Erişilebilirlik

AB Yardımını Kampların Statüsü Engelliyor


Avrupa Birliği Komisyonu'nun İnsani Yardımlardan Sorumlu Üyesi Kristalina Georgieva, Güven Özalp'in sorularını yanıtladı.

Avrupa Birliği Komisyonu'nun İnsani Yardımlardan Sorumlu Üyesi Kristalina Georgieva, Güven Özalp'in sorularını yanıtladı.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun İnsani Yardımlardan Sorumlu Üyesi Kristalina Georgieva, Suriye’den kaçanlar için hazırlanan kampların standardının yüksek olduğunu ancak statülerinin doğrudan mali yardım açısından engel oluşturduğunu söyledi.

Türkiye aylardır süren krizde Suriye’deki olaylardan kaçanlara kapısını ilk aşamadan itibaren açtı. Kampların standardı diğer ülkelere göre oldukça yüksek olsa da gelinen aşamada her geçen gün artan mülteci sayısı nedeniyle Ankara, yük paylaşımı talep ediyor. Türkiye’den “yük paylaşımı” konusunda en fazla eleştiriyi ise Avrupa Birliği alıyor. Avrupa Birliği Komisyonu’nun İnsani Yardımlardan Sorumlu Üyesi Kristalina Georgieva ise eleştirilerin pek de haklı olmadığı, doğrudan mali yardımın önündeki en önemli engelin Türkiye’deki kampların statüsü olduğu görüşünde.
Suriye’deki insani durum her geçen gün kötüleşiyor. Sizdeki son rakamlar nedir?
Maalesef durum çok çabuk kötüleşiyor ve kötüden en kötüye doğru gidiyor. Mülteci sayısı 400 bine yaklaştı. Suriye içinde yardıma ihtiyacı olanların sayısı 2.5 milyon civarında. 1.2 milyon kişi yerlerinden edildi. Bunlardan 625 bini kadın ve sağlık hizmetinin sıfır olduğu ortamda 65 bini ya hamile ya da yeni doğum yapmış durumda.
AB’nin ve üye ülkelerin yaptığı yardım miktarı ne aşamada?
Yardım oranı 320 milyon euro civarına ulaştı. Bütçenin artırılması yönündeki çalışmalarımız da sürüyor.
Türkiye’ye doğrudan AB yardımı konusunda yaşanan sorunun temelinde kampların statüsü mü var?
Türkiye’deki kampların yönetimi Türk hükümetinde. AB kuralları gereği hükümetlere doğrudan mali yardım yapamıyoruz. Para desteği konusunda karar verebilmem için bunun ortaklık anlaşması içinde bulunduğumuz kurumlar üzerinden yapılması gerekiyor. Bunlar da Birleşmiş Milletler’in ilgili ajansları ve sivil toplum örgütlerinden oluşuyor.
Diğer ülkelerdeki kamplar BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) yetkisinde. Türkiye’de ise UNHCR geri planda kalıyor.
Doğru ama krizin boyutunun ve olumsuz etkisinin iyiden iyiye artmasıyla birlikte Türkiye de UNHCR’ın alanda daha fazla faaliyet göstermesine izin vermeye başladı. UNHCR’ın rolünün arttığı oranda bizim yardım yapmamız da kolaylaşır.
Size kampların statüsünün değişeceği yönünde bilgi geldi mi?
Bu yönde bir niyetleri yok ama UNHCR’a daha fazla rol verme eğilimi var.
Teknik olarak durum bu kadar netken AB neden Türkiye tarafından yardım etmediği gerekçesiyle eleştiriliyor?
Neden bu tür bir yaklaşım içinde olduklarını Türk yetkililere sormanız daha yararlı olabilir. Krizin boyutu başlangıçta tahmin edilenin çok ötesine geçti. Haziranda Türkiye’yi ziyaret ettiğimde mülteci sayısı 20 bindi. O zaman bana verilen bilgi Türkiye’nin 50-55 bin mülteciyi kabul edebileceği yönündeydi. Şimdiki sayı ise 130 bin. Bu durum Türkiye’nin hesaplarını da etkiledi. Sorunu kendi başına göğüslemeyi hesaplıyordu şimdi ise uluslararası işbirliğine ihtiyacı var. AB insani yardım konusunda her zaman sorumlu bir yaklaşım sergiledi.
Türkiye’ye daha fazla yardım sağlamanın başka yolu yok mu?
Şu an Türkiye’de bir görevlimiz bu konuda temaslarda bulunuyor. Kızılay üzerinden yardımı artırmanın yolları üzerinde duruyoruz. Daha fazla destekte bulunmamıza olanak sağlayacak bir yol bulacağımız konusunda ümitliyim. Türkiye’nin ekonomisi güçlü ve kapasitesi yerinde ama buna rağmen Suriye krizinden etkilenir hale geldi. Türkiye için katılım öncesi fonlarından mülteci sorununda kullanılmak üzere yardım aktarılmasının yolları üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye açısından çalışmalarımızı sadece mali destek konusuna değil Suriye krizi nedeniyle bölgede yaşanan ekonomik sıkıntıya da odaklanarak yürütüyoruz.
Geçtiğimiz haftalarda AB Bakanı Egemen Bağış, Birlik ülkelerinin de Suriyeli mültecileri kabul etmesi gerektiğini söylemişti. AB içinde bu yönde bir plan var mı?
Bazı üye ülkelerimiz bu çağrıya olumlu yanıt verdiler. Almanya 5 bin kişi, İsveç 2 bin 500 kişi kabul edeceğini duyurdu. Başka ülkeler de var ancak şu an itibarıyla Suriyeliler arasında Avrupa ülkelerine gitme yönünde yoğun bir talep yok ama bu durum değişebilir. Ben Komisyon üyesi olarak üye ülkelere sürekli kalbinizi açın, ceplerinizi boşaltın ve sınırları açık tutun mesajı veriyorum.
Türkiye’deki kampları diğer bölge ülkelerindekilerle karşılaştırdığınızda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?
Türkiye, diğer ülkelere oranla daha iyi hazırlanmış durumda ve standartların ortalamanın çok üstünde olduğunu söyleyebilirim ama o da zorluklar yaşıyor. Sayılara bakın. Geçen nisanda toplam sayı 8 bindi. Şimdi ise bir günde geçenlerin sayısı 8 bini bulabiliyor. Ufukta çok kısa vadede siyasi çözüm olmaması bu sayıların daha da artması sonucunu doğuracaktır. BM, mülteci sayısının 700 bine ulaşacağını öngörüyor. Artık sorun sunulan hizmetin sürdürülebilirliği olacak. Bu aşamada Türkiye, güvenlik sorunu gerekçesiyle dışlama yerine UNHCR’ın uzmanlığından daha fazla yararlanma yoluna gitmeli.
İnsani yardım konusunda gündeme gelen koridor, tampon bölge, sınırda yardım gibi yaklaşımlarda sorun mu var?
Evet bu konuda sorun yaşıyoruz. Haritaya bakın, çatışma bölgelerine bakın nereye koridor açacağız, nereye tampon bölge kuracağız? Koridorların sadece insani yardım için kullanılacağını nereden bileceğiz? Tampon bölgelerin Suriye’nin bütünlüğünü bozmayacağı garantisi var mı? İnsani yardım görevlilerini kim koruyacak? Bu zor sorulara net cevaplar bulmadan uygulamaya geçemeyiz.
XS
SM
MD
LG