardında yatan etkense, bölgede istikrarsızlığın hala devam etmesi ve yeterli güvenlik ortamının bulunmaması. Bu konuda kaygılanan yalnızca Afganistan değil, bölge ülkeleri de benzer kaygıları paylaşıyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander, bir süre önce ziyaret ettiği Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da bu kaygıları gidermeye çalıştığını söylüyor: “Sanıyorum, Amerika’nın askerlerini çekiyor olması, bölgedeki ortaklarımızı tüm sorunlarıyla baş başa bırakıyormuşuz gibi genel ve talihsiz bir izlenime yol açıyor. Ziyaretlerim sırasında bu kaygıları gidermeye çalıştım. Kaygıları anlıyorum ama yersiz. Amerika’nın Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’la ilişkileri çok güçlü. Ayrıca Afganistan’la güvenlik, ekonomi ve kalkınma alanlarında işbirliğini sürdürme, güçlü ilişkilerimize devam etme yönünde vaatlerimiz var. Diğer bir kaygı da güvenlikle ilgili. Güvenlik sorumluluğunu devretme konusunda yalnızca Afganistan’la değil, bölge ülkeleriyle ilgili de planlarımız var ve ziyaretlerim sırasında bu planları ayrıntılı bir şekilde anlatma fırsatı buldum. Amerika, bölgedeki tüm ülkelere, kendi güvenliklerini sağlayacak kapasiteye ulaşma konusunda yardım etmeye her zaman hazır. 2014 sonrası hazırlıklarımıza başladık. Bölgedeki tüm ülkelerle güvenlik ilişkilerimiz var. Her ülke farklı olduğu için bu ilişkiler de kendine göre farklı. Her ülkenin farklı gereksinimleri ve çıkarları var. Bundan dolayı güvenlik ilişkilerimizi her ülkeye göre biçimlendiriyoruz. Sınır güvenliği mi önemli, modernizasyon çabaları mı? Bu konularda bölgedeki ortaklarımıza yardıma her zaman hazırız ve bu politikamızı kendilerine iletme fırsatı buldum.”

Bölgede belirsizliği arttıran bir başka unsursa Rusya. Amerika’nın, Moskova yanlısı ayrılıkçılara destek vererek Ukrayna’yı karıştırmakla suçladığı Rusya’nın, bir sonraki adımını hangi ülkeye atacağı bilinmiyor. Bu da eski Sovyet cumhuriyetleri arasında ciddi rahatsızlığa yol açmış durumda: “Bu ülkelerin Rusya’yla uzun süredir devam eden kültürel bağları ve ortak geçmişleri var. Bu ilişkilere bölgedeki halklar da, liderler de çok değer veriyor. Amerika da buna saygı duymak zorunda. Ancak son ziyaretimde de edindiğim izlenim, Rusya’nın ağırlığını yalnızca Ukrayna’ya değil, Avrasya’da da hissettirmeye çalıştığı yönünde kaygı var. Baltık devletlerinin kaygıları da aynı yönde. Rusya büyük bir ülke. Rusya’nın, hareketlerinin komşuları tarafından kaygı, hatta korkuyla izlendiğini anlaması gerek. Bunlar yersiz korkular değil. Rusya’nın Ukrayna’daki faaliyetleri bunun göstergesi. Bu doğal olarak Amerika’nın politikalarını etkiliyor. Çünkü biz de uluslararası toplumun tüm üyelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğüne güçlü bir şekilde destek verme konusunda kararlıyız ve yıllardır bu yönde çok yoğun çalıştık. Uluslararası toplumun tüm üyelerinin eşit egemen güçler olarak muamele görmesi yönünde temel güvence ve anlayışa sahip olmamız gerekiyor. Uluslararası toplumun üyeleri belki güçlü ya da zayıf olabilirler, ama uluslararası hukuk karşısında birbirlerine eşit egemen güçler olarak saygı duymak zorundalar. Her anlaşmazlık eninde sonunda çözülür. Her kaygı görüşmeler yoluyla giderilebilir. Ama öncelikli olarak uluslararası ilişkilerin temelini oluşturan saygıya dayanmak zorundayız. Rusya’nın Ukrayna konusunda bu ilkelere saygı göstermiyor olması, uluslararası sistem içindeki ülkeleri kaygılandıran bir unsur. Biz, bölgedeki ülkelerle ilişkilerimize yeni yatırımlar yapmaya çalışıyoruz. Bölge ülkelerine düzenlediğimiz ziyaretlerde Amerika’nın bu ilişkilere verdiği önemi vurguluyor ve ortaklarımızın kaygılarına kulak veriyoruz.”

Celeste Wallender, Amerika’nın Rusya politikalarında önemli bir otorite ve Başkan Barack Obama’ya özel danışmanlık yapıyor. Amerika’nın Sesi Özbekçe Bölümü’nün sorularını yanıtlayan Wallender, Washington’un bölge politikalarını belirlemede Rusya’nın da etkisi olduğunu söylüyor, ama Moskova’nın öncelikli tehdit olduğu görüşünü paylaşmıyor: “Lider konumunda olan bir ülke ne yazık ki önündeki çok sayıda tehdide karşı hazır olmak ve ciddiye almak zorunda. Afganistan konusundaki kaygıların daha acil olduğuna inanıyorum. İstikrarsızlık ve belirsizlik beklentisi nasıl bir tehditle karşı karşıya kalacağımızı da bilinmez kılıyor. Rusya’nın diğer komşuları üzerinde bir baskı oluşturması, bir nebze bu ülkeden kaynaklanan belirsizlik kaygılarını tetikliyor. Bununla birlikte krizin yalnızca Ukrayna’yla sınırlı kaldığı yönünde genel bir kanı var. Rusya uzun vadede uğraşılacak bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu da bize bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi güçlendirmede zaman kazandırıyor.”

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Rusya ve Avrasya Dairesi Direktörü Celeste Wallander, bölgesel önceliklerinin Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi ülkelerle var olan ilişkileri daha sağlam bir düzeye oturtmak olduğunu belirtiyor.

XS
SM
MD
LG