Erişilebilirlik

ABD’de Demokrasi ve İslam Tartışması

  • Bernard Shusman

11 Eylül saldırılarından bahseden Trump, Müslümanlar’ın Amerika’ya karşı cihada girişmek istediğini söyledi ve “Başka bir seçeneğimiz yok” dedi.

Trump’un bu sözleri Cumhuriyetçi Parti içinde büyük çalkalanmaya neden oldu. Demokratlar da tartışmanın dışında kalmadı.

Trump’un sözlerinden bir ay sonra Başkan Obama bu görüşe karşı çıktı. Obama, “Siyasetçilerin Müslümanlar’a hakaret etmesi bizi daha güvenli kılmaz” diye konuştu. Birliğin Durumu konuşmasında konuyu gündeme getiren başkan, bu görüşün “tümüyle yanlış” olduğunu belirtti.

Peki tüm bu tartışmalar hakkında Müslümanlar ne düşünüyor?

İslam Hukuku Demokratik Prensiplere Dayanıyor

Müslümanlar kendilerini Amerika’ya ait hissettiklerini, çünkü demokrasinin kendilerine yabancı olmadığını söylüyor. Müslüman dinadamı Feisal Abdul Rauf, İslam hukukunun temelinde demokratik prensipler bulunduğunu söylüyor.

Abdul Rauf, Amerika’nın Sesi’ne Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin İslami hukukun amaçlarıyla paralel olduğunu söyledi. Abdul Rauf’a göre yöneticilerin seçmenlerin oylarıyla meşruluk kazanması İslam hukukuna son derece uygun.

İslam dünyasıyla Batı arasındaki ilişkileri iyileştirme ve hoşgörüyü arttırma amacı taşıyan Corboda Girişimi’nin kurucusu olan Feisal aynı zamanda İslami Devleti Tanımlamak adlı kitabın yazarı.

Abdul Feisal Amerika’daki birçok Müslüman’ın Amerika’nın geldikleri ülkelerden çok daha İslami olduğunu söylediğini, kendisinin de böyle düşündüğünü söylüyor. Abdul Feisal doğma büyüme Amerikalı.

Din adamının kitabı İslam bilginleri ve İslami liderlerle görüşmeleri içeren 6 yıllık bir çalışmanın ürünü. Uzmanlar arasındaki görüşbirliği, İslam’ın 6 amacı bulunduğu sonucuna varmış. Bunlar yaşamın, onurun, mülkiyetin, ailenin, aklın ve dinin korunması. Tüm bunlar Amerikan yaşam biçimine uygun.

Müslümanları Ülkelerine Yollamak “Mümkün Değil”

New Jersey’de yaşayan genç Müslüman dinadamı Mahmut Mahmoud, yerel topluma yardım için çalışıyor ve Amerika’da Müslümanlar ve gayrimüslimler arasındaki bağların önemine inanıyor. Mahmoud da Feisal gibi Amerika’da yaşamın diğer Müslüman ülkelerden daha İslami olduğunu düşünüyor.

Mahmoud, Amerika’daki yaşamı olmayanlarla tanımlıyor. Müslüman ülkelerde adam kayırmacılığın, yolsuzluğun, kadına karşı şiddetin, yoksulluğun, yoksulların temek haklarının ihlalinin ve sosyal adaletsizliğin son derece yaygın olduğunu söyleyen Mahmoud, Amerika’ya bakıldığında insanların kendilerini özgürce ifade ettiğini belirtiyor.

Mahmoud, Amerika’nın yolsuzlukla mücadelesi ve diğer konulardaki durumunun son derece dine uygun olduğunu söylüyor ve bu değerlerin her dinin temelinde yer aldığını belirtiyor. Mahmoud, komşulara ve yoksullara yardım konularına bakıldığında bunların tüm dinlerde kabul gördüğünü söylüyor.

İmam Feisal Amerika’nın ve Müslüman dünyasının ayrılamayacağını söylüyor. Amerika’nın Müslüman dünyasında birçok çıkarı olduğuna ve dünya nüfusunun yüzde 25’ini Müslümanlar’ın oluşturduğunadikkat çeken Feisal, Amerika’nın Irak, Afganistan ve Türkiye’de üsleri olduğunu da hatırlatıyor. Feisal’a göre Amerika, Müslüman dünyayla iç içe ve buralarda ekonomik çıkarlara sahip.

Feisal bu nedenle Trump’ın adaylığının temelsiz olduğunu düşünüyor.

Trump’ın Amerika’da Müslüman görmek istemediğini söyleyen Feisal, ancak bu konuda bir eyleme geçildiği anda Amerika’nın Müslüman dünyayla ilişkisinin ne kadar yakın olduğunun su yüzüne çıkacağını ve bu nedenle Trump’ın önerdiği yaklaşımın destek görmeyeceğini olduğunu belirtiyor.

XS
SM
MD
LG