Erişilebilirlik

AB’ye Mesaj: ‘Vize Serbestisi Psikolojik Eşik’


TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, “Biz sadece vatandaşlarımıza 53 senedir devam eden süreçte psikolojik eşik aşılsın istiyoruz. Artık nesiller kayboldu, o süreç başlangıcında yer alan nesil göçüp gitti. Artık insanlarımızda bir rahatlama olsun. Vize serbestisinin tek getireceği budur yoksa bunun haricinde bize getireceği yok” dedi.

16 Aralık 2013’te Ankara’da imzalanan Türkiye –AB Geri Kabul Antlaşması kapsamında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize serbestisi Ekim 2016’da getirilecekti.

Mülteci krizi kaynaklı görüşmeler neticesinde vize serbestisi uygulaması geriye çekilmişti. Ancak AB,72 kriterden 5 yasal mevzuat ile ilgili kriter sağlanmadığı gerekçesiyle vize serbestisini uygulamaya koymuyor.

Geçtiğimiz günlerde AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, vize serbestisi ve teknik görüşmeler için “Bütün şartları istisnasız olarak yerine getirdiklerinde.. Görüşmeler kesinlikle en az Ekim'e kadar devam edecek fakat gittikçe yaklaşıyoruz” açıklamasıyla dikkat çekti.

Büyükelçi Haber’in istifası

Son olarak Türkiye – AB ilişkilerinde AB’nin Türkiye Büyükelçisi Hansjörg Haber’in istifasıyla birlikte neler olacağı merak konusu. Amerika’nın Sesi, ilişkilerdeki tabloyu, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’a sordu.

Mehmet Kasım Gülpınar AB büyükelçileriyle

Mehmet Kasım Gülpınar AB büyükelçileriyle

Gülpınar, Haber’in istifasını sürpriz olarak niteledi.

Gülpınar, “Bizim için de sürpriz gelişme oldu. Uzun yıllardır teamülde çok rastlanmış bir şey değil. AB Temsilcisi olarak görev süresi de yeni başlamış sayılır henüz başlayalı 1 yıl olmuştu. Önümüzdeki günlerde daha net şekilde değerlendirme imkanına sahip olacağız. İstifa gerekçelerini kamuoyuyla paylaşırlarsa öğrenmemiz, değerlendirme yapmamız açısından daha sağlıklı olacaktır. Bizim için A şahsı veya B şahsı, istifası ya da yerinde kalmasından öte Avrupa Birliği ile ilişkiler önemli. Sonuçta şahıslar üzerinden yürüyen bir ilişki değil bu. Büyükelçi değişikliği olacak, mutlaka yeni bir atama yapılacaktır. Belki diyaloğu daha canlandırmak adına atama yapılır. Eski büyükelçimizin diyalog kapılarını çok da açık tutmadığından dolayı da böylesi bir karar ortaya çıkmış olabilir. Yeni gelecek kimliği ve yapısını da hep beraber analiz etmek durumundayız” dedi.

Teknik bir engel yok mu?

Gülpınar, “İnişli-çıkışlı bir süreç yaşıyoruz. Vize serbestliği konusunda işin sonuna gelmiş iken artık nihai adımları atacağız derken izlediğiniz gibi bütün kamuoyunca izlenildiği gibi alt üst, ters yüz oldu” dedi.

Meclis AB Uyum Komisyonu olarak 72 kriteri tamamlamak ve ilgili kanunları yetiştirmek için yoğun bir mesai harcadıklarını kaydeden Gülpınar, AB’nin teknik sorun olduğu yönündeki açıklamasına ilişkin şunları söyledi:

“Ben teknik bir engelin olduğu kanaatinde değilim. Burda özellikle karşılanmayan 5 kriter kast ediliyor. Teknik olarak küçük nüansları olan çabukça acele olarak halledilebilecek kriterler. Ama özellikle bir husus var ki Türkiye kamuoyunun yakından takip ettiği iş terör meselesine geldiği zaman ben bunu siyasi olarak değerlendirmek durumunda kalıyorum. Europoll bağlantısı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve kurum yapısı çözülmeyecek şeyler değil, üzerinde geliştirilebilecek teknik meseleler. Terör meselesi muallakta bir konu ve ucu açık bir mesele. AB’nin çok da kafasının berrak olmadığını gözlemlediğimiz bir konu. Diğerleri somut konular iken şimdi böyle soyut bir konu üzerinden sürecin yürütülmeye çalışılması siyasi bir engel mi var sorusunu gündeme getiriyor.”

İkili temaslarında ve Avrupa Parlamentosu’nda meseleyi müzakere ettiklerinde Avrupalı meslektaşlarını ön yargılı gördüğünü belirten Gülpınar, “Kafalarını net görmüyoruz. Bir kısmı açısından da meseleye hiçbir şekilde objektif olmayan tek yanlı bakış açısıyla yaklaştıklarını müşahede ediyoruz” görüşünü aktardı.

'Mülteciler ile vize serbestliği ayrı değerlendirilmeli'

AB ile ilişkilerde mülteci krizi ile vize serbestisini bağlantılı gibi konuşmaktan kaynaklı bir sıkıntı yaşandığını vurgulayan Gülpınar, Türkiye açısından vize serbestisi uygulamasının bir hak olduğunu belirterek, AB ile ilişkilerdeki son durumu şöyle özetledi:

“Bu iki konuyu kesinlikle ayrı değerlendirmek gerekiyor. Mülteci pazarlığı üzerinden Avrupa kamuoyunda ve Avrupa Parlamentosu’nda bize yönelik eleştiriler var, sadece bize yönelik değil kendi iç siyasetlerinde de bu konuyu sık sık gündeme getirip bazı siyasi parti temsilcileri Türkiye’nin sanki böyle bir pazarlığa oturduğunu ve o pazarlık neticesinde böyle bir imtiyaz koparmaya çalıştığını, kopardığı yönünde de hiç de hoş olmayan algı operasyonları var. İşin aslı, normal şartlarda 2013’te AB Uyum Komisyonu’nda da görüştüğümüz Geri Kabul Antlaşması neticesinde 2016’yı da telaffuz etmeyelim 2017 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize serbestisi konusunda ayrıcalık, imtiyaz sağlanacaktı. O zaman ne mülteci krizi, ne mültecilerle ilgili bir sıkıntı vardı. Avrupa’nın hiçbir şekilde gündeminde olmayan bir konu. Ama meseleyi dönüp dolaştırıp bu ikisini aynı bağlamda ele almak maalesef Türkiye’ye yapılmış en büyük haksızlık. Açık şekilde ifade etmek istiyorum vize serbestisi dediğiniz zaman Ekim’de girmesi gereken ancak Haziran’da girmemesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin bir tek vatandaşının ne üzüldüğünü ne bundan dolayı sıkıntıya düştüğünü veya endişe duyduğunu zannetmiyorum.”

‘Türkiye üzülmez’ vurgusu

Vize serbestisi üzerinde neden durulduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya yönelik hassasiyetini de anlatan Komisyon Başkanı Gülpınar, sözlerine şöyle devam etti:

“1963’ten beri devam eden, 53 senedir devam eden AB sürecinde artık bir psikolojik eşiğin aşılması olarak biz bunu hep değerlendiriyoruz. Vize serbestisi dediğiniz zaman giden zaten gidiyor. Diplomatik pasaportu, görev pasaportu olan sporcusu, sanatçısı ya da turist olarak maddi imkanları olan da zaten giden gidiyor. Geri kalan vatandaşların da AB’ye bir an evvel vizesiz gidelim gibi bir talebi yok. Biz sadece 53 senedir devam eden süreçte psikolojik eşik aşılsın istiyoruz. Artık nesiller kayboldu, o süreç başlangıcında yer alan nesil göçüp gitti. Artık insanlarımızda bir rahatlama olsun. Vize serbestisinin tek getireceği budur yoksa bunun haricinde bize getireceği yok. Bilakis vatandaşımız vize serbestisi olursa Avrupa’ya turist olarak gideceklerdir. Ama şimdi turizm malum durgunluk yaşıyor. Biz şimdi dışarıya turist olarak gideceklerine içeride turizmi canlandırmalarını daha çok isteriz. Böyle bir dezavantajı dahi var. Bazen şantaj, tehdit gibi ifadelerin kullanıldığı Avrupa Parlamentosu’nda oturumlar yapıldı. Avrupalı parlamenterlerce “Türkiye’nin şantajına niye boyun eğiyorsunuz?” diye sözler sarf edildi. Oysa mülteci krizi ve Geri Kabul Antlaşması ayrı bir konu. Bu ikisine birbirine bağlantı kurup Türkiye mülteci krizinden dolayı bir şey elde etmeye çalışıyormuş görüşünü de çok yadırgıyorum.”

Yine de TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı olarak umutlu olmak durumunda olduğunu kaydeden Gülpınar, “Benim de umudum kırıldı dediğim noktada sıkıntı olur. AB ile bağlantı birkaç müesseseden birisi. Ümitli olmak durumundayım. Diyalog kapısını her zaman açık tutmalıyız” diye konuştu.

AB’ye Kürt Sorunu’na yaklaşım eleştirisi

Aynı zamanda AKP Şanlıurfa Milletvekili olan Gülpınar, kendisi için “Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım” ifadesini kullandı, terör sorunuyla ilgili bilgi birikimi ve bölge insanı olarak ciddi tecrübeleri olduğunu söyledi. Gülpınar terör konusunda AB’nin çok objektif olmadığını söyledi. Gülpınar, “AB ile müzakere sürecimizi topyekun ele aldığımızda maalesef AB, tek taraflı bakıyor ve bizim gibi diğer Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını dinleme ve gözetme ihtiyacı duymuyor. Böyle bir bakış açısı olmaz. Sadece bir siyasi ve dünya görüşü peşinden gitmek veya sadece bir siyasi partiyle diyalog kurup sadece onların dedikleriyle hareket edip politikanızı belirlemek objektiflik kriterlerine tamamen aykırıdır” dedi.

Her şeye rağmen ümidini koruduğunu vurgulayan Gülpınar, son alarak Ankara’daki AB elçilerini Şanlıurfa’da özel bir seyahat programında ağırladı. Gülpınar, Şanlıurfa’da diyaloglar kurduklarını belirterek, “Davetli büyükelçilerden görüş almak lazım ama ev sahibi olarak misafirperverliğimizi gösterdiğimizi düşünüyorum. Kimi eşleriyle kimisi çocuklarıyla beraber geldi, güzel bir aile ortamı oluştu. Bu diyalog kapılarını gerçekten açık tutmamız lazım. Bu ikili ilişkilerin de önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Sonbaharda Türkiye’ye vize serbestisi verileceğini düşündüğünü kaydeden Gülpınar, “Teknik görüşmeler devam ediyor. Mesela terör konusu sıkça gündeme getiriyoruz, kamuoyu aşina oldu. Terör konusunda AB tam olarak ne istediğini ifade etmiyor. Ama teknik müzakereler sonucunda Europoll yapısıyla ve terör konusunda ne istediği ortaya çıkacak. Bu konulardaki durum netleşirse Komisyon da üzerini düşeni yapar” dedi.

Gülpınar, son olarak Türkiye açısından da İngiltere’de 23 Haziran’da AB ile ilgili referandumda nasıl bir karar verileceğinin önemli olacağına işaret etti.

XS
SM
MD
LG